• BIST 93.399
  • Altın 210,529
  • Dolar 5,4585
  • Euro 6,1610
  • Trabzon 9 °C

Oya Çebi “CESARET BULAŞICIDIR”

Oya Çebi “CESARET BULAŞICIDIR”
Trabzonspor Dergisinin son sayısında yayınlanan Oya Çebi, dikkat çekti


Tam bir Trabzon kızı. Hırslı, mücadeleci, öğretmen oldu ama hayalinden vazgeçmedi. Fırsatını yarattı, azmini kaybetmedi be Habertürk Tv’nin spikeri olarak çocukluk hayalini gerçekleştirdi. Trabzonspor fanatiği olan Oya Çebi’nin hayat öyküsü gençlere örnek, olgun kadınlara umut olacak. Keyif alarak okuyacağınız o röportaj Trabzonspor’un dergisinin 153.sayısında okuyucuyla buluştu. Sevecan Tunç sordu, Alaattin Kazancı fotoğrafladı.
İşte o röportaj;
ÖĞRETMENDİ,  SPİKER OLDU
Oya Hanım, sizin yaşam öykünüz bazıları için müthiş bir idealizm örneği, bazıları içinse tam bir maceraperestlik. Birkaç sene öncesine değin Araklı’da Türkçe öğretmeniyken, şimdi sizi ekranlarda görüyoruz. Bu serüveni sizin ağzınızdan dinleyelim mi?

Ben bir kadın için en ideal mesleğin öğretmenlik olarak görüldüğü bir ailede büyüdüm. Öğretmenlik okudum ama içimde hep spiker olma arzusu vardı. Düşünün ki okuldaki öğretmen arkadaşlarım benim bu tutkumu bildiklerinden bir konferans yahut bir konuşma olacaksa, mikrofonu direk bana verirlerdi. Konuşmanın, etkinliğin, sunumun olduğu her yerde ben vardım. Müdürlerim “Tamam Oya, artık bunda da sen görev alma” derlerdi. Ama işte çocukluk hayali… Ortaokuldan itibaren araştırmalar yapardım, bulduğum belgeselleri izlerdim, kitaplar okurdum spikerlikle ilgili. O kadar büyük bir hayaldi ki öğretmen olduktan sonra dahi vazgeçemedim. Ve hayat bir şekilde beni arzu ettiğim yere getirdi.
ONLAR BİTTİ DEDİ O BAŞARDI
Hayat, öyle durduk yere kimseyi bir yerlere getirmez ki… Sizin bu başarınızın ardında müthiş bir azim ve cesaret hikayesi var.
Teşekkür ederim. Çevremdekilerin benim için habercilik hayali artık bitti dediği noktada ben bunu yaşadım. 20’li yaşlarımın ortalarındaydım. 4-5 yıllık öğretmendim. Trabzon’da ailemle beraber düzenli bir yaşantım vardı. Ama bir gün, televizyonda gördüğüm bir haberle tüm hayatım değişti. Uğur Dündar haberleri sunarken şöyle bir cümle kullandı: “Ben bir okul açıyorum ve bu okulda yeni öğrenciler yetiştireceğim. Bu öğrencilerden beğendiklerini yanıma alacağım; onları haber dünyasına kazandıracağım.” İzledikten sonra, “Ben gidiyorum” dedim. Bizimkiler “Nereye gidiyorsun? Ne güzel bir mesleğin var, öğretmensin, sigortan var, maaşın var” dediler, “Her şeyi geride bırakıp yeniden sıfırdan mı başlayacaksın?”
BABASI KÜSTÜ…
Ve siz her şeyi göze alarak yeni bir hayata yelken açtınız.

Tabi, bedeller ödeyerek üstelik! Babam bu kararımdan sonra bir süre bana küstü. O, evlenme çağı gelen kızı için böyle bir maceraya atılmayı gereksiz buluyordu. Ama inanıyordum ki bu bir fırsattı; ben bu haberi boşu boşuna izlememiştim. Her şeyi bırakıp İstanbul’a geldim. Tamamen bir öğrenci gibi sıfırdan başladım. Uğur Hoca’nın Müjdat Gezen Sanat Merkezi’ndeki (MSM) kursuna yazıldım. Ailem ve İstanbul’daki arkadaşlarım bana çok yardımcı oldu. Çünkü çalışmıyordum. Sonra kursa devam ederken bir dershanede öğretmenliğe başladım. Çünkü kendi paramı kazanıp kendi ayaklarımın üstünde durmak istiyordum. Günde dört saat uykuyla hem öğrenciliği hem öğretmenliği bir arada götürmeye başladım.

