• BIST 97.894
  • Altın 145,758
  • Dolar 3,5755
  • Euro 3,9991
  • Trabzon 18 °C

Özkan Sümer’den basın toplantısı!

Özkan Sümer’den  basın toplantısı!
Yerin Kulağı...

Trabzonspor Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’na bayrak açan ve Trabzonspor’un uçuruma doğru sürüklendiği iddiası ile yollara düşen Özkan Sümer’in, çalışmaları ve kendisi ile ilgili iddialara cevap vermek için Çarşamba günü Trabzon Gazeteciler Cemiyetinde bir basın toplantısı düzenleyeceği öğrenildi.

Trabzonspor kurulduğu günden bugüne, çoğu zaman gövdesi ve beyni ara sırada bir ayağı kulübün içerisinde olan Özkan Sümer’in; İbrahim Hacıosmanoğlu’nun başkan olmasından sonra kulüple ilişkisi kesilmişti.

Özkan Sümer, Trabzonspor’dan uzaklaştırıldıktan bir süre sonra kulübün kötü yönetildiği ve uçuruma sürüklendiği iddiası ile Hacıosmanoğlu’na karşı bir kampanya başlattı. Trabzon, Ankara ve İstanbul’da çok sayıda isimle görüşen Sümer, Başkan Hacıosmanoğlu’nu şikayet etti ve Trabzonspor’u daha kötü günlerin beklediğini söyledi.

Trabzonspor’da başkan adayı olmayacağını ve profesyonel olarak da çalışmayacağını deklare eden Sümer’in, kamuoyunda taraftar toplamaya başladığı günlerde, izin parasını tahsil edemediği gerekçesiyle Trabzonspor’u mahkemeye verdiği ve 160 bin lira para talep ettiği ortaya çıktı. Bu olay, Sümer’in çıkışını ve söylemlerini bir anda yerle bir etti.

 

Fazıl Hoca'ya rakip dayanmıyor!

KTÜ Tıp Fakültesinin en sempatik, en demokrat öğretim üyelerinden biri olan Prof.Dr. Fazıl Aydın, günün yorgunluğunu, akşamları KTÜ sahil tesislerinde okey oynayarak atar.

Prof.Dr. Fazıl Aydın, üniversite camiasında ‘okey’ ustası olarak da bilinir. Kendisi de bu konuda alttan almaz, ‘Ben bu işin ustasıyım. Rakip tanımam’ der.

Krem Yavuz, İstanbul’da yaşar. Bir süre önce rahatsızlandı, hastanede yattı. Tekrar eski sağlığına kavuştu ve dinlenmek için Trabzon’a geldi.

Fazıl Hoca’nın ‘okey’deki bu ustalığını duyan Krem Yavuz, Davut Bülbüloğlu ile Sahil tesislerine gider. Prof.Dr. Şükrü Ulusoy da ekibe eklenir ve masa kurulur. Masanın etrafında Prof.Dr. Çetin Önder, Taylan Dikmenoğlu ve birkaç öğretim üyesi. Üçlü, Fazıl Hocayı makasa alır! Ancak Hoca, son elde işi görür.
Fazıl hocanın ‘okey’de bir başka özelliği daha varmış. O da, yenilmeye tahammül edemeyişi ve masadan mutlak galip ayrılma isteği imiş. Dün geceki oyunda anlatılanlara bakılırsa Şükrü Ulusoy, oyun uzamasın diye biten elini bitmemiş!

Bu olay işin şakası! Fazıl Hoca, ‘okey’i sonradan öğrendi ama iyi öğrendi!

 

Dr. Mahmut Haydar Ustaoğlu’dan!

Trabzon’da hükümete ve Başbakan Erdoğan’a yönelik en çarpıcı eleştirileri yapan isimlerden biri olan Dr.Mahmut Haydar Ustaoğlu, Başbakan’ın aşırı yorulduğunu öne sürerek, ‘Türkiye Cumhuriyeti Hukuk Devleti olmaktan çıkmış, Guguk devleti olmuş’ dedi.

Dr.Ustaoğlu, Türkiye’nin İran gibi güçlendirilmiş din sınıfı eliyle yönetilmeye adım adım gittiğini iddia etti.

Dr.Mahmut Haydar Ustaoğlu’nun sosyal medyada paylaştığı çarpıcı yazısı şöyle;

