• BIST 98.314
  • Altın 144,066
  • Dolar 3,5732
  • Euro 3,9941
  • Trabzon 15 °C

SANCHO PANZA

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

İnsanlık daima kötü oyuncak peşinde koşan bir çocuktur.

                                                              CEMİL MERİÇ

*

Büyüklerimiz bize görmediğin, duymadığın hiçbir konuda yorum yapma derdi. Hem ahlak-i açıdan hem de dinen yasak. Çünkü görmediğin ya da duymadığın bir konuda kulaktan dolma ifadelerle ancak gıybet yapabilirsin.

Bugün ne çok gıybet yapılıyor. Giydiğimiz kıyafet, yaşam biçimimiz, dünya görüşümüz, dine bakışımız, algılayışımızı hep büyüklerimiz, görmeden duymadan üstelikte ötekileştirerek gıybete dönüştürüyor. Belli bir parti ya da vakıf, dernek vs ile bağlantın varsa üstelik de onların istemediği bir çizgi de ise; alıyorlar sazı ellerine kürsüden, basın toplantısında her yerden gıybet üstüne gıybet yapıyorlar. Bu arada ne oluyor biliyor musunuz?  Kırmızıçizgilerimiz siliniyor yok oluyor. Sorarım ne oldu bizim kırmızıçizgilerimize?

Değişmeyen kutuplar arasında hareket eden her şey birilerinin emrinde oluyor(muş). Çünkü bu durumda zıt olan hiçbir şey yoktur. Peki zıt olan nedir? Karşıt ve ters olandır. Dolayısıyla da kutuplar aynı olunca da ağızdan çıkan kelam itiraz görmez. İmparatorlar, krallar, diktatörler başka ülkelerde kendi ülkelerindeki itibarı görür mü? Sadece kendi ülkelerindedir itaat almaları. Yani hükmü kendi sınırları içerisindedir.

Başka diyarlara yolculuk yapılacağı zaman ise; o ülkenin yetkilisinden ne konuşması gerektiği konusunda uyarı alırlar.

Çizgiyi, iki noktadan geçen en kısa çizgi diye açıklıyor Türk Dil Kurumu. Bugünlerde benim ilgilendiğim çizgi; Yüzümüzdeki çizgiler. O da yaş ilerledikçe ciltte oluşan kırışıklardır. Nasıl ki, “Güler yüzlü insan olun. O zaman alnınızda çizgiler belirmez” sözünde derin bir anlam varsa, yaşın çizgileri de çok anlamlıdır. Görmüş, geçirmiş insan olmak demektir. Tecrübe demektir çizgiler.

Türkiye’nin sahip olduğu çizgiler; yani tecrübe çizgilerine ne oldu? Biz bu çizgilerle dünyaya meydan okumadık mı? Şimdi ne oldu bu çizgilere birer birer neden siliniyorlar? Nasıl bu kadar sessiz ve sedasız silindi bu çizgiler? Kırmızıçizgi ant içmek değil miydi? Ama andımızın bile silindiği bu dönemde başka bir devletin senin çizgilerine itibar etmemesi ne kadar önem arz eder ki…

Tarih boyunca Türk şehri olarak bilinen ve tanınan Kerkük-Musul, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Ortadoğu politikası, toprak bütünlüğü, Anayasamızda bulunan değişmesi ve değiştirilmesi teklif dahi edilmeyecek ilk dört madde… Bu başlıklar Türkiye’nin kırmızıçizgileri değil miydi? Bu çizgiler hükümetler değiştikçe renklerini de mi değiştiriyor acaba?

Ne BM, ne de AB gibi kurumları önemsemeyen ve bu çizgileri bu kurumlara onaylatmayan Türkiye bu durumda sadece duyarlı vatandaşlarına ahlanıp–vahlanmayı layık gördü. Eğer bu gibi kurumlar tarafından olmazsa olmaz diye ifadelendirilen çizgiler tanınmış olsaydı bizim çizgilerimize kimse yan gözle bakamazdı. Kimsenin tekelinde olmazdı. Güç kabul görse de görmese de maalesef batıda; Ve her şey onların iki dudağının arasında. Bakınız geçmiş ve bugün yaşadıklarımızın perde arkasına.

Bugün Metrobüs, Marmaray kadar itibar görmeyen sınır çizgilerimiz bizim başımıza bakalım daha ne tür dertler açacak?

Batıya ahkâm kesmek, batıya kafa tutmak bugün için bir değer arz etmiyor. Batı zaten alacağını almış ve yapacağını da yapmıştır.

Batıya ahkâm kesenler kendi basınını da konuşma, yazma, düşünme, fikir beyan etme diyecek kadar kendilerini bu işlerin piri sanırlar. Bu sayede de kırmızıçizgiler silinir gider. Çünkü en iyi yaptıkları olay gündemi saptırıp sanal gündem yaratmaktır.

Fakir batı bereketsiz toprakları, verimsiz hava şartları, olumsuz denizleri ile istediğini elde edemeyendir. O yüzden de bereketli topraklar ve değeri altın değerinde olan Türkiye batının olmazsa olmazıdır. Konuşlandığı ülkemizde hayvancılığımızı, çiftçiliğimizi, denizlerimizdeki balıkları ve her şeyi silip süpürmüştür. Tüm politikalarımızı allak-bullak eden batı çizgilerimizi de bu şekilde tek tek silmiştir. Oysa ki batının tarihi, “sınıf tarihi” kavgası değil miydi? Bunu da mı unuttuk?

Üstad Cemil Meriç, “Don Kişot olun. Tek hürmet ettiğim adamdır. Kaybedilmiş bir davanın bu kadar fedakâr kahramanı olabilir. Öyle görmek ve inandırmak ihtiyacında; Çünkü dünya Sancho Panza’larla dolu” diyor.

Bazen hayal âlemi ne çok mesaj verir bize. Don Kişot hayal âleminin en önemli ismidir. Don Kişot davasını sonuna kadar koruyan ve kollayandır. Tıpkı bir kucak odunun küçük ateşi söndürüp, büyük ateşi daha çok ateşlemesi gibi.

Fakir ve hasta ruhlu batı; İnsanlık adına her şeyi aldı ve yok etti. Şimdi de tek-tek topraklarımızı alıyor. Bazen kukla devletlerle, bazen yarattığı canavarlarla, bazen de kendi olarak. Peki biz ne yapıyoruz? Suriyelilerle cebelleşiyor, Cumhurbaşkanlığı için var olan iki adaydan sadece birini görüyor ve izliyoruz. Diğerini izlememiz için özgür basının var olması lazım; maalesef o da yok. İmam Hatiple ilgili hatipleri dinliyoruz. Ve tüm olanları sadece izliyoruz; Hep böyle yapmadık mı? Tepkisiz ve etkisiz olarak.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.