• BIST 109.330
  • Altın 155,894
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • Trabzon 15 °C

POLİS DEVLETİNE DOĞRU

Ö. Faruk Altuntaş

 AKP Hükümetinin Meclis’e sunduğu 35 maddelik İç Güvenlik Paketi ile “Hukuk Devleti”nden uzaklaşıp, rotayı “Polis Devleti”ne kırması, tehlikeli bir yönelim olarak dikkat çekiyor.
    AKP Hükümeti, Güvenlik Paketi / Yargı Paketini savunmak için son Kobane eylemlerini gösterse de, Paketin Meclis’e geliş biçimi, hazırlığın önceden yapıldığını ve gündeme getirmek için fırsat ya da bahane beklendiğini gösteriyor.  
    Bilineceği gibi Polis Devleti kavramı, Hukuk Devleti kavramının karşıtı olarak, kamunun selameti için yaptığı işlem ve eylemler nedeniyle yöneticilerin halka hesap vermek zorunda olmamalarını ifade eder.
    AKP Hükümeti son yasa taslağı ile AB müktesebatına uygun olarak bugüne kadar ceza kanunlarında yaptığı kısmı iyileştirmelerin pek çoğunu kaldırıyor. Güvenlik bahane olarak gösterilip, özgürlükler kısılmak isteniyor.
                                                                ***
    Güvenlik Paketinde en dikkat çeken yön, daha dün Şubat 2014’te, 6526 sayılı Kanunla Ceza Muhakemeleri Kanunu (CMK), Terörle Mücadele Kanunu vb. kanunlarda yapılan değişikliklerin kaldırılması oldu.
17 – 25 Aralık Yolsuzluk Operasyonundan sonra, Hükümet üyelerine ve yakınlarına yönelik soruşturmalardan kurtulmak için, CMK 116, 135 vd. maddelerde yapılan değişiklik ile arama kararı verilebilmesi için “somut delillere dayalı kuvvetli şüphe” şartı getirilmişti. Bu düzenleme keyfiliği ortadan kaldırıyordu.
 Şimdi sekiz ay sonra yapılmak istenen değişiklik ile örneğin, kişinin üzerinin, arabasının, konutunun… aranması kararı verebilmek için somut delil aranmadığı gibi, “kuvvetli şüphe” koşulu da kaldırılarak, ne olduğu belirsiz ve keyfiliğe çok açık “makul şüphe” ölçütü getiriliyor.  
Demokratik toplumlarda görülmeyen biçimde polise doğrudan 24 saat süreyle gözaltına alma yetkisi veriliyor. Tutukluluk süreleri uzatılıyor. Tutuklama kararı, soruşturma ve yargılamanın selametle yapılabilmesi için istisnai olarak başvurulan bir tedbir olmaktan çıkartılarak bir tür ceza haline getiriliyor.
                                                     ***
Güvenlik / Yargı Paketi içinde olumsuzluk olarak öne çıkan başlıca değişiklikler olarak;       
Örneğin, gerçek ve tüzel kişilerin mal varlıklarına el koymayı mümkün kılan katalog suçlara, devlet güvenliğine, hükümete, anayasaya vb. karşı işlenen suçlar dahil ediliyor. Mal varlığına el koyma kararını, ağır ceza mahkemeleri oy birliği ile verebiliyordu. Paket ile bu güvence kaldırılarak artık tek hakimle mal varlığına el koyma kararı verilebilecek.
Mal varlığına el koyma kararı için önceden suçtan elde edilme koşulu varken, bu koşul kaldırılarak suçla ilgili olmasa da tüm mal varlığına el konulabilmesinin yolu açılabiliyor. Böylece siyasi rakiplerin tamamen yok edilmesi amaçlanıyor.    
Örneğin, özel yaşamın gizliliği için önemli olan teknik takip, izleme, ses ve görüntü kaydı alınması için var olan sınırlamalar kaldırılıyor, bu kapsama alınan katalog suçlar arttırılıyor.
Örneğin, “Gizli Soruşturmacı” görevlendirilmesi için var olan sınırlamalar kaldırılıyor.
Örneğin, soruşturma dosyalarının avukattan gizlenmesi ve dosya incelemelerinin zorlaştırılması çalışması yapılıyor.
Bazı suçların, örneğin kamu görevlilerine yönelik tehdit vb. suçların cezası arttırılarak, erteleme ve seçenek yaptırım uygulanabilme ölçütünün dışına çıkartılıyor. Kamu görevlilerine yönelik ağır eleştirilerin suç sayılmasının önü açılıyor… vb.
                                                        ***
Demokratik hak ve özgürlüklerden haz etmeyen iktidarlar, her zaman “güvenlik” ile “hak ve özgürlük” kavramlarını karşı karıya koyarlar. Hak ve özgürlükleri kısıtlayarak güvenliğin sağlanabileceğini savunurlar.
Oysa demokratik toplumlarda “güvenlik” ya da “kamu düzeni” dediğimiz şey, özü itibariyle insanların haklarını ve özgürlüklerini engelsiz olarak kullanabilmeleridir ve sistem bu esasa göre çalışır. Totaliter toplumlarda ise karşıtlık oluşturularak kamu düzeni ya da güvenlik adına hak ve özgürlükler kısıtlanır.
Oysa sormak gerekmez mi, haklarımızı ya da özgürlüklerimizi kullanamayacak isek, güvenlik ya da kamu düzeni neye yarar?
AKP Hükümeti, son zamanlarda yöneldiği, yargıyı hükümete bağlama girişimleri ile, basını susturma girişimleri ile, demokratik protesto ve gösterileri bastırma girişimleri ile, muhalefeti susturma ve kriminalize etme girişimleri ile demokrasiden uzaklaşmaktadır. Oysa bu yolun kimseye hayrı olmadığını tarih yüzlerce kez göstermiştir.


                                                                                            

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.