• BIST 93.426
  • Altın 282,392
  • Dolar 5,8856
  • Euro 6,5453
  • Trabzon 21 °C

POSTMODERN DEMOKRATLAR!

Ö. Faruk Altuntaş

Dünya liderliğine hızlı adımlarla ilerleyen Reis, sadece Türkiye’yi değil, Avrupa’yı da sallıyor. Avrupa, sallanıyor. Hollanda, Almanya, Avusturya… ve sıradakiler, diğerleri; yaptığınızın cezasını çekeceksiniz, bedel ödeyeceksiniz, özür dileyeceksiniz…

Bakın İsrail, Rusya nasıl da özür dilediler! Siz de özür dileyeceksiniz. Yoksa 16 Nisan’dan sonra görürsünüz gücümüzü ve gününüzü.

Reis, hesaplaşma tarihi olarak 16 Nisan öncesi için değil, sonrası için randevu veriyor. Tabii ki bizler neden şimdi sıcağı sıcağına değil de, hesaplaşma tarihinin 16 Nisan sonrası için verildiğini bilemeyiz; bilmemiz de gerekmez. Reis ve adamları söylüyorsa bir bildikleri vardır. Onlar değil de biz vatandaşlar bilecek değiliz herhalde!

                                                    ***

Kahvede, sokakta yapılan polemikler bunlar. Reisin başkanlığında, AKP’nin tek başına iktidarında, 15 yıl sonra Türkiye’nin geldiği yer burası.

“Ey Avrupa, Ey Almanya, Ey Hollanda, Ey Belçika…! Bunlar Nazi kalıntısı, faşist, faşist!”  

Bütün komşularla çatışmalı, itişmeli, kakışmalıyız.

Üyesi olmak için yarım asrı aşkın süredir çaba harcadığımız Avrupa Birliği ile kanlı bıçaklıyız.

Nasıl düşünülebilir, nasıl cesaret edilebilir? Türkiye Dışişleri Bakanının uçağına iniş izni verilmiyor. Hollanda polisi, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Kaya’nın aracını durduruyor, “persona non grata/istenmeyen kişi” ilan ediyor ve kimlik kontrolü yaparak gerisin geriye Almanya’ya gönderiyor.

                                                ***

Türkiye ne hallere düşüyor! Gözünü hırs bürüyen ihtiraslı politikacıların güzel ülkemi soktukları hal bu.

Almanya’nın, Hollanda’nın yanlışını tartışmıyorum bile. Ancak şu kadarını açık olarak söylemek gerekir ki, bu bir rezilliktir ve diplomaside yeri yoktur. Doğruya yanlışa, haklıya haksıza bakılmaksızın krizin, daha mantıklı ve sorumlu bir davranışla çözümlenebilmesi gerekirdi. Bu nedenle AKP yöneticilerinin şahsında Türkiye’ye layık görülen muameleyi herkesin kınaması ve karşı çıkması gerekir. Zaten gerek Kılıçdaroğlu, gerekse Baykal, yerinde bir davranışla Avrupa programlarını iptal ettiler ve referandum çalışması için Avrupa ülkelerine gitmeyecekler.

Ama asıl konu bu değil. Asıl konu, Erdoğan’ın başkanlığında ve AKP iktidarında, Türkiye saygınlığını ne kadar yitirdi ki, Türkiye’ye böyle bir muamele yapabiliyorlar. 

Bu saygısız davranışlarla, yaklaşan seçimler gözetilerek, ırkçı, yabancı düşmanı ve muhafazakar eğilimlerin oyunu alma düşüncesiyle, Türkiye’ye hakaret etmede beis görmüyorlar. 

Utandırıcı ve düşündürücü olan nokta burasıdır: Türkiye’nin devasa ölçülerde saygınlık yitimidir; demokratik değerlerden uzaklaşılmasıdır; insan haklarının askıya alınmasıdır; hukukun üstünlüğünün terk edilmesidir; yargı bağımsızlığının çiğnenmesidir; hak ve özgürlüklerin kullanımının engellenmesidir… Bu saygınlık yitimine bağlı olarak Türkiye’nin itilip, kakılmasıdır.

                                                 ***

Tabii bir de “abidik gubidik” meselesi var. Başbakan Binali Yıldırım’ın siyasete kazandırdığı bu engin ve derin bu terimle, siyaset mühendislerinin yer altı ilişkileri ile düşen “Evet” oylarını yükseltmek için “abidik gubidik” ilişkilerle bu tür davranışlar üretilebilir mi? Hem Avrupa’daki yükselen muhafazakar – ırkçı eğilimlerden oy devşirmek, hem de Türkiye’de mağduriyet hissi yaratma ve düveli muazzama karşı dik durma algılarına yönelik hesaplar olabilir mi?

Bu hesapları doğrulayan gelişmeler de var.

Öncelikle belirtmek gerekir ki, Türkiye’nin yasalarına göre, hem de AKP döneminde benimsenen yasa hükmüne göre “Yurt dışında ve yurt dışı temsilciliklerde seçim propagandası yapılamaz.” (298 sayılı kanun,94/A-5.fıkra)

Basına yansıyan bilgilere göre, Hollanda yetkililerinin Türk yetkililere; kendi ülkelerinde 15 Mart Çarşamba günü yapılacak seçimler nedeniyle gelmemelerini; seçimlerden sonra ise gelebileceklerini söylediği belirtiliyor.

Tartışmaların odağındaki Rotterdam’ın hem de Müslüman olan Belediye Başkanı Ahmet Abutalip, Türkiye Başkonsolosunun kendisine “Bakan gelmeyecek diyerek yalan söylediğini” belirtti. Türk Konsolosluk görevlilerinin ise bu yalanı söyleyip, Hollanda’ya birkaç koldan girerek yetkilileri atlatmaya çalıştıkları anlaşılıyor. Ne diplomatik teamül, ne de sorumluluk hissi…

Basına yansıyan bilgiler, “Abidik gubidik” hesapların belirleyici olduğunu, düşük “Evet” oylarının arttırılması için AKP nezdinde her tür operasyonun meşru sayıldığını, Türkiye’nin saygınlık kaybının ise dikkate alınmadığını gösteriyor.

Postmodern demokratlık böyle bir şey olsa gerek: Kendi ülkenin seçim yasağına kendin uymazsın; muhalefete olmayan yasakları uygularsın; yasakların yetmediği yerde elektrik kesintisinden, salon iptaline kadar her türden işlemi devreye sokarsın; yabancı memleketleri babanın çiftliği sayar, kendini hiçbir kuralla bağlı görmezsin; Meclisteki üçüncü büyük partinin eşbaşkanlarını, grup sözcülerini içeri tıkar çalıştırmazsın; Hıristiyan bir ülkede, çok önemli bir kentin belediye başkanlığına bir Müslüman’ı seçenleri toptan faşistlikle, Nazi artığı olmakla, İslam düşmanlığı ile suçlamaktan geri kalmazsın.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.