• BIST 118.400
  • Altın 162,450
  • Dolar 3,7705
  • Euro 4,6284
  • Trabzon 9 °C

SAVAŞ OYUN DEĞİLDİR DEDİK!

Rasim EFENDİOĞLU

ORTAYA ÇIKAN TABLOYU BEĞENDİNİZ Mİ?
Kurtuluş Savaşından sonra 1990’lara dek ciddi anlamda bir savaş yaşamadık, Kıbrıs Harekatını saymazsak. Kıbrıs harekatı da “barış için savaş”tı… Ve gerçekten yıllarca çatışmaların yaşandığı Kıbrıs’ta harekattan buyana hiçbir çatışma olmadı. Barışı sağlamamak için sömürgeciler çok yoğun çaba gösterdi, Türlü oyunlar oynandı ancak bozamadılar Kıbrıs Barışını... Orada yaşayan halkın can güvenliği sözkonusu olduğu için Türkiye’nin güvenliği için çok düşünülüp karar alındı ve harekat yapıldı. Çünkü Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu ve Kurtuluş Savaşının eşsiz komutanı, “Savaş bir ulusun geleceği  tehlikeye girmedikçe cinayettir” diyordu. Onun izinden yürüyen Türkiye Cumhuriyeti yıllarca bu ilkeye bağlı kaldı. Yurtta Barış Dünyada Barış yüce liderin vazgeçilmez ilkesiydi ve buna bağlı kalarak ülkemiz barış içinde yarım yüzyılı aştı, yüzyıla yaklaştı. Ancak bu ilkeyi benimsemeyenler ‘Yurtta barış dünyada barışı’ pısırıklık saydılar. Barışı anlamayan, barışı sevmeyen barışı elbette koruyamaz. Önce yurtta barış zedelendi sonra dünya barışı da bozuldu. Ortaya böyle bir tablo çıktı. Her yan mezarlık oldu, şehitlik oldu, köyler kentler  yakıldı yıkıldı  harabeye döndü bir büyük bölge. Şöyle kuşbakışı baksın, bu tabloya katkıda bulunanlar eserlerini beğeniyorlar mı?
Körfez savaşı çıktığında bir dergide yazmıştım “Savaşa karşıyım” diye. Oysa o yıllarda savaştan yana olanlar vardı. Bir koyup on alacaklardı. Bir değil binlerce can verdiler, ne aldılar? İşte bu harap tablo. İnsan olan utanır. İnsan olanın vicdanı sızlar. O güzelim kentler ne oldu? Tarihi  eserleri ile doğal güzellikleri ile insanlık adına büyük bir kayıp. Analar ağladı, yavuklular ağladı, yavrular ağladı... Oldu mu, rahat ettiniz mi? İşte eseriniz karşınızda bakın neşelenin.  Suriye’de, Irak'ta bir çok Ortadoğu ülkesinde bu kara tablo. İnsanlık tarihi yıllar sonra bu günleri yazdığında bu insanlar nasıl anılacak düşünün.

NEDEN BU DURUMA GELİNDİ?
Evet, savaşı oyun diyebilenler dünyayı bu duruma getirdi. Dünyanın egemen sosyal sınıfı elbette çıkarlarını düşünür. Sanayisi dönecek, petrolü akacak. Varsın aksın zavallı Mehmedin Ahmedin kanı. Ortadoğu’da yarım yüzyılı çoktan geçti savaş sürüyor. İnsanlar kan içinde, aç sefil. Yetmemiş, sınır daha genişletilmiş. Libya’ya, Mısır’a, Tunus’a ve elbette Irak ve Suriye... Yemen unutulmuş adeta. Uzakdoğu’da Müslüman zavallılar yatakları sırtlarında kurtulabilenler oraya kaçıyor, buraya kaçıyor. Birkaç kınama mesajı belki bir çok camide beddua... Ne oluyor? Yaratan buyuruyor ki size en mükemmel aklı verdim siz başkasının aklı ile yöneticilerinizi seçer koyun gibi güdülür can verirsiniz.
Nasıl bu durum ortaya çıktı? Önce Irak -İran çatıştı, on yılı aşkın bir süre Müslüman Müslümanı kurşunladı. İki yandan da şehitler gönderildi şehitliklere aile mazarlıklarına... Amaç neydi? Sonunda bir hiç. Sonra Irak karıştı, “Diktatör var başınızda onu devirin demokrasiye kavuşun” dendi. Kimi saf insanlar inandı buna… Irak’ın huzura kavuşacağını düşündü, ne oldu?.. Yıllar geçti ülke kan gölü, bölünmüş, ilikleri sömürülüyor. Hemen yanına sıçradı ateş. Suriye İsrail'in  korkulu rüyasıydı. Suriye’ye de demokrasi gelmeli dendi ve oldu olanlar. Birkaç günde biter dendi, yıllar geçti her şey daha kötü oldu. Suriye’nin bir çok güzel ve tarihi kenti yerle bir oldu. İnsanlar evlerini, varlarını bırakıp kaçtı. Dünyaya dilenci Müslümanlar yayıldı. Müslümanlığa biraz senpati ile bakanlar...”Yo hayır Müslümanlık bu mu” dediler uzak durdular.