34640461_450886672002076_2449771340442370048_n.jpg34511286_450886795335397_5556671534711439360_n.jpg34645118_450886832002060_5773434681554894848_n.jpg34665445_450886702002073_4594948539464810496_n.jpg
TAM BİR TRABZON KIZI
Hayatınızı tamamen değiştirecek bir sürece girmenizde tek etken spikerlik hayali miydi? Yoksa yaşadığınız yerden, Trabzon’dan sıkılmanız rol oynamış olabilir mi?

Sanmıyorum. Ben Trabzon’u çok severim. Çok büyük bir kent değil; ama çok sevdiğim, sıcak insanlarına, doğasına hayran olduğum ve belki de ileride tekrar yaşamayı isteyeceğim bir yer. Üstelik ben üniversite eğitimim için Kars’a gidene kadar hep Trabzon’da yaşamıştım. Ama Trabzon’da Araklı’da güzel bir çocukluk geçirdim. Sıkıldığımı hiç hatırlamam… Çok başarılı bir öğrenciydim ve her şeyi başarma isteğim vardı; o yüzden de her şeye atlardım. Folklor oynardım, voleybolcuydum, tiyatrocuydum, sunuculuk yapardım, okulda da çok iyi başarılar elde ederdim.
Yani sınırlarınızı zorlamayı hep sevmişsiniz… 
Evet, evet… Hiçbir zaman ‘yetinen’ bir insan olmadım. Resim yarışmalarına katıldım; yağlı boyada derecelerim var. Ses yarışmalarına katıldım; birinciliklerim var. Yaşım geçti demedim; bu yaşta piyano eğitimi almaya başladım. 
Peki MSM günlerine dönelim tekrar. Kursta Uğur Dündar ile ilk tanışma anınızı hatırlıyor musunuz? Kendisine hikayenizi anlattınız mı?
Evet, anlattım. Uğur Hoca ilk derse girdiği an ben sanki 26 yaşımda genç bir kadın değil de sanki 13 yaşında bir kız çocuğuydum. O kadar heyecanlanmıştım ki hala aklıma geldiğinde gözlerim dolar. Çünkü o kadar büyük hayallerim vardı ki… Ve tek istediğim şey beni fark etmesiydi. Çok çalıştım, inanın çok çalıştım. Zaten hikayemi anlattıktan sonra otomatik olarak 1-0 öne geçmiştim. Çünkü bana "Sen buradakiler gibi değilsin, İstanbul’dan evinden gelmiyorsun, sen Trabzon’dan işini gücünü bırakıp geldin. Demek ki bu işi çok seviyorsun. Sen canını ortaya koyup başarırsın" dedi ve bu beni daha çok hırslandırdı. Ama başıma da şöyle bir aksilik geldi ki... O dönemde Uğur Hoca Star TV Ana Haber’den istifa etti ve benim hayallerim suya düştü. Çünkü planı beni yanına muhabir ya da stajyer olarak almaktı. Sonra kurs bitti; ben artık ne olacak diye düşünürken Uğur Hoca “Oyacığım senin ne kadar yetenekli olduğunu ve bu işi ne kadar istediğini biliyorum. Bir gün bir yer de çalışırsam emin ol ki seni yanıma alacağım” dedi. Bu büyük bir söz.. Öyle duayen bir ismin yeni tanıdığı bir öğrencisine verebileceği bir söz değildi. O bendeki aşkı görebiliyordu. Ben de bu sırada İstanbul’da yerel bir gazeteye çalıştım ve ardından Show TV’de staj yaptım. Tam artık ne yapacağım diye düşündüğüm sırada Uğur Hoca’dan bir telefon geldi ve yeni açılan Artı 1 adlı kanalda onun ekibinde olmamı istedi. Uçarak gittim tabi ki… Ve muhabirliğe ardından da spikerliğe ilk adımımı attım.
İSTEKLERİN YAŞI YOKTUR
Sektöre adım attığınızda hiç ‘çok geç kalmışım’ endişesine kapıldınız mı?
Bu sektöre insanlar 20’li yaşların başında stajyerlikle başlıyor; 23-24 yaşlarında ise ya muhabir ya da spiker olarak ekran önüne geçmeye başlıyor. Benim bu kadar geç başlama nedenim daha öncesinde öğretmen olmam. Bu işe çok geç başladım; ama her zaman şunu söylüyorum: İsteklerin, arzuların, tutkuların yaşı yoktur. 
“BAŞARININ ŞANSA İHTİYACI YOKTUR”
Peki ekran önüne çıkmanız?

