• BIST 89.764
  • Altın 145,477
  • Dolar 3,6255
  • Euro 3,9111
  • Trabzon 7 °C

Sebahat Ülker ve 24 Kasım!

Hasan Kurt

Gazetemiz sahibi ve yazarı Hasan Kurt, gençlik yıllarında bir yanda gazetecilik diğer yanda da öğretmenlik yapmıştı. Kurt’un öğretmenliği iki yıl kadar sürmüştü.

Kurt’un, ilkokuldan yüksekokula kadar öğrencilik yaşamı hayli renkli geçti.

Ülkü İlkokulu 4. sınıfta derste yaramazlık yaptığını, öğretmenin kendisine kara tahtanın yanında bir süre tek ayaküstüne durma cezası verdiğini, bir keresinde yerini değiştirdiğini ve kız öğrencinin yanında oturtulduğunu söylemişti… O zamanlar erkek öğrenciler kız öğrencilerin yanında oturmazdı, oturtulmazdı!

Trabzon Lisesi’nin orta kısmında müzik öğretmeni Kamil Oruç’un, Kurt’a kızarak bir başka öğrenciyi dövdüğünü ve bu patırdıda Oruç’un kemanının kırıldığını, orta okul üçüncü sınıfta İngililzce öğretmeni Miscudi’nin tayyor eteğinin altına kağıt tulumbadan tebeşir tozu pompalamalarını, lisenin bodrum katındaki mescidde Dindersinden iyi not alabilmek için öğretmenle birlikte nasıl namaz kıldığını, Lise son sınıfta Kimya sınavında soruların tamamını bir yolla edinmesine rağmen, bir satırlık cevapları ezberlemediğini, cevapların tamamını daha önce hazırladığı kağıda yazıp imtihanda verdiğini ve hocanın kendisini sınıfta kopyadan yakalamamasına rağmen sıfır verdiğini ve Kimyadan ikmale kaldığını, cumartesi günleri kapanış seromonisine katılmamak için kızlar tuvaletinden atlamasını, bir keresinde pantolununun yırtılmasını, Lisenin önündeki manolya ağacının üzerinde mahsur kalmasını ballandıra ballındıra anlatır.

Eğitim Enstitüsü’nde, derslere pek girmediğini kız öğrencilere karbon kağıt verdiğini, kız öğrencilerin tuttukları notun bir nüshasını kendisine verdiklerini, bitirme sınavlarının bazılarında 5- 6 hatta 7 yazılı kağıdı doldurduğunu, sınavda böyle yapmasının nedenini de ‘O hoca 7 sayfa okumaz, rahatlıkla 5 vereceğini düşündüğüm için böyle yapıyordum ve 5 alıyordum’ şeklinde açıklıyordu..

Yazı İşleri Müdürümüz Abdullah Şanlı, dün Hasan Kurt’a, ‘Abi, 24 Kasım nedeniyle bir yazı yazmadın. Sen öğretmenlik de yapmıştın. Hiç değilse öğretmenlerle aranda geçen olayları yazsan’ dedi..

Kurt, ‘Abdullah, o kadar hikaye var ki hangisini yazayım’ diye cevap verdi.

Abdullah, ‘Abi aklına gelen bir hikayeyi yaz’  diye ısrar etti…

***

Hasan Kurt, bilgisayarın başına geçti ve şunları yazdı:

Trabzon Lisesi’nin öğretmenlerinin birçoğu, gerçekten efsane öğretmenlerdir…

Bunlardan biri İsmail Hakkı Berkmen bir diğeri Sebahat Ülker… Berkmen; Coğrafya, Sebahat Hanım edebiyat derslerine gelirde…

İsmail Hakkı Bey, çok farklı bir öğretmendi. Bazıları için karınca incitmez derlerdi ya, İsmail Hakkı Hoca da öyleydi. Ağzında bal damlardı… Sınavlarında kopya çekmeyen yok denecek kadar azdı. Kopya çekeni görürdü…

Hasan oğlum, Ayşe kızım kafanızda dumanlar tütüyor, diye uyarırdı…

Sebahat Ülker, kadın olmasına rağmen otoriterdi…

Lise son sınıfta, sınavda bir kız öğrenciye yardım ettiğim için yerimden kaldırmış ve kürsüye oturtmuşu. O sınavda zayıf almıştım ve bütünlemeye kalmıştım…

Sebahat Hanım, üç - beş yıl önce Trabzon’dan Ege sahillerine göçtü… Edremit’e yerleşti.

Geçenlerde Ege sahillerinde yazlığı bulunan Trabzon lisesinden eski öğrencileri ziyaretine gitmişti.

Prof. Dr. Ali Baki, hochanımın çok memnun olduğunu söylemişti..

Sebahat Hanım, bana iki yıl kadar önce el yazısı ile bir mektup göndermişti.

Sevgili Hasan Kurt, diye başlayan mektup şöyle idi;

‘Bülbülü altın kafese koymuşlar da ah vatan vah vatan, demiş. Ben de ömrümü Ah Trabzon vah Trabzon, diye diye tamamlayacağım. Sağlığım nedeniyle buradayım.

Türkiye’nin aşağı yukarı dörtte üçünü gezdim. Belki de daha fazlasını gezdim.
Memleketimizin her köşesi başka bir güzel, bambaşka güzelliklere sahip.

Tabiat Trabzon’a çok daha fazla cömert davranmış.

‘Başkadır benim memleketim.’

He olurdu biraz da bol güneş ve bol oksijen verseydi..

Trabzon’a gelmeden önce kendimi çok sorguladım.

Acaba tekrar buraya dönebilirmiyim diye. Döndüm ama çok zor oldu…

Birçok akrabamı, eşimi, dostumu ve siz öğrencilerimi arkamda bırakarak…

Bu mektubu, bana gösterdiğiniz sevgi ve muhabbete teşekkür için yazıyorum.

Bu vesile bayramınızı kutluyor, mutluluklar dileğiyle gözlerinizden öpüyorum. Bütün güzel günler sizin olsun, dileğiyle…

Hocanız Sebahat Ülker…

(Atatürk için yazdığım yazıyı gönderiyorum. Unutma ki ben yazar değilim)

Cumhuriyet kadını, Cumhuriyet öğretmeni Sebahat hocama sağlıklı günler dilerim.

Öğretmenlerle herkesin olduğu gibi benim de çok ama çok hikayem var…

İleride hikayelerin farklılarını bu köşeye alacağım!

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
YERİN KULAĞI
  • İnternet sitesinin anketi!!
  • K. Ersun Yanal  hayranı medya!
  • Futbol zirvesine Sümer neden gitmedi?
  • Evde yatıp para kazanacaklar!
  • Atatürk karşıtı tarihçiye ödül!
  • MHP’de iki çift bir tek!
  • TFF Trabzonspor’u haraca bağladı!
  • Fevzi Hoca’nın misafirleri!
  • ‘Evet’ platformu için işadamlarına baskı!
  • ‘Kapı kapı dolaşacağım!’
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.