• BIST 97.988
  • Altın 241,782
  • Dolar 6,2647
  • Euro 7,3604
  • Trabzon 23 °C

S Ö Z

Mahmut KANMAZ

Selamlar ve sevgiler sunarak bugünkü yazıma başlamak istiyorum sevgili arkadaşlarım..
Bu yazımız da, belki çok sıradan bulabileceğiniz, ancak hiç te öyle olmayan bir konu üzerinde durmaya çalışacağız...
SÖZ'ü masaya yatıracağız. İnsanın bir diğeriyle iletişim kurabilmesinin en belirgin yolu olan, söz hakkında şarkılar ve şiirler ne demiş, nasıl görmüş sözü ve kültürel değerlerimiz, söz adına hangi folklorik ürünleri biriktirmiş heybesinde, bütün bunları incelemeye çalışacağız hep birlikte..
Söz öyle bir şeydir ki, sarfedince onu, geri dönüşü ve telafisi yoktur çoğu zaman.. Hani deriz ya, .."Söz bir Allah
bir.. " diye.. Çünkü biliriz ki, söz ağızdan bir kere çıkar..... Öylesine bir kere çıkar ki, onun sonucu çok etken olur...
"Söz var dağa çıkarır, söz var dağdan indirir....." 
Söz, her zaman onu tutana ve değerini bilene söylenir. Yoksa, sen istediğin kadar anlat, bir kulağından girip, diğerinden çıkıyorsa, o sözü etmeye de gerek yoktur..
"Sözü söyle alana, kulağında kalana....."
demiş atalalarımız.. Bir de sözü, ehline etmek lazımdır. Çok afedersiniz, cehl'in elinde, altın gibi de olsa bir söz, hiçbir anlam ifade etmez.. Sözü, sohbeti bilenle edeceksin ki, bir anlamı olsun..
"Alimle sohbet et, alırsın mertebe, cahille sohbet etme, dönersin merkebe....." deyimi boşuna edilmemiştir. Yine aynı meal de,
"Cahile söz anlatmak, görmeyen birine renk tarif etmek gibidir... " demiş birileri..
Yanlış ta değil hani. Çünkü bu atasözleri, çok uzun bir yaşamın tortularıdır. Denenmişler, tekrar tekrar sınanmışlardır günlük yaşam içinde... Ancak ondan sonra adına "atasözleri" denilerek, kültür değerlerimiz arasındaki yerlerini almışlardır.... "Cahile söz anlatmak deveye hendek atlatmaktan daha bir zordur...."
Sözü de bu anlamda, bir öncekiyle paralize olmuştur denebilir değerli dostlarım.... Tenzih ederim, insanları cahil, alim diye kategorize etmek hoş değil, en azından benim tarzım değil ama, bir de atasözlerindeki gerçekler var ki, onlara da kayıtsız kalmak çok zor.. 
"Aç insan ekmek parçalarını, alim ise söz parçalarını toplar...." diyen bir söze ne denebilir ki.... "İnsanın söz anlamazı, atın gem almazı....." uğraştırır kişiyi belki ama, bazen de yeri gelir bir ders verir bizlere bu sözler.. 
"Çok yiyende sağlık, çok uyuyanda akıl ve çok söz eden de doğruluk olmaz...." sözündeki hikmet, oldukça derindir....
Şarkılar da kayıtsız kalmamışlardır sözlere karşı...
Bir sevgili uğruna sen de benim gibi
Yanma arkadaş.....
O yaşlı gözlerine, o yalan sözlerine
Kanma arkadaş.......
Sevgiyi, aşkı içinde yaşayan, onu kimselere anlatmayan birine ne demelidir ki!....
Söyleyemem derdimi kimseye
Derman olmasın diye
İnleyen şu kalbimin sesini
Vefasız o yar duymasın diye..... 
Sevginin ve aşkın yüceliğine bakarmısınız?

Söz çoğu kez, sevgiyle ve aşkla içiçe bulunur. Aslında, her duygunun anahtarı sözdür de, sevgiye ve duyguya daha bir yakın gibidir sanki, güzel sözler....
Öyle yürekten Seviyorsan
O aklı başından atacaksın
Kimi yanında arıyorsan
Önce içinde bulacaksın....
Diye söylenen duygusal bir ifade, bir başka dörtlükte, farklı anlamlara gebedir sanki...
Bu ne senden ilk kaçışım
Ne de ilk düşüşün yüregime
Ne bu serden son geçişim
Ne de son küsüşüm kaderime....
Sözün, hep onu taşıyabilenlerde olması istenir. İstenir ama, bu her zaman da gerçekleşmez bir türlü.
"Tatsız aşa su neylesin, akılsız başa söz neylesin...." demiş atalarımız.
Kalbi ne kırar sizce?... Yalan olabilir, iftira olabilir, aldatmak kırabilir kalbi, yarı yolda bırakılmak olabilir. Bunları çoğaltabiliriz..
Ama en fenası da, edilen yersiz bir laf ta kırar kalbi. Hem de öyle bir kırar ki, telafisi pek te kolay olmaz hani....

