• BIST 110.932
  • Altın 175,132
  • Dolar 4,0581
  • Euro 4,9812
  • Trabzon 11 °C

ORTAHİSAR-BÜYÜKŞEHİR

Osman Necip SEVİNÇ

Ortahisar Belediyemiz geçenlerde Meydan parkında 2 günlük bir çalıştay düzenleyerek Trabzon’un dünü bugününü tartıştı.
Güzel ama yetmez! Yetmedi de zaten…
Çalıştay oturumundaki konuşmacılar genellikle makam sahibi, hayatında toplu taşıma araçlarına binmemiş, sokak aralarında yürümeyen, fincancı katırlarını ürkütmekten kaçınan, ne şiş, ne kebap yansın misali düşünenlerden olurlar…
Arkadaş!.. Yok mudur Trabzon’un 100 yıllık eski aileleri, tecrübe ile donanmış, halkın içinden gelen, kimseye gebe olmayan, Trabzon kültürü ile donanmış, eski yeni sentezini yapabilen insanlar…
Neden bu değerli duayen ailelerin mensupları ve halk konuşturulmamış?.. Gaye basında görülmek, konuşmuş olmak mı? Trabzon’a yakın zamanda göçen veya atama sonucu tesadüfen gelenlerin bakış açısı ile uzun yıllardır bu şehri solumuş  ve ebediyete kadar bu şehirde kalacak insanların dünkü deneyim ve görselleri ile bugünkü görüşleri bir olur mu?
Bu insanların görüşleri, çözüm önerileri, teklifleri yöresel veya genel bazda kimseyi hiç mi ilgilendirmiyor?
Korkmayın konuşturun, Trabzon’umuzun duayen insanların!... Demokrasi çok sesliliktir. Hep atanmışlar konuşacak, halk dinleyecek mi? Halk sizce cahil mi?
Gelelim sorunun aslına; Biliyor musunuz Trabzon Ortahisar İlçesinin etkin çalışma alanı ve iş iradesi bazında % 80’inin üstündeki kısmı Trabzon Büyükşehir Belediyesinin elinde, garibim Ortahisar İlçe Belediyesi % 20 hakimiyet ile hizmet edecek hem de mevut yeterli teknik elemandan noksan kadrosu ile…
Şimdi sorarım size; Büyükşehir Belediyesinin büyük ekseriyetini teşkil eden ilçe belediye başkanları ve kontenjanlı üyeler mi Trabzon Merkez Ortahisar Belediyesinin imarı ve haklarını önceliğe alır, yoksa Ortahisar’da doğmuş,  büyümüş, yerleşmiş insanlar mı?
İlçe üyeleri doğal olarak kendi ilçelerinin sorunlarının çözümüne öncelik verecektir ki kim olsa böyle yapar.
Peki, 350 bin kişinin yani Trabzon ilinin yarısının yaşadığı Ortahisar ilçesinin tekliflerini, projelerinin geçmesini, haklarını Büyükşehir belediye meclisinde kimler savunacak?
Tabi vicdanlı üyeler diye cevaplayacaksınız! Doğrudur.
Eee peki! Ortahisar Belediyesinin % 80’nin üzerinde iradesi elinde olan Büyükşehir’in atılacak birçok adımı isterse husumetle, çekememezlikle veya keyfi olarak engellemesi mümkünse bu hakkın kanun ile de belirlenmiş olması doğal mıdır, doğru mudur?
Ortahisar Belediye Meclis Üyelerinin Trabzon merkez için üretecek doğru projelerin bile engellenebileceği şüphesi ile verimli çalışabilmeleri güç değil mi?
Bu konjonktür dahilinde böyle bir yasa çerçevesinde yetki karmaşası kavga getirir kavga… Hele de kavgayı sıkıştırmayı seven iradeciler olursa…

