• BIST 83.116
  • Altın 147,045
  • Dolar 3,7714
  • Euro 4,0470
  • Trabzon 7 °C

Özkan Sümer’den dobra dobra…

Özkan Sümer’den dobra dobra…
Trabzonspor’un alt yapı kurucusu, eski teknik direktör ve Başkanı Özkan Sümer… Bir futbol bilgesinden ziyade bir kültür adamı Sümer… Gençlik yıllarında kazandığı paranın önemli bir bölümünü kitaba yatırmış. Belediye çalışanı olarak Hal’de tahakkuk memurlu

Röportaj: Sertaç HELLAÇ

Çocukluğunuzda da, hayat merkezinizde futbol mu vardı?

Ben ve benim gibiler, hatta sonrası bile, mahallenin futbola kattığı insanlardık diyebiliriz. Belli başlı aktivitelerimiz vardı. Yaşadığınız kent Trabzon olunca tabi, futbol önde gelen bir aksiyon oluyor. Kaldı ki o dönemde top bulmak oldukça zordu. Bez toplar, hatta kutular yapardık ve böyle gariplikler içerisinde futbolumuzu devam ettirdik. Herkesin bildiği gibi futbolculuk yaşantımız Trabzonspor’da son buldu.

Futbol oynarken, hayalinizde antrenör olmak var mıydı?

Antrenör olacağım aklıma hiç gelmedi ama genç yaşlarda kendimin antrenörü olmaya çalıştım. Bir de bana yakın insanlara bir kısım önerilerde bulunurdum. O doğrultuda bazı teknik çalışmalar da yapıyordum. Mesela kendime yüksek top çalışması yaptırıyordum. Bir teknik adam olma yönünde vizyonum yoktu. Hayatımızdaki, sadece tatmine dönük amatör futboldu.

Peki, antrenörlük kariyeriniz nasıl filizlendi?

Bir dönem Zonguldak Kömürspor’a gittim. Sonra İdmanocağı’na döndüm ve o yılın sonunda Trabzonspor kuruldu. Ama Zonguldak’taki arkadaşlarımla ilişkilerimizi sürdürdük. Onlardan bir tanesi de Gündüz Teknik Onay idi. Çok genç yaşta, Futbol Federasyonu Eğitim Dairesi’nde görev yapıyordu. Bu arada kurslar açılması dönemi de başladı. İlk amatör antrenör kursu, benim münasebetimle Trabzon’da açıldı. Antrenör olmak istemememe rağmen Gündüz Tekin Onay çok ısrar etti. Onun teşvik ve ısrarı üzerine benim için de çok farklı bir yol açıldı. Fahri olarak Trabzon Bölge Antrenörlüğünü üstlendim. Aynı yıllarda da bölge bünyesinde futbol eğitim antrenörlüğüne başladık. Bu süreçte, Suat Hoca da Trabzonspor Genç Takımını çalıştırıyordu. Suat Hoca, profesyonel takıma yardımcı antrenör olarak katıldı. Genç takım boşta kaldı ve benden de Genç Takımı çalıştırmamı istediler. Bu faaliyeti de üstlendim ve bölge eğitim faaliyetlerini de Trabzonspor’a bağladım. Trabzon’da alt yapı etkinliğinin kurulması ve başlaması böyle bir ortamda başladı. Bu arada çok verimli bir altyapı dönemi geçirdik. Oldukça önemli oyuncular kattık, kazandık. Bunun devamında üst takımın sorumluluğunu aldığımda alt yapıyla ilişkimi de kesmedim. Profesyonel takım ve alt yapı faaliyetini etkin bir şekilde birleştirerek devam ettik.

 

Başkan oldum ama

işimi kaybettim!

Başkanlığınızı bir devrim olarak nitelendiriyor musunuz?

