• BIST 108.352
  • Altın 143,327
  • Dolar 3,5324
  • Euro 4,1408
  • Trabzon 27 °C

Rusya sebze-meyve ithalatını neden durdurdu?

Rusya sebze-meyve ithalatını neden durdurdu?

Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği Başkanı Ahmet Hamdi Gürdoğan, Rusya’nın yaş sebze ve meyve alımını durdurmasına muhalefet partilerinin tepki koymadığını söyledi.

 Rusya’nın bazı ürünlerin alımını neden durdurduğunu bilmediğimiz için yorum yapma şansımız yok.

Ahmet Hamdi, Rusya’nın sebze ve meyvelerdeki ilaç nedeniyle ithalatı durdurduğunu söylüyor.

Domateste ilaç varda kiraz da soğan da yok mu?

Mesela Kiraz ve soğan ihracatı serbest!

Olayın mutlaka başka boyutları da var.

Rusya’nın sebze ve meyve ithalatını durdurması Trabzon’dan çok güney ve ege bölgesindeki üreticileri vurdu.

Ahmet Hamdi, ‘Trabzon’da bu karardan etkilendi’ diyor.

Türkiye’den Rusya’ya en fazla ihracat yapılan il Trabzon’muş!

Trabzon üretmeden ihracat rekortmeni!

Güney ve Egede üretilen ürünleri Rusya Pazarına ağırlıklı olarak Trabzonlu sebze ve meyve ihracatçıları taşıyor ve pazarlıyor.

Ahmet Hamdi, bölgede yaklaşık 3 bin TIR’ın Rusya’ya çalıştığını söylüyor.

3 Bin TIR önemli bir rakam.

Trabzonlu ihracatçıların ve işadamlarının 15’e yakın da irili ufaklı gemisi varmış.

Ayrıca, bölge ihracatçılarının çoğunun güney bölgelerinde sebze ve meyve işleme fabrikası varmış.

Rusya’nın ithalatı durdurması nedeniyle güney bölgelerindeki domates üreticileri, domatesleri salça fabrikalarına vermeye başlamış.

Ahmet Hamdi’ye, ‘olaya, yere göğe sığdıramadığınız bakan Kürşat Tüzmen, İhracatçılar Meclisi Başkanı Oğuz Satıcı, Türkiye Odalar Borsalar Birliği Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu tepki göstermediler mi? Çözüm bulamadılar mı?’ dedim.

Ahmet, ‘Biz üzerimize düşeni yapalım. Onlar da mutlaka yapıyorlardır. Bizim ses vermemiz, tepki göstermemiz, onlarında olaya dört elle sarılmalarını sağlar’ dedi.

Ahmet Hamdi, muhalefet partilerine de ateş püskürüyor.

‘Saadet Parti bize destek verdi. CHP ve MHP’nin sesi çıkmıyor. Bu olay, MHP ve CHP’lileri ilgilendirmiyor mu?’

-‘Ahmet, muhalefet partileri uykuda olabilir. İktidar partisinin de sesi çıkmıyor’

‘Biz uyandırmaya çalışıyoruz. Bu olay çok önemli! İhracatın durması demek, birkaç bin kişinin işsiz kalması, TIR’ların, gemilerin çalışmaması demek. Ekonomideki durgunluğa bir de bu olay eklenince çok daha kötü sonuçlar ortaya çıkar’

Ahmet Hamdi ve İhracatçıların tepkisine Ankara ve Moskova herhalde kulak verir.

 

İktisattaki hocalar vergi verdiler mi?

 

KTÜ İktisadi İdari Bilimler Fakültesi öğretim üyelerinin gazetelerde ve TV’lerde ekonomi ile ilgili görüşlerini, düşüncelerini dinliyoruz.

Okuduklarını, derlediklerini aktarmaya çalışıyorlar.

Burada bizim niyetimiz, koskoca profesörleri, doçentleri eleştirmek veya yermek değil.

Konu onların uzmanlık alanı!

Ancak, öğrencilerine ve vatandaşa teorik olarak bilgi sunanlar, öğretenler biraz da işin pratiğine inmelidirler.

Piyasada ne oluyor, ne bitiyor. Biraz inceleme araştırma yapılması gerekir, diye düşünüyorum.

Yazının başlığı öğretim üyeleri vergi veriyor mu?

Bu soruya, hemen her devlet memuru, işçi gibi bu öğretim üyesi arkadaşlarda ‘elbet vergi veriyoruz. Maaş bordromuzu alın bakın’ diyeceklerdir.

Cevap, aslında doğru!

Hepsi vergi veriyor. Maaşlarından, ek ücretlerinden kesiliyor.

Serbest piyasada iş yapsalar ne kadar vergi verirler?

Bu sorunun cevabını onlar değil biz verelim.

İstisnalar dışında iş yapamazlar, kazanamazlar ve dolayısıyla vergi de vermezler, veremezler.

İş adamlarına, ‘iş merkezini siz kurun’ demekle iş merkezleri kurulmuyor.