NEYDİ “BOB”, BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ NEYDİ?
İstanbul’da  yıllar önce büyük bir toplantı düzenlendi. Orada konuşuldu BOB. Heyecanlananlar oldu. Osmanlı canlanıyor dendi fısıltı ile... Nasılsa senin oğlun asken değil, onun oğlu değil. Yüzyıllardır vagonlar dolar askerler sevk olur  gariban Mehmet bir gider bir gelir al bayrağa sarılı. Ortadoğu’ya demokrasi gelecek... Siz önce kendinize bakın size gelmiş mi ki başkalarına götüreceksiniz?.. Yine ineceğiz Yemen çöllerine dek. Koca bir imparatorluk, Başında sen... Ne BOB geldi ne... Ancak can gidiyor habire. Anaların göz pınarları kurudu. Evlatlar yetim kaldı. Her yan şehitlik doldu. Gidin Anadolu’ya geçin köylerden, bakın  köy mezarlıklarında al bayraklar dalgalanıyor. Mezarlıklarda analar ağlıyor... Ey savaş çığırtkanları, ey barış düşmanları yüzünüz kızarmıyor mu? Utanmıyor musunuz bu tablodan…
Tarih boyunca savaş aşıkları olmuştur devleti yönetenlerden. Ancak yüzyıl önce olur, iki yüzyıl önce olur da günümüz dünyasında savaştan yana olanlar nasıl olur?.. Evlerinde televizyon yok mu, ellerine hiç gazete geçmez mi, görmezler mi bu utanç tablosunu. Bırakın insanı da bir canlıyı öldürmenin şakacığı bile çirkindir.
Her gün üç beş şehit haberi TV ekranında. Kınama mesajları, göstermelik törenler. Bakın törene katılanların yüzüne. Hiçbir samimiyet görüyor musunuz? O parçalanan analar, babalar, yavrular, yavuklular. Onların gözünde kara gözlükler sırıtan gözler görülmesin diye... Ey ahali hala görmüyor musun gerçeği. Barışı sevmeyenler senin çocuğunla savaş oyunları oynayanları uyarmayacak mısın? Yanmıyor mu yüreğin? Görüyorsunuz okul duvarlarında, köy meydanlarında Atatürk'ün “Yurtta Barış Dünyada Barış” özdeyişi kazınmıştı duvarlara, bez afişlere, şimdi var mı? Olsa da anlamsız çünkü eylemler buna karşı. Gece geleceğiz, size kan kusturacağız, sizi bin pişman edeceğiz... gibi ateşli söylemler... Ne oluyor?.. Ölen Mehmet öldüren Mehmet  ya seyreden ve  emreden onun da adını siz koyun. Onlara Ahmet Mehmet adı yakışmaz.

PEKİ KİM YAPIYOR BUNU?..
Akşamları izliyorsunuz açık oturumları... ABD yapıyor bunu... Evet evet, şu kanlı terör örgütü var ya yani şu Amerika’daki o yapıyor bunları. Bunda İsrail’in  parmağı var... Ya suç onda bunda… Nasılsa zavallı Ali dayı oğlunun başında ağlarken düşman olarak bunları görsün. Nerde bizim parmağımız, aklımız? Sözün sonunda  yine anımsatalım… Öğrenin Atatürk'ü… Tüm olanaksızlıklara karşı o yüce aklı ile ulusun ortak aklını kullandı. Yedi düvele karşı insanlık tarihi boyunca unutulmayacak bir ders verdi. Bu büyük millet büyük oğullar doğurur yeter ki siz tanıyın.
Kim mi yapıyor? Biz yapıyoruz, siz yapıyorsunuz. Uyudukça bunlar başa gelecek. Neyin nerden geldiğini görmeden çözüm bulunmaz. Dinsin bu gözyaşı, dursun bu kan. İmar edilsin köyler kentler. Yeşersin dağlar taşlar, ötüşsün kuşlar... Dünyamız yaşanabilecek bir toprak durumuna gelsin. Dileğimiz bu… Barış, barış, barış…

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.