• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Trabzon 19 °C

Operasyon yerli mi yabancı mı?

Hasan Kurt

İstanbul ve Ankara polisi, 3 Temmuz 2011 günü sabahı ne yapmışsa 17 Aralık 2013 sabahı da hemen hemen aynı şeyleri yaptı. Operasyonların ilki şike, ikincisi Rüşvet! Operasyonların ilkinde Türkiye’nin en büyük kulübünün başkanı dahil onlarca spor adamı göz altında, ikincisinde Bakanların çocukları, bürokratlar, banka genel müdürü, işadamları!

3 Temmuz öncesi Türkiye’de daha da büyük operasyonlar gerçekleştirilmişti. Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk Operasyonları gibi..

AKP iktidarında gerçekleştirilen bu operasyonların hemen hepsinde, cemaat parmağı aranmıştı. Bilemiyoruz belki de vardı. Ama hiçbir zaman şu şu operasyonu cemaat yaptı diyemedik.

Bugüne kadar yapılan operasyonlar siyasi miydi?

Bu sorunun cevabı ‘Havet’ dir!

Bir de dünden bugüne, bu operasyonunun veya öncekilerin arkasında kim var sorusu soruluyor.

Darbeler, muhtıralar ne kadar dış bağlantılı ise bu tür büyük operasyonlar da mutlaka dıştan az-çok bağlantılıdır.

Ancak, bu tür operasyonları dış güçlere veya içteki bazı gruplara bağlamak yanlıştır. Hedef şaşırtmadır.

Rahmetli Erbakan Hocanın danışmanı meşhur iktisat Profesörümüz Osman Altuğ Hoca, ekonominin kayıt altına alınması konusunda yıllardır yazar-konuşur. Hoca kayıt dışı ekonominin siyaseti de dizayn ettiğini söyler... Ki doğrudur.

Seçimlerde partilerin, özellikle de iktidar partisinin veya kazanma şansı yüksek olan partinin yaptığı harcamalar çoklarını hayrete düşürür!

Bu son operasyonun soruşturması devam ederken, İstanbul Emniyetinde 5 şube müdürü görevden alınıyor, iki savcı daha atanıyor.

Kimileri karartmadan, delil yok etmeden bahsediyor.

Bu aşamadan sonra kim ne yaparsa yapsın, beyaz, sarı, yeşil duvara sıçrayan çamuru ne kadar silersen sil izi kalır.

 

xxx

 

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, ‘Hiçbir tehdide boyun eğmeyeceğiz. İstedikleri kadar çirkin yollara tenezzül etsinler, kirli ittifakların içine girsinler, buradan bir kez daha tekrar ediyorum, Türkiye’de artık söz milletindir. Karar milletindir. Yetki Milletindir. Mühür Milletindir’ şeklindeki sözlerini çokları cemaate meydan okuma olarak niteliyor.
Başbakan hızını alamıyor ve “Kimin ne hesabı varsa, kendilerine güveniyorlarsa 30 Mart’ta seçim var, o seçime girsinler, hesabı orada milletle görsünler. Türkiye bir muz cumhuriyeti değildir. Türkiye, milletin çiğneneceği, milletin kararlarının yok sayılacağı 3. sınıf bir kabile devleti değildir. İçeriden ya da dışarıdan hiç kimse benim ülkemi karıştıramaz, benim ülkemde çirkin tuzaklar kuramaz” diyor! 

Başbakan bunları söylüyor, diğer yandan yazılan ve çizilenlere bakılırsa devlet bankasının genel müdürünün ayakkabı dolabındaki ayakkabı kutularında 4.5 milyon dolar, başka birinin yatak odasında para sayma makinesi, öbür yanda birilerine verildiği iddia edilen milyonlarca dolar. Başbakanın ifadesine göre bu işler bir tezgah!

İnşallah öyledir. Ve öyle olmasını da umut ediyorum.

xxx
 

Başbakanın bu söylemine karşılık cemaatin sözcüsü konumundaki Hüseyin Gülerce ise, “Bu bir devlet operasyonudur” şeklinde yorum yapıyor.

Eğer bu olay bir devlet operasyonu ise, akla hangi devletin operasyonudur sorusu geliyor.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde hala devlet içinde bir başka devlet mi var? Yoksa başka bir devletin operasyonu mu? Gülerce, muhtemelen devlet içindeki devletten bahsediyor!

T.C.’de devlet içinde bir değil birkaç devlet var. Ben de öyle düşünüyorum.

Devlet içinde devlet olması veya bu operasyonu bir gücün yapması çıplak kralı örtmüyor!

xxx

 

Başbakanın söylemlerinden hareket ederek;

1- Başbakan ortaya çıkan bu tabloyu fırsata dönüştürme gayreti içersinde 2- Başbakanın bu operasyondan önceden haberi yok. Başbakanın haberi yoksa demek ki kontrolü tamamen kaybetmiştir… 3- Başbakan zevahiri kurtarmak için hamle yapıyor.

Bana göre Başbakan durumu kurtarmanın peşindedir. Kurtarır mı kurtarmaz mı, bilemiyorum.  Fenerbahçeliler tüm belgeler, bilgiler ortada ve ayrıca mahkemelerin verdiği karara rağmen hala şike yoktur diyorsa, AKP’ye oy veren seçmenin önemli bir bölümü de bu operasyon tuzaktır, Müslümanları iktidardan uzaklaştırmak isteyenlerin oyunudur, diyecektir. Ve parti de bu görüşü topluma kabul ettirmek için çalışacaktır.

Bu olayın çözüm ile mözüm ile bana göre ilgisi yok.

Sonuç olarak; AKP iktidarı yoruldu. AKP’nin kadrosu 2001-2002’de partiye katılanları saymazsak ki çeyrek yüzyıldır hatta daha uzun bir süre aynı isimlerden oluşuyor. Partide yenileme olmazsa, kokuşma olur. AKP aslında bu yenilemeyi teşkilatlar bazında yapıyor ama Ankara’da yapamıyor. Yaptığında da dışardan birileri ana kumandaya dahil edilmiyor. AKP yenilemeyi Ankara’da yapsa, bu tür olaylarla karşılaşmayacak, diye düşünüyorum. Çünkü, toplumun en az yarısı din ile sosyal yardımlarla, paylaşımla AKP’ye teslim olmuş vaziyette. Bu gerçeğin yanında bir başka gerçek daha var o da, AKP’nin kendi zenginini yaratma gerçeği. Kendi zenginini yaratırken, bir başkasını ezersin. O zaman da bu tür olaylarla karşılaşırsın! Bu tür olaylarla karşılaşmamak için adil olacaksın!

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.