• BIST 105.026
  • Altın 162,753
  • Dolar 3,9187
  • Euro 4,6430
  • Trabzon 5 °C

REKLAMLARDAN BİZE KALAN

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

Üç dört yıl kadar önce bir mail almıştım.
Mailde “çarpıcı resimlerle ticari olmayan reklamlar” yazıyordu.
İlk fotoğraf çok zayıf çıplak bir çocuğun yerde oturmasıyla başlıyordu.
Yanında “Senin evinin önünde olsaydı daha mı fazla umursardın” diye yazıyordu.
İçerisinde 27 fotoğrafın olduğu bir Slayt gösteri.
Her fotoğraf birbirinden anlamlı ve gerçeklerin gözler önüne serildiği bir acı tabloydu.
Yani insanlığın vurdumduymaz ve hoyratça kullandığı bir sürü sebep vardı orada.
Kürk kullanımının acı gerçekleri, uyuşturucu kullanımının zararları, çöpe çevirdiğimiz dünyamızı bekleyen tehlike, ne zaman geri dönüşüme başlayacağımız, ormanları katletmenin zararları, hayvanlara yapılan işkenceler, iklim değişikliklerinin getireceği doğal afetler, küresel ısınma ve daha niceleri.
Beni çok etkilemişti.
Ve “doğanın geri dönüşümünün olmadığı” vurgusu çok ama çok önemliydi.
Biz her akşam televizyonlarda, ya da afişlerde çok komik reklamlar izliyoruz.
Al baştan sürekli aynı saçmalıklar.
Kim daha absürt, akla aykırı, yersiz, anlamsız ve de manasız tanıtım yaparsa o daha çok akıllarda kalıyor.
Hele yiyecek, içecek ve çikolata reklamları akla zarar cinsten…
Dört bir yandan sürekli üzerimize gelen ve sürekli alın, alın, alın diye bağıran janjanlı reklamlar izliyoruz.
Şuur kendini bilmektir. Ama biz reklamlarla şuurumuzu kaybediyoruz.
Şuuraltımızda doğadan almış olduğumuz tesirleri depoladığımız yerdir.
Kısaca rahatsızlıklarımızın depolandığı yerdir.
Yani geçmişten bu güne gibi…
Reklamlarda sanki şuuraltımıza yüklediğimiz sıkıntılar gibi, gizli mesajlarla depolanıp sonra su yüzüne çıkıyor.
Ve albeni diye bağırıyor. Bizde er ya da geç alıyoruz.
Bugünlerde dikkatimi çeken bir yardım reklamı var.
Şöyle başlıyor:
“Siz bu zorlu şartlarda Suriyelileri görmezden gelince;  Onlar belki de yaşamlarının sonuna geliyor. Ya görmezden geldiğiniz kendi çocuğunuz olursa. Suriyeliler yardımlarınızı bekliyor. Yaralarını birlikte saralım.”
Bu reklamdan almamız gereken mesaj bizde yarın Suriye gibi olabiliriz midir?
Ya da ülke güllük gülistanlık herkesin keyfi gıcır tek derdimiz Suriyeliler haydi onlara da yardım edelim midir?
Suriye’yi, Türkiye gibi yapmaktansa, Türkiye’yi Suriye gibi yapmaya çalışmanın manasını anlayamıyorum.
Bu bizim alışmak zorunda olduğumuz bir gerçek değildir ki.
Ümraniye’de, Maltepe’de, Pendik’te, Şişli’de, Eyüp’te, Bayrampaşa’da o kadar fakir aç, ayakkabısız Türk var ki…
Eğer yardım etmek istiyorsanız Trabzon’da, Rize’de, Ankara’da, Bursa’da, Hatay’da, Adana’da, İzmir’de çok aç ve açıkta insan var.
Onlara el uzattınız mı?
Onları dinlediniz mi?
Onları gördünüz mü?
Onlar da yaşam şartları sebebiyle belki de yaşamlarının sonlarını bekliyor.
Evet görmezden geldiğimiz kendi çocuklarımız; Burası çok doğru bir nokta.
O yardım sabahları neden ülkemdekilere doğmuyor.
Önce benim için yani ülkem için şarkı söyle sonra tüm sağırlar duysun seni.
Tabii ki zorda kalan insana yardım eli uzatmak insanlıktır.
Ama önce kendi insanını gör.
Kızılay yardım kuruluşu olmaktan çıktı mı ne? Sanki siyasi bir kurum haline geldi.
İnsan sadece kendi acısına yanlış yapmazmış, bir diğerinin acısının ise nedeni ve destekçisi olurmuş.
Suriyelileri getirdiniz şimdi de duygu sömürüsü kısmı mı kaldı.
Aramıza gizlice giren bu insanlar sahi kimdir?
Mülteci kampında olması gereken Suriyeliler neden Büyükşehirleri mesken tutmuş?
Dolayısıyla da içleri sızlayan, merhamet yüklü ve sürekli gündeme getirdikleri Suriyelileri buyursun zengin işadamı amcaları alsın çalıştırsınlar. Zaten öyle yapmıyorlar mı? Üç beş kuruşa onları çalıştırıp kendi insanını açıkta bırakarak… Bu mudur insanlık?

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.