• BIST 73.350
  • Altın 132,258
  • Dolar 3,5336
  • Euro 3,7581
  • Trabzon 8 °C

ORADA BİR KÖY VAR UZAKTA!

Gürsel ÖZGÜR

Şimdilerde bir moda var, organik. Organik süt, organik domates, organik zeytin, organik diye liste uzuyor.

Demek ki inorganik yani organik olmayanlarda var. Hem de fazlası ile yani doğal yetiştirilmeyenler, katkı maddeliler. Peki, eskiden organik denerek(denerek diyorum çünkü bunların denetimini kimin yaptığı belli olmadığından) satılan herhangi bir şey var mı idi? Yoktu, ne oldu öyleyse, her şeyi sorumsuzca kirlettik ve tükettik. Artık hangi ayda hangi meyve/sebze çıkar bilmiyoruz. Ocak ayında ne çıkıyor?

Evet, size sordum, cevapladınızsa iyisiniz o zaman, ama bunlar haricindekileri de alıyorsunuz değil mi? Suç sizde değil, hükümetler vatandaşını koruma sorumluluğunu yerine getirmiyor, esas suçlu onlar. Unutmadan, Ocak ayında çıkan meyve/sebzeler; brüksel lahanası, pırasa, kereviz, greyfurttur.

Neden hükümetler suçlu açıklayalım. Anayasanın ilgili maddeleri;

Madde 44 – Devlet, toprağın verimli olarak işletilmesini korumak ve geliştirmek, erozyonla kaybedilmesini önlemek ve topraksız olan veya yeter toprağı bulunmayan çiftçilikle uğraşan köylüye toprak sağlamak amacıyla gerekli tedbirleri alır.

Madde 45 – Devlet, tarım arazileri ile çayır ve meraların amaç dışı kullanılmasını ve tahribini önlemek, tarımsal üretim planlaması ilkelerine uygun olarak bitkisel ve hayvansal üretimi artırmak maksadıyla, tarım ve hayvancılıkla uğraşanların işletme araç ve gereçlerinin ve diğer girdilerinin sağlanmasını kolaylaştırır.

Hal böyle iken bu maddeler özellikle son yıllarda maalesef uygulanmamış, tarım ve hayvancılık gerilemiştir. Yanlış politikalar sonucu mercimeği Kanada’dan, pirinci Rusya’dan ithal eder duruma düştük. Türkiye nüfusunun %75’i köylerde yaşarken bu oran her geçen yıl azalarak devam etmiştir. Oysa Mustafa Kemal Atatürk, ‘’Bu milletin asıl sahibi, efendisi üretici olan Köylüdür’’ diyerek köy ve üreten köylüyü taçlandırmıştır. Sanayi toplumu olmak demek tarım ve hayvancılığı ihmal etmek, yok saymak olmamalıdır. Köyler için gerekli girişimler yapılmadığından insanlar ihtiyaçlarını gidermek üzere iş bölgelerine şehirlere gitmişlerdir. Bu göçler şehirlerdeki var olan sorunların daha da artarak günümüzde çözülemez duruma gelmesine neden olmuştur. Köylerden göçü heyelan felaketine benzetebiliriz, bunu önlemenin yolu orayı ağaçlandırmadır, yani köyden kente göçü önleme köy kalkınmasından geçer. Bu konuda önemli çalışma ve girişimler olmuştur.

“İdeal Cumhuriyet Köyü’’ Projesi bu konuda yapılmış çok değerli bir çalışmadır. Bu proje 1937 yılında Trakya Umumi Müfettişi Kazım Dirik tarafından yaptırılmıştır. Bu planda 43 yapı bulunmaktadır. Okul, ebe ve sağlık korucusu, revir, kooperatifler, spor alanları, damızlık ahır, mandıra, değirmenler, fabrika, hayvan mezarlığı, köy gübreliği, Pazar yeri, aşı durağı gibi her gereksinimi karşılayacak ve bilimsel gelişmenin sağlanabileceği bir köy-kent.

Atatürk’ün manevi evlatlarından olan Afet İnan’a, bu çalışma ekonomik kalkınma konusunda esin kaynağı olmuş ve 1972 yılında Cumhuriyet gazetesindeki yazısında bu konuyu dillendirmiş ve gerçekleştirilmesi yönünde çok çaba sarf etmiştir. Proje Bülent Ecevit tarafından ’’Köy-Kent Projesi’’ olarak CHP Programına dâhil edilerek, 1978 yılında Ecevit başkanlığında, CHP iktidarı döneminde Van ve Bolu'da birer köyde uygulanmaya başlamış ama 1979'da yapılan ara seçim sonrasında CHP'nin iktidardan ayrılması ile sonuçlandırılamamıştır. Daha sonra Ordu’nun Mesudiye ilçesindeki dokuz köyü kapsayan projede içme suyundan telefon santralına, kütüphaneden kooperatife, fabrikadan okula eksiksiz bir sosyal ve ekonomik yapılaşma gerçekleştirildi.