Değirmendere’deki o iş merkezinin maliyeti 100 milyon Euro olduğu söyleniyor.

Trabzon’da 100 milyon Euro toplanır mı?

Üniversite de iktisat profesörü olacaksın, kentin ekonomik durumunu bilmeyeceksin!

Trabzon’da yüzer, üç yüzer bin Euro’luk kaç işadamı var?

İş Merkezi kurmak için bankalardan kredi talep etsen vermezler.

Ayrıca, iş Merkezi açılsa, ne olacak?

İş merkezleri, bu kente ne tür ekonomik aktivite kazandırır?

Uzun sokak ta, Kunduracılar da, Moloz’da vs. dönen paranın yarısı bu iş merkezinde dönecek.

Ve sonuçta bu kentte dönen para tur atmadan kestirmeden gidecek!

Globalleşme imiş, o imiş bu imiş!

Globalleşme sömürgeleştirmenin bir başka adıdır!

Üreteceksin kardeşim üreteceksin!

Ucuz üreteceksin, kaliteli üreteceksin.

Pazar bulacaksın, Pazar arayacaksın.

Zaten ucuz ürettin mi? Satmama gibi bir derdin de olmayacak.

Trabzon tereyağı, peyniri, sütü geçmişte markalaşmıştı.

Trabzon’dan İstanbul’a tonlarca tereyağı giderdi.

Şimdi, İstanbul’dan İzmir’den, Hollanda’dan Trabzon’a geliyor.

Neden, niçin geliyor?

Üretmiyoruz da ondan!

Ahh sevgili hocam öğrencilerinize teorik bilgiler anlatmayı bırakın, biraz da gerçekleri anlatın.

Bağımsızlığın üretme ile orantılı olduğunu söyleyin.

Ekonominin temelinin üretmeden geçtiğini haykırın.

Kuru fasulyenin faydalarını anlatmayı bırakın!

 

Sebahattin Arslantürk ve 50 liralık ilan!

Arslantürk Fındık’ın patronlarından Sebahattin Arslantürk, yanılmıyorsam geçen yıl Trabzon’daki tüm yerel gazete ve TV’lere noter’den ilginç bir yazı göndermişti.

Ayırım falan yapmamıştı.

Arslantürk, noterden özetle ‘Bundan böyle firmamızın izni olmadan reklam ve ilan kullanmayın. Kullanırsanız….’ diye bir yazı göndermişti.

Sebahattin kardeşimiz, 50 liralık ilan için restini çekmişti!

Sebahattin’in yaptığı iş belki de doğru idi.

Ancak, gazete ayırımı yapmaması yanlıştı.

Bu olayı, bugüne kadar sütunlarımıza almadık.

Bu konuda kalem de oynatmadık.

Koskoca Arslantürk firması, 50 veya 100 liralık bayram ilanı için postasını koymuştu.

Fındık ihracatçı birlikleri bir süredir gazeteleri açıklama bombardımanına tutuyor.

TTB ve Fındık Konseyi Başkanı Arslantürk’te her fırsatta, konuşuyor, fındık politikasını eleştiriyor, açıklama üstüne açıklama yapıyor.

Dün fındık konusunda uzman bir arkadaşımız, ‘Allah’ın işine bak, dün gazetelere 100 liralık ilanı çok görenler, bugün gazetelerden medet umuyor. Açıklamalarının yayınlanmasını istiyor’ dedi.

Sebahattin Arslantürk ve diğerleri; medyanın işlevini ve medyanın bir gün kendilerine de gerekli olacağını düşünmemiş olabilirler.

Görünen o ki, düşünmediler.

Sebahattin ve diğer fındıkçılar, her ne kadar noterden ihtarname çekseler de medya görevini yapacak. İhracatçıların olduğu gibi fındık üreticilerinin de sesi olacaktır.

Bu iş, 50-100 liralık ilan işi değil.

Ey gidi Sebahattin kardeşim!

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • CHP’nin yeni misyonu AKP’ye örtülü destek mi?22 Ocak 2016 Cuma 06:47
  • Kaşüstü’nde yapılacak Kavşak sorunu çözmez!21 Ocak 2016 Perşembe 06:47
  • Türkiye’de muhalefet iktidara çalışıyor!20 Ocak 2016 Çarşamba 06:47
  • Asım Aykan’ın reçetesi!19 Ocak 2016 Salı 06:47
  • Yeni Cumhuriyet yeni rejim!18 Ocak 2016 Pazartesi 06:46
  • Devlet Bahçeli nereye koşuyor?02 Aralık 2015 Çarşamba 06:47
  • İşgal yılları Trabzon S.P.Mintslov’un günlüğü! (1916-17)26 Eylül 2015 Cumartesi 14:58
  • Trabzon-Maçka'da Bir Prometeus: İlyas Karagöz19 Eylül 2015 Cumartesi 09:54
  • Kral Sarayından Kızlar Manastırına!16 Eylül 2015 Çarşamba 13:35
  • Efsaneler kenti Trabzon!08 Eylül 2015 Salı 14:17
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.