• BIST 104.596
  • Altın 229,684
  • Dolar 5,4660
  • Euro 6,2048
  • Trabzon 10 °C

OYUN İÇİNDE OYUNLAR

Gökhan ÖZTÜRK
   Tartışmasız dünyadaki en yaygın spor dalı olarak kabul gören bu oyun aslında oyun içinde birçok oyunu barındırıyor. Dışarıdan olay sadece topa vurmak gibi görünse de sahada 11 kişilik iki takım bazen bir semtin bazen bir şehrin onur ve şerefi için mücadele veriyor. Trabzon’da bu mücadele 2 Ağustos 1967'den beri veriliyor aslında. Bu zaman zaman yeşil zeminde fakat çoğunlukla saha dışında oldu ve olmaya devam edecek.
  Sene başında büyük umutlarla kurulan kadrolar, sene sonu maalesef hüsranla sonuçlanıyor. Buna neden olarak yanlış kadro mühendisliği, başarısız yönetimler ve bunlara ek olarak federasyonun tarafsızlıktan uzaklaşması ve sayısız hakem hatalarını da ekleyebiliriz. Özellikle son yıllarda Trabzonspor’un hakemlerden dolayı canı çok yandı diyebiliriz. Yeni gelen VAR sistemi biraz olsun taraftarları tarafsızlık konusunda heyecanlandırırken, orda bile ikilemlerin ve anlaşmazlıkların sahaya yansıması şüphesiz taraftarların canını çok sıkmıştır.
    Bütün bunların dışında şehir şampiyonluk yolunda gerçekten gerekeni yapıyor mu dış güçlere rağmen. Bu takım için olmazsa olmaz takım ve taraftarın bütünleşip takıma olan inancını hiçbir zaman esirgemeyip gereken mesajı vermelidir herkese. Çünkü şampiyon olmak için gereken kriterlerden bana göre en önemlisi Trabzon'un bir futbol şehri olmasıdır. Şehrin insanı futbolu bazen bir din gibi yaşadığına şahidim ve birçok genç taraftar bu takımı hayatının bütününde yaşıyor. 
   İşte burada bir diğer kriter olan taraftar psikolojisi giriyor devreye. Buda şampiyonluğa giden yolda en hassas unsur aslında... Dünyada birçok taraftar olaya zihinsel rahatlama ve deşarj olma olarak baksa da bu şehirde olay bundan ibaret değil kesinlikle. Örnek olarak  buna akıllardan silinmeyen 2010-2011 sezonunu verebiliriz kesinlikle.Biz bunu unutmadık unutturmayacağız.Türkiye'de bazı insanlar olayı basite indirgemeye çalışıp bunun üzerinden alay konusu yaratmaya çalışıyorlar. Âmâ o sezondan sonra birçok genç ve yaşlısı futbola küstürüldü maalesef.
   Trabzonspor buradan büyük kulüp olmasının getirdiği avantajla insanlar bu travmadan kolay sıyrılıp psikolojik olarak daha güçlü bir şekilde dönmesini beklerken olayın o kadar basit olmadığı gün geçtikçe ortaya çıktı. Peki bunun nedeni ne?
    Bunun nedeni çok açık aslında, futbol endüstrisinin artık çok ileriye seviyelere taşınması. Yani bir diğer şampiyonluk kriterini oluşturan unsur olan ekonomik ihtiyaçlar. Bunu biraz açalım.. Yüksek bonservislerin döndüğü bir yerde ne yazık ki gün geçtikçe artık profesyonellik zedelenmeye başladı. Taraftarın büyük umut bağladığı futbolcular, taraftarın duygularıyla oynamaya başladı. Sakatım deyip maça çıkmadılar, nasıl olsa param yatıyor deyip rekabetten kaçıp takım ruhunu sabote ettiler ve son olarak da performansa bağlı ben daha iyiyim deyip sözleşme iyileştirmeleri için yönetime soğuk savaş açtılar.
    Bu örnekler çoğaldıkça gider önemli olan bizim kendi gencimize sahip çıkıp kendi akademimize ağırlık vermeliyiz. Biz bunu başarırsak hem ekonomik olarak kulüp rahatlar hem de şehrin kültürel yapısını iyi bilen bu gençler taraftarın duygularına daha iyi tercüman olmuş olur. Aksi takdirde İstanbul takımlarıyla aradaki makas gün geçtikçe artmaya devam eder. Bunlara Avrupa'da ki maçların ciddi maç yayın gelirlerini, forma sponsorluklarını, statlardaki reklam gelirlerini örnek verebiliriz.
     İşte burada şampiyonluk yolunda bazen önemsiz görünse bile aslında her şeyin bir domino etkisinde olduğunu görüyoruz. Bu yüzden önceki yazımda da değindiğim gibi; şu an gündemde konuşulan ve çok tartışılan federasyon seçimlerinde tarafsız ve futbolun içinden birinin gelmesi çok ama çok önemli! Böylece sadece bu rekabet ortamında Trabzonspor değil, Türk futbolu da çok şey kazanmış olur.
 
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.