Bir kalbi kırmaya
Tek bir söz yeter
Ama kırılan kalbi tamir etmeye
Ne bir özür ve ne de
Bir ömür yeter....... demiş birileri....
Tekrar şarkı ve türkülere dönelim... Dönelim de, bir görelim aşk içinde hangi sözler ve hangi sözlerin içinde sevgi var..

Bak içime gör beni
Tut elimden yak beni
İstemezsen bu aşkı
Otur baştan yaz beni...... diyen bir kişi, yeri gelir bu kez, sitem eder sevdiğine....

Ellerin ismini ezberledin de
Bir benim adımı öğretemedim
Sonunda hicranı öğrettin bana
Ben sana sevmeyi öğretemedim....
Rahmetli Ahmet Kaya'da bir şarkısında, o denli severki kalbindekini, ona adeta yalvarırcasına seslenir gibidir.....

Acımasız olma şimdi bu kadar
Dün gibi çekip gitme
Bırak ta sarılayım ayaklarına
Kum gibi ezip geçme... 
Yine rahmetli eşimin çok sevdiği bir şarkı var şimdi sırada. Bu şarkıyı her dinlediğinde, yeşil gözlerinin yaşardığını görürdüm. Sorardım ona, "Niye böylesine hüzünlendiriyor seni bu şarkı?..." diye.
O da bana, "Babamı hatırlıyorum bunu duyduğumda.. " der di. Daha önce belki söylemişimdir. Çok sevdiği Babasını Hac'da yitirmişti Gönül. Onun bu şekildeki kaybı, ona bir yandan, inanılmaz bir acı verirken, diğer yandan da, kutsal topraklarda onu kaybetmenin buruk hazzını hissettirirdi sanırım.. 13 yıl sonra birbirlerine kavuştular bir şekilde.
Her ikisi de nurlar içinde yatsınlar. Bu vesileyle bilcümle geçmişlerimizin, tabiki hem sizin ve hem de bizim olmak üzere, mekanları cennet olsun. Allahım rahmetini esirgemesin hiçbirinden....

Şimdi uzaklardasın
GÖNÜL hicranla dolu
Hiç ayrılamam derken
Kavuşmak hayal oldu.... 
Evet, sözün önemini ve sözün büyüsünü anlatmaya çalıştığımız bugünkü yazımızın sonuna yaklaşırken, büyük halk ozanı, derviş, ermiş ve hak aşığı Yunus Emre'ye yer verelim şimde de. Bakalım ne demiş bu yüce insan. Ona da rahmetler olsun..

Söz ola kestire başı
Söz ola kese savaşı
Söz ola ağulu aşı
Yağ ile bal ede bir söz.......

Söz ve sözün büyüsü demişken, arşivimden, geçtiğimiz yıllarda Ankara Arı Stüdyosunda düzenlenen, TRT MÜZİK Tv. Kanalından canlı olarak yayınlanan ve 24 değerli meslek arkadaşlarım, spiker, tekn. prodüktör, yönetici büyüklerimle birlikte, nacizane bana da takdim edilen, mikrofon görünümlü ödül heykelciğinin kaidesinde yazılı olanları, anımsadım bir şekilde...
Sizlerle de paylaşayım istedim..
Ödül alan diğer meslektaşlarımı da zikredeyim dilerseniz. Unuttuklarım olduysa affola...(Vefa ve saygı adına)
Turgut Özakman (yerine eşleri) Rah.
Yılmaz Tok- Ank.Rad. Eski Müd. Başspiker
Şengül Karaca-Televizyon Haber Spikeri
Ümit Tunçağ- Spiker, Yapımcı, Sunucu
Altan Varol-Başspiker (Kısa bir süre önce onu da kaybettik maalesef. Rahmet olsun)
Ali Osman Akça- Çukurova Radyo Müdürü
Korkmaz Çakar - Efektor
Hasan Ali Kasır-Çuk.Rad.Prod.(Rahmetli)
Duygu Törümküney- Prodüktör
Servet Somuncuoğlu- Belgesel Yapımcı(R)

Not: Sözü edilen bu ödülün (konuyla ilgisi olduğu için) fotoğrafını ekliyorum..

Yazı için kaynakça: Metin Yurtbaşı'nın
"A Dıctıonary Of Turkısh Proverbs...

Yeniden birlikte oluncaya kadar, 
Sözünüz hiç bitmesin ve hep dinleyenleriniz olsun istiyorum değerli dostlarım.... Sağlıkla ve huzurla kalınız......

41540775_289926941802820_6500449469400612864_n.jpg41540775_289926941802820_6500449469400612864_n.jpg

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.