• BIST 92.709
  • Altın 211,733
  • Dolar 5,4835
  • Euro 6,1905
  • Trabzon 11 °C

SAFLARI SIKLAŞTIRIN!

Osman Necip SEVİNÇ


Dikkat ettiyseniz camide kıldığınız vakit namazlarında ve de özellikle Cuma namazında iç ezanın sonuna doğru imam cemaate döner ve “aziz cemaat, safları düzgün ve SIK yapalım, Allah’ın rahmeti üzerinize olsun” der ve akabinde hemen Allah-u Ekber diyerek namaza başlar. Bu safları düzgün ve sık yapalım, müezzin de ben de buradayım dercesine, biz namaza niyet ederken genellikle haykırır. Ve bu şekilde huşu içinde dinlediğin kamet, sonrasında niyet, imam veya müezzinin her farz namaz öncesinde ibadetin içine girilmişken katledilir.
Şimdi dikkat, Peygamberimiz zamanında yani Asr-ı Saadette yeterli ve büyük mescitler yoktu tabii. Müslümanlar omuz omuza sürtünecek şekilde sıkışık vaziyette namaz kılarlar, hatta çoğunun esvaplarının omuz ve kol kısımlarının yırtıldığı örnek olarak verilir. Anlaşıldı da şimdi cemaatin az, mekanın geniş olduğu camilerde tam tamına sıkışarak neredeyse secdeye giderken birbirimizi ezmeye ne gerek var. Eğer bunu bugünde Sünnet olarak gerçekleştiriyorsak namazı mum ışığında ve kilim üzerinde kılalım, hocalar hoparlör kullanmasın, ezan insan sesi ile okunsun… vs. Cami, toplayıcı, toplayan, müslümanların ibadet maksadıyla toplandıkları yer gibi manalara gelir. Namaz için toplandığımız camide düzgün saflar da, ancak birbirimizi rahatsız etmeyecek düzende farz namazlarımızı kılmalıyız. Müslümanlar asla hafızalarını yitirmediğine göre de her farz namazından önce imam veya müezzinin “ safları düzgün tutunuz “ ihtarına muhatap olup namazın ulviyetine gölge düşürmeyin lütfen muhterem hocalarımız. Bir bırakın biz cemaati bakalım, saflar da herhangi bir gevşeklik veya hiza sorunu yaşanıyor mu?

MÜSLÜMANIM DİYEN
Amerika’dan 120 yıl önce Anadolu’ya misyonerlik faaliyeti için gelen papazlar uzun bir çalışma sonrasında memleketlerine rapor göndermişler. Kanaatimiz şu demişler: “Müslümanı kessen de, doğrasan da dininden dönmez. Ancak dinini de bilmez. “
Şimdi gel de büyük bir kısmımız için bu söze hak verme! 70 yaşına varmış bir insanın 15 yaşından itibaren günde 5 vakit de toplam 40 rekat namazı kıldığını varsaysak ( vitir namazında da Kunut duasını bilmiyorsa Fatiha’yı okuduğunu hesaba katsak ) 55 yılda 913.000 defa Fatiha suresini okumuş olur. Peki aramızda bu kadar sayıda Fatiha’yı okumuş ama hala manasını bilmeyen veya özümsememiş milyonlar yok mu? Zaten bu böyle ki; Kur’an’ın özeti olan Fatiha’da ki “ yalnız sana kulluk eder, yalnız senden yardım dileriz “ duamıza rağmen kullara yalakalık, dalkavukluk etmeye devam eder “ (Allah’ım) bizi dosdoğru yola ilet “ duamıza rağmen yalan, dolan, gıybeti bırakmayız.
Peki bunun kabahati kimin? Öncelikle okuyup öğrenmeyen bizde. İkinci olarak ana babada. Ve en büyük sorumluluk ve suç da; namaz kıldırma memuru olan din adamlarında. Hadis nakletmekten Kur’an’ın özüne, kendine giremeyen vaizler de, en çok da Diyanet İşleri Başkanlığında… Camiye, Kur’an kursuna yardım için para isterken Türkçe söyleyen, ama duaları Arapça yapan hocalarımıza da ben ne söyleyeyim. İnsan bilmediği, anlamadığı şeye huşu içinde Amin diyebilir mi?
Sn. İmamlarımız. Namaz da sizlere uyuyoruz. Sizler Resulullah’ın makamında bulunduğunuzun bilincinde olup ona layık olmak adına Cemaatten çok bilgili ve bir o kadar da araştırıcı ve bizlere nakledecek kadar bilge olmalısınız. En çok boş vakit sizde. Ayda kaç kitap okuyorsunuz? Din konuları yanında Dünya meseleleri ve bugünün problemlerini, gündemi bizlere aktarıyor musunuz?
Haa orada dur diye bana söylediğinizi duyar gibi oldum. Tabii bilgi ve tefekkürünüz çok olsa bile imamların devletten en çok takip ve baskı gören kesim olduğunu hatırlıyorsunuz. Doğrudur. Merkezi vaaz, merkezi ezan, merkezden hutbe… Ne kaldı size. Ancak yine de heyecan ve aşkınızı kaybetmeden cemaati özellikle Kur’an tefsiri ile eğitmemenizin hiçbir mazereti olamaz. Siz namaz kıldırma memurluğu ile görevinizi sınırlandırmayı içinize sindirdi iseniz, mesele yok!
İçinizde hala alaturka tuvaleti, İslam’ın bir ritüeli olarak bilen ve söyleyen varsa, daha ben ne diyeyim. Diğer din mensuplarının tuvalet adabı ve şeklini Müslümanlardan öğrendiğini, unutmayalım… Önemli olan necasetten (pislikten) taharettir. Elbiseni, vücudunu, namaz kılacağın yeri pislikten koru veya temizle de nasıl yaptığın önemli değil. Biz de tuvaletlerimizi geliştirip daha da temiz kullanılacak ve amaca uygun hale getirilebilir veya mevcutlardan işimize uygun olanı kullanabiliriz. Ve de bunu din adına yapıp, ancak dinin kuralı alaturka tuvalettir demeden…
Yanlış anlaşılmasının… Türkiyemiz de bazı idarecilerimiz, okumuş yazmışlarımız, seçilmişlerimiz de bu kafada Sn. Hocalarımız. Bunlara da öğretin… 
    

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.