Buradaki tecrübenin ardından TVEM’de işe başladım. Mehmet Ali Yılmaz’ın kanalıydı. İki üç hafta kadar muhabirlik yaptım. Sonra şansıma bazı spikerler arasında anlaşmazlık çıktı, aniden bana dediler ki: "Oya ekrana çıkar mısın bugün?" Müthiş bir fırsat tabi, ama tamamen hazırlıksızım. Apar topar bir makyaj yapıldı, diğer spiker arkadaşımın ceketini aldım ve ekrana çıktım. Bir günlüğüneydi; ama bir iki gün daha onları idare etmem istendi. ‘İdare etmek’ ne demek! Mutluluktan uçuyordum. Sonra çok beğendiler oradaki sunumumu ve “Oya biz düşündük öğle bültenini bundan sonra sen yapıyorsun” dediler. Büyük bir şaşkınlıkla ve mutluluk yaşadım. Her seferinde şuna inandım: Başarının şansa ihtiyacı yoktur. Eğer bir şeyi çok temiz yüreklilikle istiyorsanız, mücadele ediyorsanız Rabbim size onu nasip ediyor. 
Türkçe öğretmeni olmanın habercilikte avantajı oldu mu?
Hem de çok fazla! Herkes yeni yeni yazmaya başlarken ben en ağır haberleri yazabiliyordum. Hem Türkçe dilbilgisini iyi bilmem, gramer yapısına hakim olmam haber hazırlarken de sunarken de beni ileriye taşıdı.
“YUKARIDAN BİR PLAN YAPILIYOR”
Haber Türk TV’de işe başlamanız nasıl oldu?
TVEM’in ardından bir yıllık bir işsizlik dönemim oldu. Meslekte dört yıllık bir tecrübe edinmiştim; ve daha büyük kanallara sıçramak istiyordum. Öte yandan kanallarla görüşmeleri devam ederken zamanımı işsiz geçirmek de istemiyorum. En iyisi öğretmenlik yapayım bir süre daha, dedim. Öğretmenlik için sözleşme imzaladığım gün Haber Türk’ten telefon geldi. Ben şuna çok inanıyorum: Gerçekten siz bir şeyler için uğraşıyorsunuz; ama yukarda da bir plan yapılıyor sizin için ve biz nihayetinde o plana uyuyoruz. Benim geleceğim öğretmenlikte değildi, bunu bir kere daha fark ettim. 
İNATÇI BİR İNSAN
Sizin inatçı bir yapınız var sanırım. Aksiliklere rağmen tüm imkanlarınızı seferber etmişsiniz.

Başaramıyorum deyip kenara çekilmek olmazdı. İnatçı bir insanımdır, Karadenizlilikten gelen bir huy bence. Bizde meşhur bir söz var “Umut bitince inat başlar” diye. İnat ettim, yapacağım dedim. Ben boşuna hayalperest bir insan değildim. İnsan, kendine güvendiği şeyin peşinden koşar. 
Şu an Haber Türk TV’de hangi programı sunuyorsunuz?
Gece haberlerini sunuyorum. Hafta sonu hem gece hem sabah haberlerini sunuyorum. Onun dışında bazı zamanlarda 8-9 bültenlerini de sunuyorum. Tabi bu anlamda çalışma saatlerim yoğun oluyor. Hiçbir şey kolay değil; benim olmak istediğim konuma gelmek için uğraşan çok insan var. Ben de bunun kıymetini bilmek için çok çalışıyorum. 
KADIN ERKEK, FARK ETMEZ 
Trabzon’da doğup büyüyenlerin futbola ilgisi malum. Ama sizin babadan dolayı sanıyorum daha yakın bir ilişkiniz olmuş hep futbolla.

