• BIST 92.709
  • Altın 212,169
  • Dolar 5,4835
  • Euro 6,1905
  • Trabzon 11 °C

SALLA BAŞINI, AL MAAŞINI!

Osman Necip SEVİNÇ

Hiciv ve mizah şiirleri yazan 1914 doğumlu merhum Abdullah Çağlayan Bursa’da mal müdürlüğü yapmış, Antalya defterdarlığından emekli olmuştur.
Aşağıda okuyacağınız hiciv şiirde aslında gerçekleri haykırmaktadır. Şahsen Osman Necip Sevinç olarak benim hayatım devlet memurluğunda ve memurlarla geçmiştir. Şunu öğrendim ki hırsız müteahhit, sanayici, tüccar, iş adamı… vs. yoktur. Onlara göz yuman kontrol memurları vardır. Bu idare-i maslahat ya korkudan ya da rüşvetten yapılır. Altındaki koltuk gider, lojmanı alınır, ataması Doğu’ya çıkar, ilerde makam alamam vehimleri insanları kör ve sağır yapar. Ama bilmezler ki devletin veya farklı bir sektörün kendisine emanet edilen haklarının çalınmasına göz yuman aslında en büyük haramı yemektedir. O mallarda, paralarda yetimin hakkı vardır. Yüce Yaradan’ımız Allah (c.c) ahirette önce bunlara hesap soracaktır. Hırsızlık yapmak ile hırsıza göz yummak, hırsızlığa sebep olmak, emanete hıyanet etmek arasında ne fark vardır? Bu tiplerin bazıları ibadetlerini de tam yaparlar ama kurtulamayacaklardır! Ve yine bu tiplere, en küçük memurundan bakan seviyesine kadar rastlamak mümkündür. En büyük makamda olup da karısının çalıştığı şirkete işleri aktaranlar, çok dürüst ve çalışkan insanlara sırf müteahhiti sıkı denetler diye iş vermeyenler gibi marifetli! Ve acayip düşünceli adamlar bu ülkede bakan bile olabilirler! Düşünün gerisini. Olmuşlardır da ha!
Şimdi bu tipler için 1941 yılında yazılmış hicivleri takdim edeceğim. İyi okuyunuz. Değişen ne var? Takdir sizin.
EY ÇAĞLAYAN, bulmuşsun artık kemal yaşını,
Kazanmak istiyorsan bu hayat savaşını,
Yemelisin, hakikat denen zehir aşını;

Ne derlerse huuu… diye salla hemen başını
Gerdan kır, belini bük, al gitsin maaşını!

Tatar ağası gibi dolaşma böyle yaya,
El oğluna baksana, ne ar kalmış, ne hayâ
Sende bir dayı bulup sırtını ona daya

O ne derse huuu… diye salla hemen başını,
El oğuştur, gerdan kır, al gitsin maaşını!

Bir kalantor görünce yerlere kadar eğil,
El pençe divana dur, bu şerefsizlik değil,
Uşaklığı meziyet, riyayı fazilet bil;

Ne derlerse huuu… diye salla hemen başını
Gerdan kır, belini bük al gitsin maaşını!

Bir yolsuzluk görünce köpürme, isyan etme,
Bir hak için kendine, dik başlıdır, dedirtme,
Doğru yolu dostuna göster, amma sen gitme,

Ne derlerse huuu… diye salma hemen başını,
Dilini tut, uslu dur al gitsin maaşını!

Şimdi de tam aksi bir tip, namuslu, dürüst, vatanını devletini seven, haram yemeyen bir insana sesleniyor şair. Rızkı da, ömrü de veren Allah’tır diye bilen sorumluya… Örneğin dün ki Valimiz Gülcemal dolgusuna, Beşirlinin karşısında denize akan lağımlara, şehirde halkın vicdanına sığmayan oluşumlara tepkisini iradesini koymadı, koyamadı. Ne oldu? Makamda ilelebet kalabildi mi? Hâlbuki halkın kahır ekseriyetinin sesinin yanında olsaydı, arkasından belki de heykeli dikilirdi.

SALLAMA BAŞINI, KESSİNLER MAAŞINI

Hayır ÇAĞLAYAN, hayır!... bu zillet sana ardır,
Bastığın her zerrede bin şehit kanı vardır,
Senin hız aldığın yer şanlı DUMLUPINARDIR.

Yürü hedefe doğru kesilse de maaşın
Daima dik durmalı senin bu mağrur başın!

Omuz omuza verip bir tarih devirenler
Yavrusunun sütünü satıp sana verenler,
Tarlasında aç kalıp toprağı kemirenler;

İrat kaynağın iken nasıl sallanır başın
Her söze pekiyi deme, kesilse de maaşın!...

Kötülüğe göz yumma, yolsuzluklarla savaş,
Bu mefkûre uğrunda, kesilse binlerce baş,
Ülkü, feragat ister, fedakârlık arkadaş;

Ne çıkarmış kesilse hem maaşın hem başın
Kâbe gibi öpülür bir karış mezar taşın!.
..

Her şey bu kısaltılmış hiciv şiirinde. Daha ben ne diyeyim? Belediye Meclislerine tulum liste ile halkın hiç tanımadan oy verdiği üyeler bu şehrin hakkını, hukukunu, tarihini korumak, şehir sakinlerinin daha rahat yaşaması için projeler üretmek, yolsuzluk ve haksızlıklara diklenmek için seçiliyorlar. Tamamı yapıyor mu? Karar siz seçmenlerin.

Belediye başkanlarını da, dolayısı ile belediyeyi de denetleyen, yolsuzlukları engelleyen, projelerin yeterliliğini sorgulayan, önerilerde bulunan, komisyonlarda görev alan belediye meclis üyeleridir. Bir başkan başarısızsa onun meclisi de başarısızdır. Tüm partilerimizden beklentimiz bunlardan ders alıp noter olmayan dinamik dava adamlarının belediye meclislerine aday gösterilmesidir. Yoksa benim senin adamın, biat eden, baş eğen ancak eğitimsiz, kalitesiz, kendi belediyesinden iş almaya uğraşan haysiyetsiz insanlar olursa sonuç hiç değişmez. Parti disiplinine yakın durmak azami yeterli şart olarak üyelere yeter… Ama onların iradeleri de, fikirleri de göz ardı edilmemelidir.

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.