• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Trabzon 9 °C

ÖYP

Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu

Kısa adı ile ÖYP olarak bilinen “Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı” için önümüzdeki 2016 yılı bütçesinde YÖK’ün Maliye Bakanlığından herhangi bir bütçe talebinde bulunmamış olması dolayısıyla programın da otomatikman sonlanmış olacağını bizler de basından öğrenmiş olduk.

2010 yılında YÖK önemli bir girişimde bulunarak ÖYP’yi oluşturmuş ve bence çok da iyi bir uygulamayı başlatmıştı. Görev yapmakta olduğum KTÜ de köklü bir akademik kurum olarak YÖK tarafından ÖYP üniversitesi kapsamına alınmış ve 2012 yılında yasa gereği kendi içerisinde ÖYP Kurum Koordinatörlüğünü oluşturmuştu. Dönemin Rektörü Sayın İbrahim Özen; ÖYP kurum Koordinatörlüğü görevini üstlenmem konusunda benden ricada bulunmuş, ben de kurumsal çıkar adına bu görevi kabul etmiştim. Aradan geçen sürede değişmiş olan üniversite yönetimi de bizim bu görevimizi devam ettirmemizi istediğinden, biz de özveri ile görevimize devam etmiştik.

Halen bir kurum koordinatörü, bir şube müdürü ve iki memur ile ÖYP’li araştırma görevlilerinin bütçe takibi konusunda çalışmaya devam eden koordinatörlüğümüz, çalışanlarımızın özverili çabaları ile kuruma ait bir yönerge çıkartmış ve araştırma görevlilerinin bütçe takiplerini bir e-uygulama üzerinden yapmalarına olanak sağlayan yazılımı uygulamaya sokmuştu. Mevcut maaşlarımız dışında tek kuruş dahi ek ödeme almadan görev yapmakta olduğumuz koordinatörlüğümüz, özellikle son dönemde büyük bir yoğunluk içerisinde çalışmaktadır. Bu anlamda büyük bir ciddiyet ve çaba ile halen görev yapmakta olan şube müdürümüz Sayın İsmail Küçük, memurlarımız Yaşar Davulcu, Emre Ayyıldız’a ve kısa bir dönem görev yaptıktan sonra YÖK’e atanmış olan Elif Tuncay’a bu satırlar vesilesi ile tekrar takdir ve teşekkürlerimi sunuyorum. Ayrıca bizlere her zaman destek olan başta rektörümüz Sayın Süleyman Baykal olmak üzere üniversite yönetimine de teşekkürlerimi arz ediyorum.   

Üniversitelerimizin yapısal sorunlarının başında gelen akademisyen ihtiyacının karşılanması noktasında önemli bir görev üstlenmiş olan ÖYP’nin kuruluş mantığı oldukça geçerli gerekçelere dayanmaktaydı. Yeni kurulan üniversitelerin akademik kadrolarını tesis etmede, gelişmiş ve köklü üniversitelerin akademik kadrolarından yararlanarak doktoralı eleman yetiştirmek en önemli çıkış noktasıydı. Bunun için başlangıçta her bir öğrenci için toplam 50 bin TL ödenek sağlanmış ve bu ödenek, öğrencilerin bilimsel çalışmalarında gerekli olan teçhizat, donanım ve bilimsel toplantılara katılımlarında kullanılmak üzere tahsis edilmişti. Son dönemde maalesef bu ödenekler toplamda 16 bin TL düzeyine kadar düşmüş ve bazı kısıtlamalar getirilmişti. Ödenek aktarımında oldukça zorluklar yaşanmış ve gecikmeler nedeniyle de bazı mağduriyetler ortaya çıkmıştı. Gelinen noktada artık yeni ÖYP öğrencisinin alınmayacağı ve halen bu kapsamda öğrenim görenler öğrencilerin bir şekilde devam edeceği anlaşılmaktadır.

İşin bu noktaya varmasında aşırı hantallaşmaya başlamış olan YÖK’ün çözüm üretmedeki yetersizliğinden başka, merkezi üniversitelerin bencilliğinin ve kendi dokularını koruma güdüsünün etkili olduğunu düşünmekteyim. Ankara ve İstanbul’da bulunan yerleşik üniversiteler, kendi seçimleri dışında bir yöntemle oralara atanmış olan taşra üniversiteleri çıkışlı öğrencileri bünyelerine uygun görmeyip, kendi kurumsal yapılarına fazla bir katkısı olmayan bu uygulamaya mesafeli durmaya başlamışlardır. Dolayısıyla zaten işin ağırlığı altında ezilmeye başlamış olan YÖK, bu gerekçeye sığınarak uygulamaya son verme kararı almıştır.

Oysaki bütün dünyada bu işi ticari boyutu ile ele almakta olan pek çok üniversitede hoca-öğrenci ilişkileri profesyonel düzeyde ve uygun mali altyapı desteğiyle başarı bir şekilde zaten yürütülmekte iken, ülkemizdeki bilime bakış açısı ve kavrayış eksikliği işe tuz biber ekmiştir. ÖYP uygulaması hem üniversitelerimizin altyapılarının gelişmesi hem de bilimsel potansiyelimizin artması açısından çok önemli bir şans iken maalesef yine başa geri dönülmüş ve umutlar bir başka bahara kalmıştır.