Erdoğan hükümeti göreve gelince, trilyonlarca lira harcama yapılan Köykent Projesi askıya alındı. Maalesef birçok önemli başarılı girişimler(Halkevleri, Köy Enstitüleri gibi) nasıl engellendiyse bu projede öyle gerçekleşememiştir. Keza, 1928 yılında kurulan ilk uçak fabrikası ABD Hükümetinin 1948-1951 arasında yaptığı Marshall Planı yardımı(137 milyon dolar) sonucunda üretim durdurulmuş ve kapatılmıştır. Ders alabilirsek ne ala.

1970’li yıllarda ‘’Ne Amerika Ne Rusya, Tam Bağımsız Türkiye’’ diye bağırır duvarlara yazardık şimdi de ‘’Ne Amerika Ne AB, Tam Bağımsız Türkiye’’ diyerek duvarlara yazılıyor.

Nasıl bağımsız oluruz?

Şöyle; bilime önem vererek, icatlar yaparak, nitelikli insanları yönetici yaparak, dini sosyal hayatın etki alanından çıkararak, yargının bağımsızlığını sağlayarak, hırsızları, yalancıları cezalandırarak(üzülerek görüyoruz ki hırsızlık suçu iddiası ile yargılanması için yüce divana gitmesi gereken 4 bakan hakkında komisyondan gerek olmadığı kararı çıkıyor ve yangından mal kaçırırcasına delillerin yok edilmesi kararı çıkartılmak isteniyor),  feodal sistemi her ne pahasına olursa olsun kaldırarak,  dinsel-etniksel-etiketsel ayırımcılığa son vererek.

Son söz: Orada bir köy var uzakta.(Hayden Maçka’yaJ)

***

Bir araştırma şirketinin son anketine göre en güvenilir kurum olarak çıkan TSK % 83 gibi yüksek oranla yine birinci sırada. O zaman akla şu soru geliyor. Uydurma iddialarla yüzlerce TSK personeli hapse girerken bu % 83 nerede idi? Toplumsal tepki bağlamında ne yazık ki kıllarını bile kıpırdatmadılar. Kanaatim korku imparatorunun başarılı olduğu yönündedir ki ‘’haksızlığa karşı susan dilsiz şeytandır’’ sözünün de unutulmaması gerekir. Bugün başkalarına yapılan haksızlıkların yarın kendisine yapılacağı hep akılda tutulmalı ve toplumsal tepki her zaman demokratik hak olarak kullanılmalıdır. TSK da ders çıkarmalı, halk ile bütünleşmenin, kucaklaşmanın yollarını daha çok aramalı ve bulmalıdır.

Diğer bir konuda hemşerimiz şehit polis Kenan Kumaş’ın Fransa’da öldürülenler kadar basında yer almamasıdır. ‘’Je suis Charlie’’ diyenler ‘’Hepimiz Kenan Kumaş’’ız diyememiştir. Küresel güçler tabiri caizse eline küçük bir diken batsa feveran ediyor, ama insanlık ve demokrasi havarisi kesilen bu güçler dünyanın değişik yerlerindeki katliamlara ve teröre gıkını çıkarmıyorlar. O zaman yukarıda yazdığım gibi ’’Ne ABD Ne AB’’ diyebilmek için bağımsızlığın koşullarını yerine getirebilmek için çok çalışmalıyız.

Sağlıcakla kalın, saygılarımla…

 

 

  • Yorumlar 2
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    YERİN KULAĞI
    • Soylu ile ne konuştu?
    • Akyazı’nın aylık faturası 60 bin lira!
    • Avrupa Birliği'ne tam üyelikteki açmaz!
    • Necdet Kıran Yazıcı, Kemerkaya-Ganita!
    • Başkent’te 48 saat!
    • TOKİ yetkililerinin dikkatine!
    • Usta ve Çubukçu ile muhatap olurum!
    • Sebahat Ülker ve 24 Kasım!
    • Türkiye’min durumu rüyalarıma giriyor!
    • Antalya maçı sonrası Ersun Yanal ne istedi?
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.