ZEKİ MÜREN

Televizyonlar “Zeki Müren Vefat Etti” haberini geçtiğinde biliyorum ki milyonlarca insanın yüreği titremişti. Yıl 1996 idi. Sanat güneşi batmıştı. Yaşantısı ve tavırlarını onaylamadığımız ama sesine, müziğine hayran olduğumuz, şarkılarını dilden düşürmediğimiz Zeki Bey…
Ama bana göre tüm aykırılarına rağmen ona olan esas sevgi Allah vergisi yetenekleriyle eşsiz klasik Türk müziğimizeydi.
1930’lu 1940’lı yıllar Türk müziğinin devlet katından ve TRT’den kovulduğu yıllardı. Radyoda Paris’ten 5 çayı yayınlanırken Türk müziği resmen yasaktı. Bürokrasi penguen gibi kıyafetlerin giyildiği opera, arya ve senfoni gecelerine giderken halk Dede efendiyi, Saadettin Kaynak’ı, Selahattin Pınar’ı özler ama dinleme imkanı bulamazdı. İşte sonrasında Türk müziği üzerinden baskılar kalkınca 1950’li yılların başlarında mükemmel bir Türkçe hayranlık uyandıran yorum gücü ve harikulade akıcı sesi ile Zeki Müren, ortaya çıktı. “Bir demet Yasemen” ile “Gözlerinin içine başka hayal girmesin” belki yüz yıllarca söylenecek…  
Peki popçu Tarkan’ın hangi şarkısı 50 yıl sonra bilinecek. Yolla mı, şımarık mı, hepsi senin mi, mi? Dillerde gezer mi dersiniz..? Yok yok mümkün değil! Zeki Müren, pop icat etse şimdi hatırlanır mıydı?
“Koklamaya kıyamam benin güzel manolyam” bilip te şimdi mırıldanmayan var mı? Unutmayalım ki; Bir toplumda ancak kendisine ait olan şeyler kalıcı olabilir. İşte klasik Türk müziği bu yüzden güçlü. Dün Zeki Müren’i çıkarttı, bugün başkalarını… Çünkü Türk müziğinde (arabadan atladı, pantolonu patladı) gibi zırvalar yok.
Şimdi soruyorum; 1930’lu 40’lı yıllarda Türk müziği baskı altındayken dinlemek zordu. Peki bugün serbest ama özel televizyon kanalları için geçerli olan para olmadığı için klasik Türk müziğine gereken ilgi yok. Kulaklarımızın pası silinmiyor. Eee bu müziğimizi önemle sergilemek için önce milli olmak gerek tabi. Son olarak şunu ekleyelim ki; İyi ki Trabzon’umuzda klasik Türk müziğini icra eden çok değerli müzik gurupları var. Onlar ile ne kadar iftihar etsek azdır, sağ olsunlar.

HEP GÜLELİM BİRLİKTE GÜLELİM

Yıl 1985, başta rahmetli Nihat Karanis ağabeyim olmak üzere rahmetli Kemal Dursun, M.Emin Dursun, Mehmet Saltoğlu, Fuat Öztürk, ben ve ismini sayamadığım 6 arkadaş ile Karayolları misafirhanesinde hem yemek yiyoruz hem de Nihat ağabeyimizin fıkralarını dinleyerek kahkaha atıyoruz.
Saat 22.00, misafirhanenin lokantası hemen hemen boş, yalnız köşede kravatlı bir bey efendi tek başına yemek yiyor. Onun yalnız hali uzaktan bizi izlemesi Nihat Ağabeyimin dikkatini çekti. Garsonu çağırdı “kim hu adam?” diye sordu. Garson, “Ağabey….iline ataması yapılan emniyet müdürü” deyince gidip onu bizim masaya davet etti. Müdür bizim masaya oturunca, “Uzaktan sizi izliyordum. Bu kadar neşeli bir yemek masası görmedim. İnanın imrendim” dedi.  
“Hoş geldiniz” dedik ve servisi yapıldı. Biraz sonra Nihat abi yine fıkralara başladı. Arada bir anlattıklarının heyecanı ile ayağa kalktı. Bazen doktor Kemal Dursun, abiye takılıp üzerine fıkra anlattı ve yine ilk kahkahaları patlattı. O arada gözümüz emniyet müdürümüze de takılıyor. Nihat abi fıkrayı bitirince tüm masa sakinleri kahkahayı patlatıyor. Müdür bey ancak yarım dakika sonra hatta bizim kahkahalar bitince gülüyor da gülüyor. Kahkahası gırla.
Bu durum Nihat abimizin gözünden de kaçmadı ve müdüre, “sen nerelisin müdür?” diye sordu. Müdür bey, “İzmirliyim” dedi. Nihat abi bu cevabı alınca şöyle devam etti; Tevekkeli değil, deminden beri bizim fıkralardan yarım dakika sonra, hatta yeni fıkraya ben başlarken ancak anlayıp, gülüyorsun, demek senin kafa Zeybek hızı ile çalışıyor. Hamsi ye müdürüm, hamsi ye. Valla hızın artar.
İnanır mısınız? Bu tespite en çok hoş görülü emniyet müdürü güldü. Ama gözüm doktor Kemal Dursun abiye kayınca mahcubiyetten kızardığını gördüm. Tanıyanlar bilir. Aynen briç oynarken yanlış yaptığındaki gibi kızardı. Allah (c.c) ikisine de gani gani rahmet eylesin. Trabzon’umuzun popüler insanlarının sayısını artırsın.

 

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.