Unutulmamalıdır ki, bu ülkenin dünya standartlarına en yakın kurumları her şeye rağmen üniversitelerimizdir. Ülkenin özlenen kalkınmışlık düzeyine ulaşması, hak ettiği yere kavuşması kesinlikle bir akademik seferberlik ile gerçekleşecektir. Bunu çok iyi anlayabilecek olan siyaset ve bilim kurumlarına ne kadar da ihtiyacımız var hâlbuki…

 

İKİNCİ ÖĞRETİMDE DERS ANLATMANIN HEYECANI ÜZERİNE

Üniversitelerimizde bir dönem yaşanmış olan kontenjan artırım baskısı sonucunda ortaya çıkmış olan ikinci öğretim uygulamasına hep karşı durmuşumdur. Bu eğitim-öğretim yılına kadar da hiçbir zaman bu programda aktif olarak ders anlatmadım. Öğretim üyesinin bütçesine önemli katkı sağlamakta olan bu uygulama, benim için bir kamu üniversitesine yakışmayan bir uygulama olarak anayasanın da eşitlik ilkesine aykırı bir uygulamadır.

Zira bir yanda aynı çatı altında devletin yükümlülüğü altında bedelsiz öğrenim görenler varken, diğer yanda önemli miktarda harç yatırarak aynı kurumda bedel ödeyerek öğrenim görmeye gönlüm hiç elvermedi. Aynı kamu kurumunda, aynı hizmeti aynı hocalardan almakta olan öğrencilerden bazılarının yüksek sayılabilecek bedel ödemeleri kanımca Anayasa Mahkemesine götürülecek bir uygulamadır. Bunu çeşitli kez siyasiler nezdinde dile getirmiş olmama rağmen maalesef ses getiremedik. Denilebilir ki, ikinci öğretim programı mesai saati dışında yapılmakta olan bir faaliyet olduğundan, öğretim üyesine yapılması gereken ek ödemenin karşılanması için ikinci öğretim harcının alınmasına gerek vardır. Ancak kamu kimliği ile toplumun üniversiteleşme ihtiyacını karşılamak zorunda olan devletin, bu ek ödemeleri öğrenciden almak yerine kendi genel bütçesinden karşılaması gerekirken, neo-liberal politikalara esir düşen devlet böyle bir yola girmiştir...

Geçen yıl bölümümüz öğrencileri için yapılmış olan mezuniyet törenimizde öğrencilerimize mezuniyet andını yaptırma görevi şahsıma verilmişti. Öğrenci aileleri tarafından ağzına kadar dolu olan salondaki coşkulu törende ikinci öğretim öğrencilerimizin haklı serzenişleri ile karşılaştım. Bana, çok istedikleri halde benden ders alamadıklarını ve bunun kendilerini üzdüğünü dile getirerek, işin farklı bir boyut taşımakta olduğunu hissettirdiler.

Anlaşılan benim sisteme karşı olan duruşum, sistem içerisinde mecburen yer alan bu pırıl pırıl gençlerimiz için bir üzüntü vesilesi olmuş ve hocalık kariyerimize darbe vurmaya başlamış. Dolayısıyla bu dönem almış olduğum radikal bir karar ile ilk kez ikinci öğretim programımızda Akışkanlar Mekaniği dersinin bir grubuna ders anlatmaya başladım. İstatistik verilerin gösterdiğine göre dersine çok daha iyi çalışan ve başarı durumları da birinci öğretim öğrencilerinden hiç de aşağıda olmayan bu öğrencilerle bu dönem buluşmak bana yeni bir heyecan kattı doğrusu. Karşımda ağzına kadar dolu bir derslik ve beni dikkatle dinleyen genç bir kitle buldum.

Bütün ümidim, neo-liberal sistem nedeniyle bir araya gelmiş olduğumuz bu öğrencilerimizin dönem sonunda beni mutlu edecek başarıyı yakalamasıdır. Bu sayede belki biraz daha kendimizi iyi hissederiz.

Gazetemizin bir köşesinde yer almış olan “KTÜ Makina Mühendisliği Bölümü’nün neden mezun vermediği” şikâyetine verilecek yanıt ise çok daha kapsamlı bir içerik taşımaktadır. Öğrencilerini çok iyi anlayan ve hep onların yanında olan bir öğretim üyesi olarak kısaca ifade etmem gerekirse, bu sonucun doğmasında her paydaşın sorumluluğu vardır. Yeri geldikçe detaylara gireceğiz.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
YERİN KULAĞI
  • Evetçi 100 MHP’li bulamazlar!
  • Birinci yalnız kaldı!
  • İnternet sitesinin anketi!!
  • K. Ersun Yanal  hayranı medya!
  • Futbol zirvesine Sümer neden gitmedi?
  • Evde yatıp para kazanacaklar!
  • Atatürk karşıtı tarihçiye ödül!
  • MHP’de iki çift bir tek!
  • TFF Trabzonspor’u haraca bağladı!
  • Fevzi Hoca’nın misafirleri!
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.