Benim başkan olmamdaki etki sadece dönemin Trabzonspor’unun düştüğü durum değil; o dönem için bir aday da ­bulamadık. Başkan adayı bulabilseydik onu teşvik eder, desteklerdik. Şunu da söylemem doğru olur: Ben antrenörlüğü çok severek yaptım, uyguladım. Başkan adayı olduğum zaman da antrenörlüğe olan tutkumu kaybetmiş değildim. Bir de yapabildiğim, geliştirebildiğim ve kendimi bir yere taşıyabildiğim tek uğraşım da antrenörlüktü. Bir başka işim ya da becerim yoktu. Başkan olmayı kabul ettiğim zaman, benim için ikbal olan antrenörlük hayatımı sonlandırmış olacaktım. Dönüşü olmayan bir yoldu. Bu çarpıklığı, toplumun büyük bir kesimi algılayabilmiş değil. Kalkıp da, meslek sahibi bir insan başkan ya da yönetici olabilir. Çünkü yöneticilik süreci bittiğinde yeniden mesleğine dönebilir. Ama antrenör olarak başkan olduğum zaman bir daha antrenörlüğe dönme şansım yok. Sonunda işimi de kaybettim.

Çok zor bir dönemde göreve gelmiştiniz…

Başkanlığa zor bir dönemde geldiğimi söyleyebilirim. Trabzonspor’a yararlı olmak kararlılığıyla katıldık. Başkanlık sürecimizde oldukça güçlüklerle karşılaştık. Geldiğimde kitlede bir karşıtlık ve dağılma oldu. İç çatışma dışa da yansıdı. Kabul etmek lazım ki; Sayın Mehmet Ali Yılmaz, siyaset ve futbol dünyasında çok ilgi, takdir ve kabul görmüş bir isim. Yalnız o dönemki Mehmet Ali Yılmaz yönetiminin, kendi kariyer ve karizmasına uygun bir yönetim olmadığı aşikar. Bu durumda Trabzonspor’u yükseltmek yönündeki iddiamız, bir kısım imkansızlıklar nedeniyle bir hayli zorlaştı. Kulübün ekonomik şartları çok olumsuzdu. O yıllarda ülkemizde büyük de bir ekonomik kriz yaşanmıştı. Trabzonspor’u o zor şartlardan büyük ölçüde kurtardığımızı düşünüyorum.

Teknik adamın işine

karışmadım ama dertleştim

Başkan olduğunuz dönemde, saha içerisinde gördüğünüz yanlışı teknik direktörünüze söylediniz mi? Ya da herhangi bir şekilde antrenörünüzün işine karıştınız mı?

Hayır. Ancak teknik adamların zaman zaman benimle dertleşme ihtiyaçları oldu. Bu dertleşme de başkan-antrenör birlikteliği değil, meslektaş dertleşmesidir. Ama direkt olarak ‘bu böyle olacak’ ya da ‘bunu yapmayacaksın’ şeklinde bir baskı hiç uygulamadım. Şunu çok iyi biliyorum; antrenörler bağımsız çalışıp karar vermek isterler. Ben de onu sağlamaya çalıştım. Ben de daha da ileri giderek şöyle bir çalışma yaptım: kendimi ve tüm yöneticileri antrenman sahasına girmekten men ettim. Ayrıca deplasmanlara, sorumlu yönetici hariç tüm yöneticilerin kafile ile birlikte hareket etmesini de yasakladım. Bunları, ben yaptım oldu mantığıyla değil, yönetim kurulu ile birlikte karara bağladık.Ülke için aşama sayılabilecek uygulamalar yaptığımızı söyleyebilirim.

TARİHİN EN KÖTÜSÜ!

Sizce Trabzonspor tarihinin en başarılı başkanı kim?

Hiç tereddütsüz Şamil Ekinci derim.

Peki tarihin en başarısız başkanı?

İbrahim Hacıosmanoğlu. Sadece başarısız değil; büyük bir hasara sebep olan başkan.

Sizin, başkanlık seçiminde İbrahim Hacıosmanoğlu’na oy verdiğiniz söylendi. Bu doğru mu?

Mevcut adayları bu konuda yeterli görmediğim için Genel Kurul’a katılmadım, oy kullanmadım ve hiçbir yönlendirme de yapmadım.

Önümüzdeki seçimde başkan adayı olmanız için size bir baskı var mı? Aday olacak mısınız?

