• BIST 92.227
  • Altın 214,019
  • Dolar 5,3413
  • Euro 6,0711
  • Trabzon 15 °C

RAİNA DEĞİL UNZURNA!

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

Antakya Medeniyetler Korosu Konserinin açılış konuşmasını Prof.Dr. Mustafa Kaçar yaptı.

Kendisiyle uzun yıllar Sempozyumlarda beraber çalıştık. Hatta Mardinizadeler ve Büyük Alim Ebül’ula Mardin Sempozyumunda beraber konuşmacı olma şansını bile yakaladım. Benim için büyük bir onurdur. Mütevazı, kibirden uzak, araştırmacı ve vatansever bir insandır. Tarih bilgisi ise çok üst seviyelerdedir.

Konuşmasında, “Politikacılar, devlet adamları, ülkeleri yönetenler, halkı aydınlatan ya da halkı yönlendirenler, dünyada ki terörü ve savaşı bitirmek için daha çok çalışın, zira barıştan daha büyük bir kazanç yoktur. Bu yılkı temamızı  ‘Hep birlikte demokrasiye davet’ olarak seçtik. Demokrasi istiyorsak öncelikle demokrasiyi öğrenmeliyiz ve hep birlikte demokratik yaşamalıyız” dedi.

Evet demokrasiyi isteyenler acaba ne kadar demokrat?

Bakara suresi 104. Ayet der ki “ Ey inananlar “RAİNA” bizi güt, bize bak demeyin. “UNZURNA” bizi gözet deyin ve dinleyin.”Bu ayette anlatılan demokrasinin ana kuralı halkın iradesinin üstünlüğü ilkesi değil midir?

Uygar dünyayı yönetenler demokrasinin kutsal kitaplarda yer almadığı söylüyor. Peki bu ayetler nedir o zaman? Allah’ın insanlara verdiği en önemli şey akıldır. Ama onu kullanmak bile artık birilerinin himayesinde…

Bazı insanlar demokrat olmayı inançsızlık olarak sayıyor.

Demokrasi sanki bizim halkımız için değil de hep yabancılar için düşünülmüş bir şeymiş gibi algılanıyor. Sanki demokrasi Türklerin genetiğine aykırıymış gibi… Hatta günahmış gibi algılanıyor.

Modern toplumların bizim hiçbir zaman sahip olamadığımız çağdaş yaşamlarında son dönemde ilginçtir ki, artık bizde var olan fakat onlarda yavaş yavaş oluşmaya başlayan totaliter rejime doğru kaymalar görüyor ve izliyoruz.

Tıpkı Filozof Slavoj Zizez’in vurguladığı gibi, “Kapitalizmle demokrasi arasındaki sonsuz evliliğin bittiği bir dönemde hepimizin kafasını kurcalayan nasıl bir geleceğin bizi beklediğidir.”

Demokrasi her alanda sorumluluk almak mıdır? O yüzden mi zordur? O yüzden mi korkutur? Nedir bu demokrasi?

Demokrasinin üç “K” kuralı Kavramlar, Kurallar, Kurumlar maalesef bugün işlevini yapamaz halde olunca demokrasi kavramı da farklı anlamlar kazanmaya başladı.

“Kavramlarda” benden değilsin mantığı ve mantalitesi bugünlerde insanları gruplara ayırınca ortaklık fikri de ortadan kalkmış oluyor. Herkes Sunni, herkes AKP ya da CHP’li olmalı mantığını güdünce karşısındaki insana saygı duymayı da doğal olarak unutur oldu.

Kurallarda ise, yani uyulması gereken genel ilke ve yasalar kişiye göre değişince insani davranışlarda yön değiştirmiş oluyor.

Peki ya Kurumlar? Bizde kurumlar yoktur adam kayırmaca vardır. Adamın varsa bir kurumda görev yapabilirsin. Ülkenin tüm kurumları gırtlağına kadar “Oyun içinde oyuna batmış maalesef”

Yani genel bir demokrasi mücadelesinde bu üç “K” kuralı tanınmaz ise demokrasiden söz etmek söz konusu olamaz.

Her an terör endişesi ile cebelleşen bir ülkede, vakıfların, sendikaların susturulduğu, medyanın yandaş olduğu, Eğitim birimlerinin can çekiştiği, üniversitelerin sustuğu, Cehaletin var olduğu, sevgisizliğin çok olduğu, hoşgörünün olmadığı, Hukukun kişiye göre işlediği, dinin sömürüldüğü, kadınların itibarsızlaştırıldığı, çocuk gelinlerin olduğu, tecavüzün kol gezdiği,  güvenin yok olduğu bir ülkede demokrasiden söz edilemez. Çünkü demokrasi haktır, hukuktur.

Paragöz sınıfın ve demokratsız sınıfın olduğu bir ülkede ağızlar fermuarlı ve herkes sus-pustur.

Demokrasi artık bir düştür.

Demokrasi kurtulur mu?  Hayır.

Çünkü demokratımız yok.

  • Yorumlar 2
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.