• BIST 105.380
  • Altın 270,975
  • Dolar 5,7403
  • Euro 6,3404
  • Trabzon 13 °C

PRİVATE LABEL

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

   Lüks ve markalı ürünlere ucuz alternatif geliştiren marketlerin kendi ürünlerine geliştirmesine private label deniliyor.
Marketlere markalar tarafından özel olarak üretilen bu ürünler, ikinci kalite ürünlerdir.
  Kalitesiz beslenen ülkemde para olmayınca iyi peynir, iyi yoğurt, iyi et yerine… ikinci kalite bu ürünlere rağbet edilir oldu.
Bazı marketler ucuz sattığı için rağbet görünce bir de markalı ürünlerin ikinci, üçüncü kalitelerini üreticiden talep edince satışta zincirler oluşturuyor.
  İnsanların alışveriş yaparken en önemli kıstası fiyat, marka ve kalitedir. Fakat bugünlerde kalite ve markadan daha önemli bir şey var ki o da fiyat. Pahalı olmayan, fiyatı düşük olan ürün makbuldür. İnsanları hep ucuz yaşamaya alıştıranlar, sanki şu kısacık ömrü rastgele yaşıyoruz dedirtir oldu.
  İnsanların hayatında yemek yemek mutlu olmak için en önemli kıstaslardan biridir. Sabah, öğlen, akşam. Ama yediğimiz yemekler kaliteli ve sağlıklı olmayınca öğünleri de azaltır olduk. 
Hayatın ve insanca yaşamanın bedeli artık çok yüksek. Ve ucuz bir hayatın ortasında insanlar yapayalnız kalmış. Kaliteli yaşam hakkı sadece paralı olanlara verilmiş bu hayatta.
O yüzden insanlar hayat ucuz diyor, Beklentileri de kaliteli bir ürün yemekten öte karnını doyurmak oluyor. Kalite bugünlerde sadece hayal oluyor. O yüzden de bir ürün,  uygun beklentileri karşılıyorsa bu private labeldir. İlla da kaliteli olması gerekmiyor.
Ne kaliteli ki? Yiyeceğimiz olsun.
Sabayi  “Tok olan cümle cihanı tok sanır. Aç olan alemde ekmek yok sanır“. 
Atık açlar bile doyurulmaz oldu. 
Ramazanda iftarlar bile hep dosta, arkadaşa, şirket çalışanlarına hatta siyasette de yandaşlara verilir oldu.(Belli bir sayıda) 
Herhalde olmayan,görmesin, bilmesin diye. Bir ekmeğe şükretsinler diye. 
“Yemeklerin en kötüsü tokların çağrıldığı, açların çağrılmadığı düğün yemeğidir” Hz Muhammed… 
   Bugünlerde düğünlere bile zenginler çağrılır oldu. Belki bir çeyrek gelir hevesiyle. Belki masrafı karşılarız düşüncesiyle. 
İkinci kalite, çakma, uyduruk, imitasyon ürünler market raflarında janjanlı paketleriyle beni al diye bağırıyor. Sağlıklı mı değil mi diye düşünen yok. Sadece çocuğunu mutlu etmek için o paketleri alıp eve götürüyor insan dediğimiz varlık.
  Çakma dinci, çakma siyasetçi, çakma çanta, çakma insanın olduğu yerde çakma bisküvi çok mu?.. Ki o da püskevit olmuş.
“Karşınızda televizyon ve reklamlara çıkan çocukların ellerinde çikolata, püskevit, birbirlerine ikram ediyor. Birbirleriyle şakalaşıyorlar. Reklamı izleyen çocuk benimde çikolatam, püskevitüm olsa . Anne bana niye almıyorsun, bizde neden yok diyor” Bu konuşmayı hatırlamışsınızdır. Üzerinden  sekiz yıl falan geçti. Evet Sayın Bahçeli çocukların ellerinde neden yine kaliteli çikolata ve püskevit yok.  Hatta bugün bu  ürünleri neden alamıyorlar?
  Sokaklara çıktığımızda herkes marka giyiniyor. Ama çoğu sahte  maalesef .Türkiye’yi her şeyin sahte olduğu bir ülke haline getirdiler. Aslına benzetilen gerçek olmayan her şey bizim ülkemizde çokça var. 
  Siyahı pembe göstermeye çalışmak, geceyi gündüz olarak göstermek, Patatesi peynir,  hacıyağını parfüm, pirinci şehriye olarak vermek sahteciliktir. 
Bizler tıpkı rahmetli Ömer Lütfi Mete’nin söylediği gibi hacı yağı ve parfüm arasında sıkışıp kalanlarız.   


  

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.