Bana baskı olduğu doğrudur ancak aday olmayacağım. Biliyorsunuz ki; benim kararlarım çok zor değişir. Sadece, Trabzonspor’un iyi bir yönetim kurulu oluşturmasına katkı yapma çalışmalarım var. Başkan arayışım olmadı ama doğru fikirde birleştirme arayışım oldu. Trabzonspor’da bütünlük şart. Bütünlüğü sağlamak için de hesaplaşmalardan vazgeçip doğrularda buluşmamız lazım. Bu anlayışı etkin kılmak yönündeki toplantılara katıldım. Camia olarak parçalanmanın bize kaybettirdiğinden bahsettim. Trabzonspor bütünlüğünü kazanamadığı takdirde başka kazanacağı bir şey yoktur. Ya da diğer kazanacağı şeyler, önce bütünlüğünü kazanması imkanından başlar. Yaptığım görüşmeler neticesinde, bazı insanları bu konuda ikna ettiğimi düşünüyorum. Yalnız bu yeterli mi? Değil şüphesiz. Trabzonspor’da, bu dağınık tablo içerisinde herkesi aynı hizaya getirmek veya bu konuda bağlantı kurmak oldukça zor bir iş. Görüştüklerimle iyi sonuç aldığımı söyleyebilirim ama büyük bir kesimle de iletişim kuramadım. Artık bu, dilek olmaktan çıkıp, gereklilik haline gelmiştir. Trabzonspor’daki en büyük yanlış, kitlenin, Trabzonspor’u kulüp olarak değil, takım olarak görmesidir. Yani ağaca bakıp ormanı kaybediyoruz. Şu anda geldiğimiz nokta da bunun bir örneğidir. Büyük bir kesim artık farketme seviyesine gelmiştir ama hâla bu konuda ön yargılı insanlar var. Koşulsuz olarak destek olmuşlar. Şartlar ne olursa olsun bu ön yargılarını parçalamak mümkün değil.

Hacıosmanoğlu’nun, Trabzonspor Kulübü’ne büyük bir hasar verdiğini söylediniz. Bu iddianızı biraz açar mısınız?

 

Gelen arkadaşlar, göreve büyük vaatlerle geldiler. Bu vaatlerin en çarpıcı olanları; sportif başarı, 2011 şampiyonluk kupası, güçlü ekonomi, personel tasarrufu ve öze dönüş… Daha bir yığın var da bunlar en çarpıcı olanları. Ancak yönetim, bu vaatlerin tümünün aksini yaptı. Bu vaatler ve buna paralel olarak son derece tutarsız davranışlar, Trabzonspor’un büyük bir itibar kaybına sebep oldu. Trabzonspor’un ilişkileri büyük ölçüde bozuldu. Ekonomisi düzeltilemeyecek bir kayba uğradı. Trabzonspor Akademi’si, Türkiye’deki en iyi uygulama idi. Diğer kulüpler de Akademi filan diyordu ama adı vardı, kendi yoktu. Trabzonspor adı yanına kendini de koyarak bir akademi kurdu. Ve bu Akademi’nin üretkenliği ve yerleşimi açısından çok daha iyi bir yere geleceği düşüncesindeydim. Çok sınırlı sayıda teknik adam kadrosuyla çalıştık. 13 antrenörümüz vardı. Şimdi 27 antrenör var ancak akademi lağvedildi. Tüm kurumlar için teknolojiyi kullanmak ayrıcalık değil, zorunluluktur. Trabzonspor o dönemde alt yapıda son derece iyi bir şekilde teknolojiyi kullanır seviyedeydi. Bunlar da kaybedildi. Sonuçta hepsini bir araya getirdiğiniz zaman hasar ifadesi bile yetmiyor.

Siyasete bakış açınız nedir? Vatan Partisi ve HDP’den teklif aldığınız yazıldı…

Evet, sadece o partiler değil; başka partilerden de teklif aldım. Siyaset benim işim değil. Hele bugünkü siyaset, hiç benim işim değil. Siyasetten uzak kalmaya özen gösteriyorum. Tabii ki siyaseti yakın bir şekilde takip ediyorum.

Futbol oynadığınız zamanlarında Belediye’de çalıştığınız doğru mu? Doğruysa ne iş yapıyordunuz?

