• BIST 97.263
  • Altın 243,886
  • Dolar 6,2651
  • Euro 7,3886
  • Trabzon 23 °C

RUSYA

Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu

Rusya duygusallığı hepimizi sardı… Tam da ihtiyaç duyduğumuz bir dönemde bir dost eli uzatan Rusya ile stratejik ortak düzeyine varan işbirliğinin yollarını açtık. Dahası da olacak gibi beklentilerimiz üst düzeyde seyretmeye başladı. Peki, bu algının gerçeklik payı nedir? Ya da daha açık bir şekilde sorarsak: Rusya bu sempatiyi gerçekten de hak edecek kadar içten ve dürüst bir ülke midir?

En başta yapılması gereken tespit, Rusya’nın artık eskisi gibi emperyalizme karşı duran bir ülke olmayıp, uluslararası ticari faaliyetlerini güçlendirmeye çalışan emperyalist bir ülke olduğudur. Rusya bugün özellikle silah sanayi ve enerji alanında kendi ticari markalarını yaratma peşinde koşan, uluslararası düzende söz sahibi olmanın bir gereği olan ekonomik güç sahibi olmayı hedefleyen politik bir çizgidedir. Putin; bu politik çizgisini son devlet başkanlığı seçiminde kendi halklarının onayına sunmuş ve yeni emperyalist Rusya modelinin onayını büyük bir destekle almıştır.

Bizim esas bakış açımız Rusya’nın hangi çizgide politika izleyeceğini değerlendirmek olmayıp, Rusya’nın bu emperyal heves kapsamındaki yerini ve duruşunu Türkiye’nin nasıl tanzim etmesi gerektiği üzerine fikir üretebilmektir. Diğer bir deyişle ikili ilişkilere “Lavrov’un gözlüğü” ile değil kendi gözlüğümüz ile bakmalıyız diye düşünüyorum. O halde her ikili alışverişi bir bilançoya vurmalı ve artı eksiler toplamından elde edilen kalana bakmalıyız derim.

Öncelikle yaklaşık 20 milyar Amerikan doları bütçeye sahip Akkuyu Nükleer santralini finans-politik açıdan bir değerlendirelim. Her iki ülke ilişkilerini belirli bir kalıba sokacak düzeyde bir yatırım söz konusu olmuştur. Tıpkı S400 füze alımında olduğu gibi. Bu denli yüksek bütçeli bağlantılar için Rusya’nın seçilmiş olması kuşkusuz sadece ekonomik nedenlere bağlı değildir. Ticari ilişkilerde hep satın alan konumundaki Türkiye’nin bu yönelişinin arkasında Suriye’deki kazanımların yatmakta olduğunu tahmin etmek zor olmasa gerek. Savaş uçağı düşürüldüğünde köpüren Rusya, Afrin operasyonlarında hiç sesini çıkarmadığı gibi stratejik destek de sağlamıştır.

An itibarıyla Türkiye ile Rusya arasındaki çıkar birliği üst düzeyde seyretmekte olup, görünen kısımda her şey yolundadır. Görünmeyen kısım için Rusya’nın stratejik beyinlerinin tam hazır olduğunu çok iyi biliyoruz. Yani cicim aylarının bittiği gün için seri planları olan Rusya’ya karşı Türkiye’nin sadece plan yapmış olması yetmez. Diğer bir deyişle Akkuyu santrali ve S400 kapsamını aşabilecek boyutta bir “abanın varlığının” hissettirilmesi gerekir. NATO kısmen bunu sağlarken, bu ayağı zayıflayan Türkiye’nin ve AB bağları kopmak üzere olan Türkiye’nin Rusya’nın eline düşecek olması riski gittikçe artmaktadır. Rusya’ya dikkat…

TRABZONSPOR’DA YENİ DÖNEM
Hafta sonunda yapılan kongre ile Ahmet Ağaoğlu başkanlığında yeni yönetim işbaşına gelmiş oldu. Doğrusu 850 milyon liraya yaklaşan net borç yükü altına girmeyi göze aldıkları için yeni yönetimi kutlamak gerekir. Trabzonspor’u ortada bırakmadıkları için ve milyonlarca taraftara umut verdikleri için teşekkürü hak ettiler.

Ancak üç vakte kadar duygusal dönem sona erecek ve gerçekler ile yüzleşme yeniden başlayacaktır kuşkusuz. Yeni yönetimin en büyük avantajı beklentinin en düşük olduğu bir dönemde işe başlamış olmalarıdır. Bir diğer avantaj da siyaset dışı bir yönetim yapısı kurmuş olmalarıdır. Bu değerlerin üzerine Ahmet Ağaoğlu’nun az çok tahmin ettiğimiz vizyonunu da koymayı başarabilirlerse diriliş başlar.

Her şeyden önemlisi Ahmet Ağaoğlu iyi eğitimli, konuşmasını bilen, sporu yakından tanıyan iyi bir Trabzonsporludur. Yöneleceğinden kesinlikle emin olduğum altyapı konusunda da başarılı olmasını bilinçli tüm taraftarlar beklemektedir. Diğer bir deyişle küçük bütçeli ve altyapı ağırlıklı “sert bir Trabzonspor” yaratma peşinde koşacaklarını biliyoruz. Tabii ki sadece politika ve hedef ortaya koymak başarı için yeterli olmayacaktır. Ruh taşıyan bilgili ve çağdaş kafalara ihtiyaç vardır. Tarihimizin bize kazandırdığı karakteri genç kuşaklara aktarmayı başaracak deneyim; şu anki en büyük ihtiyacımızdır.

 
        

   

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.