‘Bazı sevenlerim telefonla aradılar. Yazma, sana bir şey yaparlar, boş ver, kendini tehlikeye atma dediler. Bu uyarılardan sonra anladım ki Türkiye Cumhuriyeti Hukuk Devleti olmaktan çıkmış Guguk devleti olmuş. İnsan kendi sosyal paylaşım sitesi sayfasında fikirlerini sevenleriyle paylaşınca sevenleri onun adına korkuyor.
Nedir bu?
El cevap; İleri demokrasi!
İran gibi güçlendirilmiş din sınıfı eliyle yönetilmeye az kaldı. Uyuyun Türkler. Aydınlık geçmişten karanlık geleceğe Cennet hayaliyle götürülüyorsunuz. Bu yolun sonu Cennet değil Cehennemdir. Hem bu dünyada hem öbür dünyada. Allah'a tam kul, zalime zulmünden dolayı isyan, uluhhuyetin hiçbir insanda bulunmayacağına iman, din sınıfının İslam mesajına aykırı olduğunu kabul ve bu bilgiler ışığında özgür imanlı birey olmak İslam’ın emridir. Hoca efendiler Kuran'la geçindikleri takdirde karınlarını ateşle doldurmaktadır. İmam-ı Azam geçimini namaz kıldırarak değil ticaret yaparak sağlamıştır. Korku Müslüman için ancak Allah'tandır. Gerçekleri haykıramayan zulme iştirak etmiş olur. Korkuyla veya menfaat umuduyla gerçekleri çarpıtanlar iman etmiş olsa da bu ancak zayıf bir imanı gösterir. Sayın Başbakan aşırı yorulmuştur. Eleştirilere tahammül gösterememektedir. Memleketin sahibi aslisi olarak imam hatip lisesinden mezun olanları kabul etmektedir. Kendisi dışında herkesi zalim, hain, boş, işbirlikçi, nankör ilan etmektedir. Memleketi bir bütün olarak kucaklayamamaktadır. Hatta kendi taraftarlarını diğer vatandaşlara karşı silah olarak görmenin vehametini bile anlayamamaktadır. Artık bu işi bırakması gerekir. Korkmaya gerek yok sevgili AKP'liler, devlet kurallarla kaimdir kişilerle değil. Kendinize güvenin. Demokratik düzende çare tükenmez. Çünkü demokraside "Onların isleri aralarında danışma iledir Şura 38" hükmü geçerlidir. Otokratik yöneticiler istişareyi kendilerinin söylediklerini toplananların dinlemesi olarak algılarlar. Onları uyarmak İslam toplumunda bireyin ilk vazifesidir.’

 

Bu da benim açılımım!

Başbakan Erdoğan ve AKP’nin en keskin muhaliflerinden biri olarak bilinen, eski DYP ve DP’li Kemalist turist rehberi Metin Yılmaz, okuyan, araştıran ve çok gezen biridir. Yılmaz, mesleği gereği Türkiye’nin istisnasız tüm tarihi mekanlarını gezdi, gördü ve bu mekanlarla ilgili de bilgi sahibidir.

Yılmaz önceki gün, başyazarımız Hasan Kurt’a ‘Bu da benim açılımım!’ başlıklı bir mesaj attı.

Yılmaz’ın mesajı şöyle;
’Anadolu'da Türklerden önce hakim olan devlet adamları ve krallar arasında 3 kişiye özellikle büyük saygı ve hürmet ederim.
Bunlar:
1-) Jüstinyen
2-) Büyük Konstantin
3-) VI. Mitridates
Jüstinyen'i çok severim. Çünkü Ayasofya gibi eşi benzeri olmayan muazzam bir eseri ona borçluyuz ve hangi dinden olursa olsun yaptırttığı şaheser bugün herkesin sahip olmak istediği bir anıt bina.
Konstantin'i severim çünkü İstanbul gibi dünyanın en güzel ve en stratejik kentini o kurdu.
Pontus'un efsanevi kralı VI. Mithridates ise Romalılara kök söktürmüş ve asla teslim olmayı düşünmemiş onuru gururu için kendini zehirlemeye kalkacak kadar cesur ve yiğit bir ASKER ve 22 dil bilecek kadar da kültürlü bir devlet adamı olduğu için, onu çok severim..
İnanmış bir Türk milliyetçisi olarak devlet adamı olsaydım üçünün adını da bu topraklarda yaşatırdım, mesela, Jüstinyen ve Konstantin'in adını İstanbul'da önemli bir esere verirdim, Mitridates'in adını da Amasya veya kabrinin olduğu Sinop'ta yine ses getirecek bir esere verirdim...
Bu bizi Türklüğümüzden koparmadığı gibi bu topraklara hizmet edenleri unutmadığımızı gösterip bize medeniyet dersi vermeye kalkan ikiyüzlü çukur adamlara medeniyetin ne olduğunu en güzel bu vefa ve kadirşinaslık gösterirdi.’

 

 

 

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
  • EKONOMİ Mİ TİCARET Mİ?18 Mayıs 2017 Perşembe 12:22
  • Ölümü hiçe saydı17 Mayıs 2017 Çarşamba 13:44
  • Meteoroloji'den yağmur uyarısı16 Mayıs 2017 Salı 14:38
  • Eski bakanın ağabeyi, kiracısı tarafından öldürüldü16 Mayıs 2017 Salı 14:35
  • Acil servise baltalı saldırı16 Mayıs 2017 Salı 12:40
  • Sözde ve özde gazeteciler!14 Mayıs 2017 Pazar 13:08
  • Jetler vurdu, 10 terörist öldürüldü!14 Mayıs 2017 Pazar 12:00
  • YALNIZLIK SENFONİSİ10 Mayıs 2017 Çarşamba 17:00
  • Berat Kandili Mesajları: Edilecek ibadetler neler10 Mayıs 2017 Çarşamba 12:43
  • UFAK ŞEYLER09 Mayıs 2017 Salı 13:06
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.