Evet, babam Özel İdare Müdürlüğünden emekli olduktan sonra Araklıspor’un başkanlığı yaptı.Bizim evde kadın erkek fark etmezdi; hepimiz futbolun, futbol sohbetinin içinde geçirirdik zamanımızı. Mesela maçlara çok kalabalık giderdik. Formalarımızı giyip, bayraklarımızı alıp minibüs ile Araklı’dan Avni Aker’e... Yağmur yağardı, kalabalık olurdu ama hiç canımız sıkılmazdı - ki normalde ben beklemekten asla hoşlanmayan bir insanım. Ambiyansı çok güzeldi Avni Aker’in… 61. dakikada herkesin aynı heyecanı yaşaması her kulüp taraftarına nasip olmayan bir duygu bence. Ama iş tempomdan ve şehrime uzak olduğumdan dolayı son beş yıldır çok az maça gidebildim.
Özlüyor musunuz stadyum atmosferini?
Tabi, ama hala takip ediyorum Trabzonspor’u. Mesela geçen gün, saat sekiz gibi haberler başlayacak ve ben stüdyoya geçtim. Ama maçı da merak ediyorum. Bizim ekipten bir arkadaş stüdyonun hemen arkasındaki ekranda benim için maçı açtı. Ben de her VTR arasında maça dönüyorum. Ekip arkadaşları geçerlerken seninkiler gol attı diyor; ben inanılmaz mutlu oluyorum… 
“2011 SÜRECİ GÜVEN KAYBINA YOL AÇTI”
Kanalda başka Trabzonsporlu var mı?
Kanaldaki tek Trabzonsporlu’nun ben olduğumu sanıyordum. Hatta İstanbul’un üç büyüğü dışında futbol muhabbeti pek de yapılmazdı kanalda. İşe başladığım ilk günlerde hangi takımlı olduğumu sorduklarında ‘Ben Trabzonsporluyum’ deyince insanların daha çok sesi çıkmaya başladı. Maç olduğu zamanlarda bu maçı alıyor muyuz demeye başladılar. Aslında bir fişek bekliyorlardı; daha önceden söylemeye çekinmişler ama orada bir kişinin çıkıp da Trabzonsporluyum demesi birçok arkadaşa cesaret verdi. İnsanlar sadece bunu söyleyecek cesaret arıyorlar. Cesaret bulaşıcıdır derler ya... Aslında biz varız; sadece sesimiz çıkmıyor, uzun yıllar şampiyon olamamız ve üzerine 2010-11’de çalınan şampiyonluğumuz insanlarımızda bir güven kaybına yol açmış.
Siz başkalarının gösteremediği bu cesareti nereden alıyorsunuz peki?
Trabzonspor’un büyüklüğü onun devrimci gücünden kaynaklanır. Şampiyonlukları baltalandığı, uzun zamandır kupaya hasret kaldığı halde hala üç büyüklerle aynı masada konuşulan odur. Bursaspor da şampiyon oldu çok yakın bir tarihte; ama Türk futbolunda Trabzonspor gibi köklü bir dönüşüm yaratamadılar. Ancak Trabzonspor’un bu potansiyelini kaybetmeden bir şeyler yapması lazım. Karadeniz’in başarılı isimlerini, sanatçılarını, oyuncularını etrafında toplaması, desteklemesi ve onlar üzerinden medyadaki görünürlüğünü ve imajını iyileştirmesi lazım. İnsanlar, ekranda Trabzonspor formasıyla gördüğü ünlüler için şaşkınlıkla “Aaaaa… O da mı Trabzonsporluymuş?” diyebilmeli.
 SPOT 1: Benim spikerlik mesleğine geç başlama nedenim daha öncesinde öğretmen olmam. Bu işe çok geç başladım; ama her zaman şunu söylüyorum: İsteklerin, arzuların, tutkuların yaşı yoktur. 

SPOT 2: İnatçı bir insanımdır, Karadenizlilikten gelen bir huy bence. Bizde meşhur bir söz var “Umut bitince inat başlar” diye. İnat ettim, yapacağım dedim. İnsan, kendine güvendiği şeyin peşinden koşar.

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Dünya Kupası'nda Nevzat Aydın laneti23 Temmuz 2018 Pazartesi 12:44
  • #2TekerGezi ETİKETİYLE BAY C YOLLARDA22 Temmuz 2018 Pazar 14:55
  • 2008 den Ünal Karaman röportajı21 Temmuz 2018 Cumartesi 20:28
  • 50 YILDIR ÖRNEK; YAVUZ CAM02 Temmuz 2018 Pazartesi 13:20
  • Oya Çebi “CESARET BULAŞICIDIR”30 Haziran 2018 Cumartesi 11:50
  • SİGORTA CİNİ TRABZON’da DA FARK YARATACAK29 Haziran 2018 Cuma 14:03
  • "SİLAHIN KİME NE ZAMAN DÖNECEĞİ BELLİ OLMAZ"13 Haziran 2018 Çarşamba 13:17
  • YERLEŞİM DEDİĞİMİZ ŞEY ACISIZ OLMUYOR!’22 Mayıs 2018 Salı 12:17
  • “ADİL OLACAĞIZ ADALETİ SAĞLAYACAĞIZ”20 Mayıs 2018 Pazar 12:26
  • “TRABZONSPOR NEYSE TÜRKİYE DE ODUR”19 Mayıs 2018 Cumartesi 12:48
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.