• BIST 99.639
  • Altın 141,708
  • Dolar 3,5028
  • Euro 3,9236
  • Trabzon 19 °C

POLİTİKA

Gürsel ÖZGÜR

Aslında yazılarımda kişisel örneklemelerden çok faydalanmak istemesem de bazen konunun anlatımına olumlu katkısı nedeniyle kullanmak zorunda kalıyorum.

Bir gün eşimle beraber gezerken eski siyasetçi bir büyüğümüzle karşılaştığımızda merhabalaşarak sohbete başladığımızda, “Eşin artık politikacı, dikkatli ol, politikacının karısı dul, parası pul olur’’ demesi üzerine eşim de tebessüm ederek hatırını sorduktan sonra, “Asker eşiyim, fazlasıyla alışığım, sorun yok’’ demişti.

Bu yaşanmışlığı anlatmaktaki muradım, askerlik ve politikanın bir yaşam tarzı olduğu gerçeğini vurgulamaktı. Vazife bilinci ile yapılan işlerde öncelik görevin başarılmasına yönelik olmalıdır. Eğer buna hazır değilseniz bu görevlere talip olmayacaksınız. Bir tercih meselesidir. Askerliği seçtiyseniz ölmekten korkmayacaksınız, vazifeyi tam ve eksiksiz yapabilmek en büyük huzur ve mutluluğunuz olmalıdır. Bir kuru teşekkür bile sizin tüm yorgunluğunuzu alır, şevk ve inanç ve de özveri ile yaptığınız işler sonrası…

Siyaset veya politika, devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatıyla ilgili özel görüş veya anlayış olarak tarif edilmektedir. Politikayı da seçtiyseniz çok beklenti içine girmeden yalnızca bağlı olduğunuz örgütün başarısına odaklanmalı ve çalışmalısınız. İkisinde de memur mesaisi yoktur, gece gündüz demeden vazifenin gereğini yapmalısınız, yoksa başarılı olamazsınız. Tutarlı politikacı söyledikleri ve yaptıkları ile güven ve tutarlılığını artırmalıdır. Kişisel çıkarlardan ziyade toplumun menfaatini düşünmeli ve gerçekleştirmelidir. Siz, toplumu düşünürseniz, onlar da sizi düşünürler. Bu şekildeki politika da insanlara huzur ve rahatlık verir.

Tabi ikisi arasında bariz bir fark ta var. Son zamanlarda bozulmasına rağmen kurumsallaşan askerlik ile kurumsal hafızasını oluşturamayan ve kişisel gayretlerin ön plana çıktığı siyaset.

Kurumsallaşmanın olduğu yerlerde görev tanımlanmıştır ve bu çerçevede görevinizi yapar, devamında kendinizi ve görevin tanımını geliştirirsiniz. Politik alanda ise tüzük ve yönetmeliğini okumaya zahmet etmeyen onlarca yöneticiye rastlarsınız. Ya yazılana inanmaz ya da öylesine girmiştir yönetim listesine. Dolayısıyla görevini bile bilemediğinden ispatı vücut ederler ve hatta çoğu zaman toplantılara da katılmazlar, ama yöneticidirler. Günü kurtarma düşüncesinin hâkim olduğu kurumlarda gelişme olmadığı gibi çağa da ayak uyduramadığından gerilemenin olması da kaçınılmazdır.

Cumhuriyet tarihinin belki de son dönemecine girilirken Hayır bileşenleri de dikkatle süreci izliyor. Bu ittifakı korumanın yolu tutarlı, akıllı, çıkar gözetmekten uzak ve kucaklayıcı rol oynamaktan geçiyor. Bunu başaracak irade referandum sürecinde gösterilmiştir, devam ettirilmelidir.

Önümüzdeki kongre süreci aslında bunun için önemli bir fırsattır. Tüzük ve Yönetmeliğin boşluklarından faydalanma yerine, taktik, strateji ve denge kurnazlığından vazgeçerek doğru olan yapılmalıdır. Birçoğumuzun düşündüğünü seslendireyim:

Muhtarlık bölgesi delege seçimi için ilçe merkezine asılan seçmen listesini herkesin görmesi sağlanmalı ve üye sorumluluğunu gerektiren oy vermeye herkesin gelmesi sağlanmalı.

Mahallenin aktif dinamiği olan mahalle meclisi delege olmak isteyenlerin talebini almalı, tüzükte yazan üyelik görevlerini yerine getiren ve gönülden faaliyetlere katılan, çalışan üyelere öncelik tanınarak ve ortak akıl ve irade ile tek liste hazırlanmalıdır. (Beni değil diğer arkadaşı yazın, O benden daha çok layık deniyorsa ideale ulaşılmıştır)

İl/İlçe Kongresi için; aday ve yönetim kurulu listesi erkenden açıklanırsa yıpranırlar gibi ilkel, sığ ve anlamsız düşünceden kurtularak liste en az on gün önceden başkanlığa asılmalı ve üyelerin seçeceği Yöneticilerini tanımasına fırsat tanınmalıdır. Seçim günü yönetim kurulu listesinin açıklanması ayıbı ve ilkelliğine son verilerek yönetim kurulu üyelerinin de değerli ve işlevsel görevler üstleneceği vurgulanmalıdır.

Klasikleşen gizli, kapalı kapılar ardında ve karşılıklı çıkar ilişkisi içinde yapılan çalışma yerine toplumun gözü önünde açık bir çalışma metodu izlenmelidir.

Yönetim Kurulu Üyeleri boşluk doldurma mantığıyla değil her biri potansiyel Başkan adayıymış düşüncesi ile liyakatli, zamanını ve bütün enerjisini en az iki yıl bu görevi layık-ı veçhile yapacak gönüllü ve çalışkan insanlardan seçilmelidir. Yönetim Kurulunu adeta Yapbozun parçası olarak görmeli ve bir parçanın eksikliğinin bütünü etkileyeceği unutulmamalıdır.

Muhtarlık bölgesi çalışması kongrede çarşaf usulünü de zorlayacak ve blok liste gibi dayatmacı usule de taraflar ahlaki açıdan cesaret edemeyecektir.

Bu yazıyı parti kimliğimi öne çıkararak yazdım. Çünkü artık yanlış yapılmasına tahammülümüz yok. Söylemi ile eylemi örtüşmeyen insanlara artık ihtiyaç yok.

Telaşım, Türkiye Cumhuriyeti’nin sonsuza kadar devamında sorun görmemdendir.

Endişem, yine kişisel hırs, ihtiras ve egoların bu süreci de görmemezlikten gelmesinden korkmamdır.

Beklentim, en az hasarla kongrenin atlatılarak kendini bu göreve adamış kadrolarla seçimlere gidilmesinin sağlanmasındadır.

Umudum bu yöndedir ve yeni kadrolar liyakate dayanan, çalışkan, görevini en iyi yapan vatanını en çok sever düsturunu benimsemiş, sorumlu, zamanının tamamını göreve ayıran, vefakâr ve mutlaka Atatürkçü kadroların oluşacağı yönündedir. Babam Sefer Özgür’ü rahmetle anarak hafta sonu kutlanacak olan tüm babaların günü kutlu olsun. Sağlıcakla kalın…

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.