Belediye’de, Hal’de tahakkuk memurluğu yaptım. Bu da futbol marifetiyle yaptığım işlerden biriydi.

 Sizce, Trabzonspor tarihinin en iyi teknik adamı kimdir?

Bana göre, sonuçlar da doğruluyor: Ahmet Suat Özyazıcı.

En yetenekli futbolcu?

Futbolcuları kategorize etmeyeyim. Çok kıymetli oyuncularla çalıştık. Birine mâl etmek doğru değil.

Trabzonspor’un sadece adını

ve renklerini bilenler…

Hemen hemen herkesin Trabzonspor’a yönetici olma sevdası var…

Herhangi bir kulüp büyük olabilir ancak o büyüklüğünü büyütmediği zaman tutunamaz. Trabzonspor böyle bir tehdit ve tehlike altında. Kitle bağlamında çok küçüldük. Trabzonspor öteden beri siyasetin dışında kalmıştır. Siyasetten yararlandı ama siyasete katılmadı. Bu seviyesiyle hep saygı görmüştür. Sadece Trabzonspor camiasında değil, ülke genelinde çok saygı görmüştür. Ancak gelinen noktada bu özelliğini de yitirmiştir. Bu durum Trabzonspor’a çok şey kaybettirdi. Bu gerçeği ayırt edemeyecek kadar işin uzağında bu insanlar. Futbolu oynayan, çalıştırıcı olaran ya da kenarından bu işi yapan insanların Trabzonspor’da görev yapması gerekirken, Trabzonspor’un sadece adını ve rengini bilen insanlar Trabzonspor’da yönetici olmak iddiasındaysa, elbette ki bu işin sonu iyi olmayacaktır.

Herkesin adamı olmak,

adam olmamaktır

Bir kesim sizi çok seviyor, bir kesim ise hiç sevmiyor. Bunu neye bağlıyorsunuz?

Herkesin adamı olmak, adam olmamaktır. Ben herkese şirin gözükseydim çok ciddi bir problemim var demektir.

Camiaya mesajınız…

Bu konuda iki tane belirleyici var. Hatta buna, başarının şifresi de diyebilirsiniz… Biri bütünlük, ikincisi bilgi. Biz camia olarak ne yazık ki; bilgi ve bütünlüğü hor gören kültüre sahibiz. Esasta bu ikisi bizi hem birarada tutacak hem de yükseltecek unsunlardır. Yaşamak için başarmak, başarmak için kazanmak zorundayız.

(BORDO MAVİ LİFE)

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Trabzonspor'da 'Tolgay' sesleri!22 Ocak 2017 Pazar 12:31
  • Trabzonspor'dan 'Cavcav' mesajı22 Ocak 2017 Pazar 12:29
  • İlhan Cavcav hayatını kaybetti22 Ocak 2017 Pazar 10:29
  • Fırtına seri peşinde!22 Ocak 2017 Pazar 08:37
  • Trabzonspor uzatmada yıkıldı!22 Ocak 2017 Pazar 06:15
  • TRABZONSPOR'DA KUR RİSKİ YÖNETİLMİYOR MU?21 Ocak 2017 Cumartesi 14:04
  • Josef Martinez bombası!21 Ocak 2017 Cumartesi 10:25
  • Trabzonspor'da en yüksek ücreti o alacak!20 Ocak 2017 Cuma 12:12
  • Rodallega imzaya geliyor20 Ocak 2017 Cuma 09:39
  • Trabzonspor'da yabancı kontenjanı doluyor20 Ocak 2017 Cuma 08:29
  • YERİN KULAĞI
    • Trabzonspor Akyazı’ya taşınmalı!
    • Kemeraltı’nda çöpe gidecek para!
    • AKP’li vekillerin dal-çık bayramı!
    • Balta'nın pantolonu yırtıldı mı?
    • Usta’nın en iyi transferi Yanal’ı göndermektir!
    • Utku ve Hasan Bozoğlu!
    • Soylu’ya BJK forması!
    • Altuntaş’ın torpili!
    • ASKF’de kutlama!
    • Konsey toplantısı!
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.