• BIST 99.340
  • Altın 238,735
  • Dolar 5,6110
  • Euro 6,3507
  • Trabzon 8 °C

REKTÖRÜN MAKAM ARABASI

Dr. Hasan AKYÜZ

  13 Kasım 2018 tarihinde, Siirt Üniversitesi Rektörü için makam aracı kiralama ihalesine çıkıldı. Şartnamede araç için tam 30 özellik sıralandı. Özellikler arasında, “Yabancı menşeli, siyah renkli, 4×4 dizel motor, 2000 cc, en az 190 beygir güç, start stop, ısıtmalı koltuklu, uydu telefon ve bluetooth bağlantılı, saatte 232 kilometre yapabilecek nitelikte, hız sabitleme sistemine sahip ve 0-100 kilometreye 8.2 saniyede çıkabilen, deluxe çift bölgeli tam otomatik klimalı, 4 kol tasarımlı çok fonksiyonlu deri direksiyon, ön ve arka park mesafe ölçer park sensörlü, elektromekanik park frenli, elektrikli ısıtmalı ve katlanabilir yan aynalı” kriterleri sıralandı. Şartnameye göre araç mesai dışında da kullanılabilecek. Rektör,  eleştirenlere karşı “sanki Ferrari, her rektörlükte bu otomobilden var “diyerek kendini savundu. Kendi makamı için şartname ile 450 bin liralık aracı tarif eden Rektörün Akademik ve idari personele tasarruf tedbirleri tebliğ ettiği “pencerelerin sürekli kapalı tutulması ve hem odalardan hem de sınıflardan çıkılırken ışıkların, klimaların, elektronik cihazların kapatılması“ istendiği öğrenildi, tam bir ironi… Asıl sorun, İller arasında kişi başı Milli gelirin en alt sıralarda olduğu Siirt gibi bir şehirde, başarı sıralamasında 108 devlet üniversitesi arasında 90. Sırada olan bir üniversitenin rektörünün, 100 kilometre hıza 8.2 saniyede çıkan, saatte 232 km hız yapabilen uydu telefonlu 450 bin liralık araç için ihaleye çıkması değil, “Sanki Ferrari, her rektörlükte bu otomobilden var” diyerek kendini savunmaya çalışmasıdır. Rektörün dediği gibi her rektörlükte bu veya bunun gibi arabalar var mı? Evet var. Demek ki tespit doğru, sorun Siirt rektöründe ve arabasında değil. 
      Muğla Büyükşehir Belediye Başkanının kullandığı 300 bin Euro değerindeki makam aracı hem siyasilerden hem de vatandaşlardan tepki alınca “ makam aracı banka promosyonu ile alındı” diye açıklama yapıldı. “Madem 300 bin Euroluk promosyonunuz var, bunu neden belediyecilik anlayışı ve sorumluluğu ile ihtiyaç sahipleri için kullanmadınız?” eleştirilerine yanıt verilemedi, Sükut ile ikrar edildi.
      Hatırlayacaksınız Düzce Belediye Başkanı 30 Mart 2014’te göreve geldiğinde, belediyenin 150 milyon lira borcu varken, 650 bin liraya Audi A8 marka makam arabası aldı. Gelen tepkiler üzerine “Herkes Audi ile gelsin ben Passat mı çekeyim yanlarına” şeklinde trajikomik bir savunma yapmıştı. Yapılan bu trajikomik savunmada maalesef gerçeğin tezahürünü görüyoruz. Düzce Belediye Başkanının dediği gibi dünya kadar borca batmış belediyelerin başkanları lükste birbiriyle yarışır gibi makam arabaları kullanmıyorlar mı? Kullanıyorlar. O halde sorun Düzce Belediye Başkanında değil, başkan durum tespiti yapmış ve çıkan sonuca göre davranmış. 
      Bir ay kadar önce Arjantin’de yapılan G 20 zirvesine katılmak için Almanya Başbakanı ve  Alman delegasyonunu taşıyan Airbus A340 Berlin'den havalandı. Fakat kısa bir süre sonra teknik arıza nedeniyle Köln'e acil iniş yapmak zorunda kaldı. Avrupa’nın en büyük ekonomisini yöneten Merkel sabah saatlerinde önce İspanya'ya geçti ve aktarma yaparak tarifeli uçakla Arjantin'e ulaştı. Bu durumun tespit ve değerlendirmesini sizlere bırakıyorum.
      Konu tekil olaylarla değerlendirilemeyecek kadar derin ve bütünsel. Devletin belirli kademelerinde bulunanların, mümkün olan en üst seviyede devletin her imkanından yararlanması gerektiği ve hakkı olduğu algısı toplumumuzun bilinç altında yerleşmiş bir olgu maalesef. Vali ikametgahının Konak, Hükümet binasının Saray olarak adlandırıldığı ve kanıksandığı bir düzende, devlet içinde kamu görevi yapan insanların konak veya saray sakini gibi hareket etmeleri normal bir psikolojik durumdur. Bu ortamda rektörün veya belediye başkanının arabasını hedef gösterip kolaycılığa kaçmanın bir anlamı yok. Millet olarak devlet malının deniz, devlet hazinesinin de kişisel mal olmadığını idrak edip, Milletin devlet ve devleti yönetenler için değil, devletin Millet için var olduğunu anlayıp doğruyu aradığımızda bu sorunların çözümü için konuşmaya başlayabiliriz. Aksi halde devlet imkanlarını kullanma sırasının kendine gelmesini bekleyen faydacı şahıslardan oluşmuş, tipik Ortadoğu profili gösteren pragmatist bir topluluk olarak yaşar gideriz.
Yeni yılın Milletimize ve bütün insanlığa iyilikler ve güzellikler getirmesi dileğiyle, iyi yıllar…

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.