• BIST 110.932
  • Altın 175,132
  • Dolar 4,0581
  • Euro 4,9812
  • Trabzon 14 °C

SAKAL UZVU

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

İnsanlık tarihi boyunca yaratanı arama yolculuğu hep devam etti.
Güneşe, aya, yıldızlara tapan insanoğlu tanrılarına kurban bile adadılar.
Düşünsenize ilk insanlar gök gürültüsünden, yağmurdan ne kadar korkmuşlardır. Üstelik danışacakları bir diyanet işleri bile yoktu.
İnsanlar kendi tanrılarının kutsallığı için bile savaştılar; yıllarca.
Enam suresinin 104. Ayetinde, “Doğrusu size rabbiniz tarafından basiretler ( İdrak kabiliyeti) verilmiştir. Artık kim hakkı görürse faydası kendine, kim de kör olursa zararı kendinedir. Ben sizin üzerinizde bir gözetleyici değilim” diye buyurur. Biz bu günlerde tamda bunu unuttuk!
Yani idrak kabiliyetimizi yitirdik. Yani anlama yetimize, kavrayışımıza bir acayip işler oldu. Oysa yaratan kararlarda tek olduğumuzu, kârında, zararında bizim olduğumuzu ifade ediyor. Ama diyanet sanki bizim bekçimizmiş gibi. Ya da iktidar partisinin sözcüsüymüş gibi sürekli fetvalar veriyor.
Talih oyunları, kadınlar, çocuklar, gençler, siyaset, parfüm… Her konuda konuşuyor ve uyarıyor.
Diyanet olmazsa olmazımız mıdır? Tabi ki dini konularda yardım alınması gereken mercidir. Ama bu kadar da her konuda fetva verilmez ki.
Keşke birazda İslam bilimi ile ilgili bir şeyler yapsalar.
***
Bütçesi bu kadar çok olan bir kurumda işsiz gencimiz bu kadar çokken çalışma imkânı bulabilir mi acaba? İlla imam hatip ya da ilahiyat mezunu mu olmak gerekir?
Piyango haram ise o piyango paralarından bütçelerine hiç para aktarılmıyor mu? Alınan vergilerden hangileri diyanetin kasasına giriyor?
Satır aralarında diyanetle ilgili insanın aklına acayip sorular getiren bir sürü detay var.
İnancımız için camiye ve diyanete ihtiyacımız var mı? Elbette var.
Ama en çok da bizim doğru bilgiye ihtiyacımız var.
Dindar bir nesil yetiştirmek sevdasında olanlara önce insan yetiştirmek sevdasının ehem ve önemini bir an önce hatırlatmak isterim. Çünkü insan Allah’ın “ona kendi ruhundan üfledi” ayeti hükmünce kıymetlidir.
İnsan Allah’ın âleminde yaşayandır.
İnsan aslen aynadır. Bu ayna iyice temizlenip parlatılırsa her şeyi apaçık yansıtır ve net görüntü verir. Tasavvuf bunu der. Yani ahlakın önemini belirtir.
Mesela dinimizin son günlerde çoğalan cemaat ve tarikat aracılığı ile geçim aracı yapılmasına ne diyorsunuz?
Beraber ve huzur içinde yaşayacağımız değerler konusunda bir iki kelam etseniz nasıl olur?
Kimseyi kırmak, üzmek, dışlamak gibi bir derdinizin olmadığını ve Türkiye’nin varlığını birliğinin esasını insanlara anlatıyor musunuz?
Beraber ve huzur içinde yaşamanın ilkelerinden söz ediyor musunuz?
Ortak değerlerimizi korumak ve kollamaktan bahsediyor musunuz?
Ya dışlamanın kategorizeleştirmenin yanlışlığından?
Kimseyi üzmemeniz, kırmamanız gerektiğini açıklıyor musunuz?
Hurafeler ve batıl inançlar neden bu kadar arttı?
***

Daha bitmedi. Aklıma geldi yazayım dedim. Bir zamanlar Celal Tilgen adında bir cami hocamız vardı; hani Malatya’da şeker caminin imamı şeker Hoca. Çok popülerdi. Vaazlarını lap-topla veriyordu. Vaaz arası reklam alıyor. Vaazını “Malatyaspor- Galatasaray’ı yensin” amin diye bitiriyordu. Ama bu vaazları yaparken de cemaatinden tepki almayan bir din adamıydı. Şeker Hoca, “Peygamberimiz yaşasaydı cipe binerdi zaten devenin de iyisine binerdi” diyen ve organlarını bağışlayan cami hocası. Sonra ne yaptı biliyor musunuz? Gelen şehit haberlerinden ötürü, “Ülkenin bölünmez bütünlüğü namustur. Ateş düştüğü yeri yakar. Kendinizi o ailelerin yerine koyun sonra konuşun. Kendi kendimizle savaşıyoruz. Kendi kendimizi öldürüyoruz. Görevlerimizde başarılı olamıyorsak bırakacağız. Kim olursa olsun. Makamı ne olursa olsun. Böyle hocalık idarecilik yapmanın ne anlamı var. Makam mevki ne olursa olsun böyle durumlarda istifa etmek gerekir. 37 senelik hocayım. Demek ki dini anlatamadım. Güzel şeyler anlatamadım. Ülkenin bölünmez bütünlüğünü anlatamadık. Bir insanı öldürmenin bütün insanları öldürmek olduğu ilkesini anlatamadık. Ben istifa ediyorum.”
Hatırlatayım dedim.  Sayın hocalar, ilahiyatçılar, diyanetçiler… Günümüze göre konuşun ne olur? Güzel şeyler söyleyin. İyilikten bahsedin. İnsani değerlerden konuşun. Özgürlük, eşitlik, sevgi, saygı, hoşgörü, dayanışma, dostluk, vicdanlı, erdemli olmayı anlatın ve bu değerleri içselleştirmekten bahsedin. Sizin konuştuklarınızı cami hocaları zaten hutbelerde zorunlu olarak her hafta yapıyor.
Az az öldürüyorlar bizi. Bir gün hamile kadın başka duygular uyandırır diyerek, başka bir gün sekiz yaşındaki kız çocukları ile evlenmek caizdir diyerek, bugünlerde ise, “Erkek sakal bırakmakla memurdur. Erkeği kadından ayıran uzuvlardan bir tanesi sakaldır. Sakalsız erkek Allah korusun insanı bir sürü düşünceye sevk eder” diyerek. Bu açıklamalarla ilgili ne yaptınız Sayın Diyanet yetkilileri?


 

 

 

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.