• BIST 105.201
  • Altın 146,966
  • Dolar 3,4767
  • Euro 4,1728
  • Trabzon 26 °C

SANDIK YARASI İYİLEŞİR AMA!

Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu

Unutulmayacak bir seçim daha yaşadık. Koalisyon oyunları, bomba ve terör, anket yanılmaları eşliğinde geçen süreç sonunda savaş bitti. Sonuçta AKP adına küçümsenemeyecek bir başarı ve muhalefet için tam bir fiyasko ile sonuçlanan bir dönem kapanmış oldu.
AKP’nin elde etmiş olduğu % 50’lik seçim başarısını kutlamanın çetrefilli bir konu olduğunu hepimiz biliyoruz. Toplumda yaratılmış olan korku ikliminden tutun da, ekonomik kaygılara kadar onlarca etkenden söz edilebilir. Oy geçirgenliğine zemin hazırlayan değerlerden söz edilebilir. Bütün bunların bu seçimde baskın çıkmasını sağlayan irade için pek çok değerlendirme yapılabilir. Ancak sonuç olarak demokratik bir seçimin sonucunda elde edilmiş olan bu başarı karşısında en azından halka saygı adına AKP’yi kutlamak gerekmektedir. Bu nokta çok önemlidir…
Muhalefetin uğramış olduğu bozgun ülkenin birçok kesiminde büyük bir moral bozukluğuna yol açmıştır. Özellikle 7 Haziran’da yeşeren umutlar 1 Kasım’da sararıp solmuş, umutlar başka baharlara ertelenmiştir. Buna eyvallah; fakat yeni umutlar peşinde koşmanın da geçerli bir zemini olmalıdır. Sandıkta alınmış olan yara iyileşir ama mevcut muhalefet partilerinin yönetim anlayışı, yönetici kadrolarının bireysel tutkuları var olduğu sürece o yaranın şifa bulması olasılığı sıfırdır.
***
CHP için köklü bir şekilde yeniden yapılanma kaçınılmazdır. Önümüzdeki dönemde bu yönde bir gelişmenin olması beklenti dâhilindedir. Bütün ümidimiz bu yapılanmanın iyi niyetle, kırıp dökmeden akli selim dâhilinde olmasıdır. Mevcut Genel Başkan Kılıçdaroğlu için çok şey yazıp çizdik… Bir yanda nazik, yapıcı, güven vermeye çalışan bir kişilik; öte yanda üstü örtülü bir görevlendirme. Her şey bir yana siyasetin başarı için, iktidar olmak için yapılması gerektiği gerçeği ortada dururken, buna inatla direnmenin kime yararı vardır, insan anlamakta zorlanıyor doğrusu. Seçim öncesinde koalisyon ortağı olmak kadar dar bir hedef ortaya koyan ve bunu da açıkça ifade eden bir vizyona sahip olan Kılıçdaroğlu’nun, bırakın AKP tabanından oy almayı kendi tabanını bile ikna etmekte zorlandığı açıkça görülmektedir.
Öte yandan CHP’nin mevcut yönetim kadrolaşmasında yer alan şahsiyetlerin sicil durumu, partinin temel ilkelerinden uzaklaşarak yöneldiği açılım, liberalleşme, sol değerlere kapalı olmak gibi şüphe uyandıran politikalar işin arka planında bazı dolapların döndürüldüğüne işaret etmektedir. Açıkçası partinin halen yarattığı “güven bunalımı” hayra alamet değildir. Ortada bu kadar başarısızlık varken ısrarla partiye yapışmanın gerisinde yatan neden, sıradan bir tutkudan öte anlam taşımaktadır. İktidarın muhalefete bu kadar koz vermiş olduğu bir yerde “gizli bir elin” CHP’nin hep başarısız kalması yönünde uğraşmakta olduğuna inanmamak elde değil.   
Önümüzdeki dönemde Partinin gerçek sahiplerine devredilmesi şansı şimdiye kadar olduğundan çok daha fazladır. Salon solculuğu yerine halkın sobalı evlerinde gelişen bir sol anlayış ivedilikle tesis edilebilir, edilmelidir. Buna bütün Türkiye’nin ve en önemlisi önümüzdeki süreçte ümüğü daha da sıkılacak olan yoksul halkın şiddetle ihtiyacı olacaktır. Verilmesi gereken en önemli karar; CHP’nin “Boğaz liberallerinin” ve Doğan medyasının elinden kurtarılması şeklinde olmalıdır. Gerisini halk kendiliğinden tamamlayacaktır.  
 
***
Trabzon’a gelince… Bunu kendi günlük yaşamımdan bir anekdot ile aktaracağım. Müşterisi olduğum market çalışanı komşu köylüm Âdem ve diğerleri ile her alışverişte kısa hasbihallerimiz olur. Kendisi tam bir Haydar Revi fanatiği olup, son seçim arifesinde bana Trabzon’da 5-1’lik sonucun kesin olduğunu, 6-0’a çok yakın olduğunu açıkça anlatmıştı. Kendisine kaç oy adına konuşabiliyorsun diye sorduğumda bana; kendi ailesinden tek tek isim sayarak 35 kişinin blok halinde tereddütsüz AKP’ye oy vereceğini ifade etmişti.
Bizim Âdem’in bu tahmininin ve refleksinin ülkedeki genel durum ya da diğer etkenler ile hiçbir ilgisi yoktu. Sağcılık, solculuk, muhafazakârlık, inanç ya da ideoloji Âdem’in hiç umurunda bile değildi. Onun için önemli olan kendisine yakın gördüğü bir “abisinin” başarılı olması ve derdini anlatabileceği bir büyüğünün istediği anda erişilebilir olması idi. Dahası, güçlü gördüğü siyasi bir figüre yakın olmanın sağlayacağı kazanımı elde edebilmekti. Yani Âdem ve onun gibi en az on market çalışanı “yakın temas” denilen sihirli formüle uygun davranmıştı. Günlük yaşam içerisinde erişilebilir olmak, insanların arasında onların bir parçası gibi yaşıyor olmak bu formülün bir katalizörü olarak iş görmektedir. Bu formül Trabzon’da büyük ölçüde geçerli olup, toplumda bilinen birçok siyasi kişilik tarafından her zaman uygulanmıştır ve başarılı da olmuştur.
Velhasıl hem Türkiye, hem Trabzon CHP’den ciddi bir değişim ve dönüşüm bekliyor. Eğer egolarımızdan arınabilirsek tabii…

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.