• BIST 110.477
  • Altın 275,921
  • Dolar 5,8011
  • Euro 6,4759
  • Trabzon 18 °C

PAPATYANIN TRABZON’A VEDASI

Şükrü Üçüncü

  Güneş birazdan kendisini Boztepe’nin üzerinden göstermek üzere yükselmeye başlayacaktı… Karanlık gitgide gün ışığına teslim oluyordu… Gazipaşa semti ve etrafında ki diğer semtler sabırsız şekilde güneşin doğmasını bekliyordu… 
   Ve nihayet artık gecenin karanlık yüzü kendisini güneşe teslim etmişti… Şimdi güneş zamanıydı…
Güneş yükselmeye başladı… Saat sabahın 5’i olmuştu lakin bir türlü Meydan parkına güneş vurmuyordu… Burada bulunan ağaçlar şaşkınlık içerisinde “neden bugün güneş geç kaldı ki” diye birbirine sormaya başladı… 
Esentepe Mahallesinde, hemen Boztepe’nin alt kısmında bulunan bir ağacın dalında ki küçük Serçe’ye haber gönderdiler… 
  Doğa çok ama çok endişeli şekilde geç kalan güneşin neden gelmediğini merak ediyordu… Bu yüzden serçeye bir an önce havalanmasını ve güneşin neden doğmadığını öğrenmesini istediler…
Saat 07 sularına gelmişti ve hala daha güneşten bir haber yoktu… 
Temmuz sıcağında “masmavi” bir gökyüzü olmasına rağmen, engel olmamasına rağmen neden güneş gelmemişti… 
Serçe, ağaçların ona göndermiş olduğu haber sonrasında, kibirlenerek bulunduğu dalın ucuna geldi ve havalandı… 
Gökyüzüne doğru kanat çırparken üst kısımlarda güneş olduğunu fark etti… İskenderpaşa, Gazipaşa, Yenicuma ve Esentepe Mahallelerine kastı var diye düşünmeye başladı… 
Serçe az önce havalandığı dala geri döndü… Ağaçlara, “diğer yerlere vuruyor…” diyerek haber verdi…
Doğa güneşin ölmediğini yaşadığını fark edince sevindi lakin kendilerine tavırlı olduklarını düşündüler… Biraz daha saat ilerlesin güneş eğer kendilerine ışınlarını göndermez ise, bir heyet seçerek onunla görüşmek üzere yola çıkacaklardı…
Artık saat 11’e gelmişti…
  Nihayet güneş, az önce vurmadığı semtlerin üzerinde süzülmeye başladı… Ağaçlar, otlar, çiçekler, böcekler sevindiler… Güneş onlara küsmemişti… 
Peki; neden, geç gelmişti… Yoksa akşam Ay ile aralarında bir tartışma mı çıkmıştı… O gezegen senin bu gezegen benim diye veraset kavgası mı olmuştu da bu nedenle bu sabah geç kalmıştı bu semte diye düşündüler… 
Durumu papatyaya bildirdiler… En çok güneşi o severdi… Çünkü güneş ile yüz yıllardır aralarında bir aşk vardı… Hatta bu nedenle de Papatya ortasında ki sarı renk güneşi simgeliyordu… 
  Kelebek, papatyaya kondu ve neden geç kaldı ki, senin ki bir sorsana diye sordu… 
Papatya, tamam söyledi… 

  Birazdan Güneş sevgilisi Papatya’yı kolları ile sarmaya başladı… O sıcak ve en zararsız ışınlarını ona doğru gönderdi… Papatya yüzünü çevirdi iki sevgilinin bakışması gibi aşk bakışlarını gönderdiler birbirlerine… 
Ve papatya sordu; “Bugün neden geç kaldın… Semtin canlıları seni bekledi… Üstelik son zamanlarda bunu sık sık yapıyormuşsun…”
Güneş;
“Bende sorun yok… Ben yine aynı saatlerde geliyorum… Kente vuruyorum deli gibi ama Boztepe’ye öyle binalar yapmışlar ki, aralarından sıyrılıp da vuramıyorum ki, doya doya ısıtamıyorum… Geç kalmam bundan… Birde baksana bizim kardeş Boztepe’yi delmişler yine bir yerini…”
Hikâye bu ya… 
  Çok sinirlenmiş papatya çok… Toplamış bavulunu terk etmiş Trabzon’u… Artık güneşin sevgilisi Papatya’nın yerinde binalar, yollar, betonlar… Buna ses çıkarmayan insanlar, aptallar… 

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.