• BIST 90.122
  • Altın 145,975
  • Dolar 3,6213
  • Euro 3,9326
  • Trabzon 10 °C

ŞAPKALAR ÖNE LÜTFEN

Nedim Mollaveisoğlu

Türk futbolunun ne duruma geldiğini görmezden gelenler şimdi işin içinden çıkmak için çare arıyor.

Fanatizm, holiganları yarattı. Holiganlar taraftar gruplarını. Taraftar grupları yöneticiler ve futbolcuları geçim kaynağı olarak gördü. Hatta daha da ileri giderek bunu meslek haline  getirdiler.

Kulüp başkanları ve yöneticiler koltuklarını sağlamlaştırmak için ödün verdikçe işin içinden çıkamaz hale geldiler. Radikal kararlar almaya kalktılar, kulüpler basıldı, arabalar taşlandı. Hatta futbolcuları evlerinde bile tacize uğradılar.

Uçuk rakamların verildiği piyasada olmak isteyen ve bundan nemalanmayı  iş haline getiren bu holiganların artık önü alınamaz hale gelince futbolu yönetenler bir dizi kanunlar çıkarmaya başladılar. Ama yeterli olamadı.

Bu insanlar durup dururken bu hale gelmediler. Kulüp başkan ve yöneticilerinin yanında gazeteci ve spor yazarları da hatalar yaptılar. Sadece top oynamış tanınmış isimlere gazetelerde köşeler verildi. Bu kişiler futbolculuk yaşamlarındaki renktaş düşmanlığını yazılarına ve ekranlara taşıyarak holigan ve fanatiklerin ekmeğini yağ sürdüler. Bu, öyle bir boyuta geldi ki kimi yazar ve gazetecinin özel taraftar grupları oluştu.

Tüm bu gelişmeler nedeniyle gerçek futbolsever statlara gitmez oldu. Takımlarını evlerinde televizyonlardan izlemeye başladılar.

Tribünlerin çirkinliği, sahadaki futbolun kalitesizliği ve Federasyonunun tarafsızlığını yitirmesi Türk futbolunun çöküşüne neden oldu. Artık derbi denen maçlar bile futbol adına zevk alınamaz hale geldi. Hakem camiası güvenirliğini yitirdi. Gerçek futbol seyircisi uyandı. Bilet parası verecek maça gidecek ve kavga, küfürler altında zevksiz bir maç seyredecek.. Ama futbolu yönetenler ve içindeki oyuncular milyon Euro’larla zevk yapacak.

Ülkemizde sevgisizlik tavan yapmış, maddiyat her şeyin önüne geçmiş, milletin sırtından geçinen vekiller mecliste karşı karşıya, dışarda kol kola gezmeye başlamış, borçlanma bunalımı getirmiş, kadın cinayetlerinin ardı arkası gelmemiş...

Yani öfke tavan yapmış.
Böyle bir ülkede bana göre sorgulanması gereken FB otobüsüne saldıranlar olmamalı. Elbette suçlular cezalandırılmalı. Ama ülkemizdeki adaletsiz futbol sistemi devam ettiği sürece yenileri çıkacak ve biz yine suçlu arayacağız.

Şapkaları önümüze koyma zamanı gelmedi mi?

Ve son olay…

Fenerbahçe kafilesi Rize’den dönerken Sürmene’de saldırıya uğruyor ve Trabzon bir kez daha ülkemizin ve dünyanın bir numaralı gündemi haline geliyor.

Gazeteler sürmanşetten haber veriyor, televizyonlar flaş anonsları ile izleyicilerinin karşısına çıkıyor.

Hele de Trabzon’un büyüklüğünü yıllardır kabul etmeyen sözde spor yazarları…

Fırsatı iyi değerlendirmek için ansiklopedi karıştırmaya başladılar.

Öyle ki İbrahim Tatlıses’in oğlu bile sanal köşesinde Trabzonspor küme düşürülsün küstahlığını dillendiriyor.

Geçmişi kurcalamak istemiyorum. Ama Fenerbahçe, Trabzonspor’un büyüklüğünü içine sindiremeyen ülkemizin tek kulübü olarak bilinmektedir. Bu nedenle de, iki kulübün yıldızı bir türlü barışmamıştır. Bu, son şike süreciyle tavan yapmıştır.

Fenerbahçe kafilesine yapılan saldırı Trabzon cephesinde tüm kesimler tarafından nefretle kınanmış ve bu olayın Trabzon’a mal edilemeyeceği vurgusu yapılmıştır. Yakalanan iki kişi suçu kabul etmediği gibi en yakınları adı geçen kişilerin Fenerbahçe’nin Rize’de maçı olduğundan haberleri bile olmadığını iddia etmişler. Parmak izleri bile uymamış. Bu iş çok su kaldıracak. Yapılan açıklamaların hiç biri net değil bana göre.

Valimizin kuşluk vakti yaptığı basın toplantısıyla duyurduğu haberler ve sonrası yaşanan gelişmeler gösterdi ki işlenen suç kişisel değildi. Nitekim isimleri açıklanan şahıslar suçsuz bulanarak serbest bırakıldı. O zaman saldırı olayını gerçekleştiren kişi ya da kişiler dışarıda.

Bu soruşturma birilerinin başını da yiyebilir!

Valla hukukun adaletin tartışıldığı ülkemizde bu olayın nasıl sonlanacağını ben de merak ediyorum.

***

ARSİN’NE BİR BAKIŞ

Bölgemizin sahil  bandında her yönü ile geri kalmış bir ilçe Arsin. Adeta sahipsiz kalmış bir kasaba gibi.

Günümüzde ön plana çıkan turizmden pay alamayan tek ilçe.

Uzun yıllar bir milletvekili bile çıkaramamış…

İki sokağa mahkum edilmiş sosyal donatıdan ve hareketlilikten yoksun kalmış Arsin’de var olan  devlet kurumları ve kuruluşlar ( Askerlik şubesi, adliye, cezaevi, İş Başkanı, Halk Bankası vs.) da birer birer kapatılmış.

 30’dan fazla köyü olmasına rağmen taşımalı sistem nedeniyle okulları boşaltılmış sadece fındık ayında hareketlilik kazanan bir ilçe Arsin.

3 bin 500 kişinin yoksulluk nedeniyle belediyeden ve devletten yardım alan fakirlerin yaşadığı bir ilçe.

Son yıllarda belediyemizin açmış olduğu yeni imar yolları nedeniyle patlayan bir inşaat sektörü var . Sadece merkezde değil, köylerimizde de hızlı bir yapılaşma var. Plansız, projesiz iç içe ve çarpık bir yapılaşma. Tarihi ve kültürü taşlarından belli olan köy evlerimiz birer birer yok oluyor. Koruma yok, onarım desteği yok. Apartmanlar siteler dikiliyor ama ayrılan yollar 5 yıl sonra yetmeyecek darlıkta.

Yıllardır su sorunu yaşayan ilçede şimdi de elektrik sıkıntısı yaşanmaya başladı. TİSKİ su sorunu  Kalkınma Bankası kontrolünde yürütülen Su Alt Yapı Projesi ile çözme hamlesi içinde. 76 milyonluk bir proje. TİSKİ şimdilik sorunu kısmen çözdüğünü söylese de  geçen Pazar günü ben ve benim gibi birkaç kişi su taşımaktan bel fıtığı oldu. TİSKİ ihale aşamasına getirdiği projeyi hayata geçirdiğinde inşallah bu sorun ortadan kalkar. Ancak  elektrik meselesi ciddi boyutlarda. Çünkü köylere göç hızla devam ediyor. Ve kimse evinde gaz lambası kullanmıyor. Kimse yağını peynirini toprağa gömmüyor. Hemen hemen her evde artık buzdolabı var. Çamaşırlar derelerde değil makinelerde yıkanmaya başladı.

Yapılaşma tüm hızıyla devam ettiğine göre TEİAŞ’ta harekete geçmeli. Enerji tüketiminin artışını mevcut trafolar taşımamaya başladı. Var olan ve düşük enerji barındıran trafolar birer birer patlamaya başladı. İlçe yöneticileri bunu göz ardı etmemeli ve ilgili makamları uyarmalı.

Önümüzde fındık ayı var. Köy ve mahalleler olduğu kadar ilçe merkezi de şenlenecek. Nüfus artacak, su ve elektrik sarfiyatı ikiye üçe katlayacak.

Ve biz, susuz ve elektriksiz kalmak istemiyoruz.

Çünkü hiçbir Arsinli böyle bir muameleyi hak etmiyor.

Sözüm ilçedeki yöneticilere.

Her yönetici sorumlu olduğu dalda sorumlu davranmalıdır.

Hizmetin, partisi purtusu olmaz, olmamalı.

Korkmayın, yumruğunuzu masaya  vurun.

***

ERDOĞDU ANADOLU LİSESİ

22 ülkenin katılacağı Dünya Futbol Şampiyonasına gidecek olan Erdoğdu Anadolu Lisesi yola çıkmaya hazırlanıyor. Kolay değil önce ilindeki tüm okullar arasında birinci olacaksın, sonra ülke genelindeki yarıştan şampiyon olarak çıkacak ve ülkeni dünyada temsil edeceksin.

Küçümsenmeyecek bir başarı. Bu çocukları ve emek veren herkesi alınlarından öpmek lazım.

Aklıma Trabzon Lisesi’nin dünya şampiyonu olarak ilimize geldiği günler geldi. Bir lisenin futbol takımı dünya şampiyonu olmuştu. Futbolda marka olmuş ülkeleri dize getirerek bu başarıyı yakalamışlar. O kadroyu hatırladım bir tek Ergin Keleş şu an liglerde varlığını sürdürüyor. Nerede o dünya şampiyonluğuna imza atmış ayaklar?

Biz mi sahip çıkamadık ya da çıkmıyoruz.

Erdoğdu Anadolu Lisesi’nin başarılı kramponları da aynı akıbete mi uğrayacak?

Kim bilir?

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
YERİN KULAĞI
  • Meral Akşener’in 17 Nisan iddiası!
  • Trabzon futbolu bitmiş!
  • Koray Aydın’ın ekibi!
  • Evetçi 100 MHP’li bulamazlar!
  • Birinci yalnız kaldı!
  • İnternet sitesinin anketi!!
  • K. Ersun Yanal  hayranı medya!
  • Futbol zirvesine Sümer neden gitmedi?
  • Evde yatıp para kazanacaklar!
  • Atatürk karşıtı tarihçiye ödül!
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.