• BIST 105.026
  • Altın 162,753
  • Dolar 3,9187
  • Euro 4,6430
  • Trabzon 5 °C

SEÇENEKSİZ SEÇİM

Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu

Önce olasılıklar üzerinde duruldu, anket savaşları ve derken 7 Haziran akşamı beklenen tablo ortaya çıktı. Demirtaş’ın seçimden birkaç gün önce saz çalıp, “şen olasın Ürgüp” türküsünü çığırdığı ve Ahmet Hakan’ın da tam gaz cilalama yaptığı akşam HDP’ye eklediği 2 puan dışında bir anormalliğin olmadığı bu sonuçlara hazırlıklı olduğumuzdan dolayı, seçim sonrası aşamaları da hızlıca geçmeye başladık.

Bütün kalem sahibi eşrafın çalakalem ele aldığı konuları irdelemekten oldum olası uzak durmaya özen göstermişimdir. Köşe yazarlığı konusunda henüz çok acemi olduğumu, ancak okurluk konusunda usta olduğumu itiraf ederken, bu seçim üzerine yazmadan da durmanın en azından kendime haksızlık olduğuna kani oldum ve tuşlamaya başladım…

AKP ile başlayacak olursak; 7 Haziran’da Türkiye’nin pek çok yerinde iyi yumruk yedi ve yere düştü, hakem saymak zorunda kaldı. Nakavt olmak üzereyken ayağa kalktı ve halen maça devam etmeyi düşünüyor. Seyircinin ve masa hakemlerinin (uluslararası) desteği ile biraz kendini toparlayacak gibi görünüyor. Masa hakemlerinin derdi maçın kısa sürede bir nakavt ile sona ermeden, normal süresi içerisinde 12 roundda sona ermesi… Bu sayede maçı naklen yayınlamakta olan TV kanallarının reklam gelirleri artacak, gelecek maçın heyecanı yükselecek vs. Maç uzadıkça seyirci dışında herkes kazanacaktır.

O halde yapılması gereken şey net: AKP’nin rakibinin kulağına ring hakeminin fısıldaması gerekiyor…

“Rakibini nakavt edersen eğer, şampiyonluk sana haram olur, zırnık kazanamazsın. Bu maçı uzatacaksın”.

AKP’yi nakavt etmesi an meselesi olan rakip, round arasında köşesindeki çalıştırıcısından almış olduğu taktikle maçı yumuşatmaya başlar, işi zamana yayar ve sonuçta kazanacak olan sayı ile belirlenir.

Bu maç halen devam ediyor. Henüz bitmedi, bitmesi de en az iki yıl sürecek. Round arasında bizim boksöre verilen taktiği merak ediyorsanız söyleyelim; çalıştırıcı (ki soyadı Derviş’tir) aynen şöyle der:

“Oğlum kendine gel, fazla yüklenme. Adamı indirirsen dışarıda bekleyen alacaklılara birikmiş bir ton borcumuzu ödemekte sıkıntı yaşarız. İşi başa baş götür ve maçı sonuna kadar devam ettir”.     

Bu mizansenin çeşitli versiyonlarını üretmek mümkündür. Ancak maalesef seçeneği olmayan bir seçim daha yaşamış durumdayız. Uzunca bir süredir pek çok ulusal medya yazarının ve bizim de dile getirmekte olduğumuz senaryo adım adım oynanmaya devam ediyor. Bu senaryoda Türkiye’nin özüne dönüşüne, kendi geleceğine sahip çıkışına asla izin verilmiyor. Bu günkü durumun çerçevesini Kemal Derviş seçimden önce büyük bir açıklıkla ortaya koymuştu zaten. Övülen ve başarılı bulunan bir makro iktisat, “grand koalisyon” güzellemesi gibi şifrelerin anlamı; yeni dönemde hazine ve maliyenin Kemal Derviş, Selin Sayek, Ali Babacan (dışarıdan atama ile) ve Mehmet Şimşek tarafından yönetilecek olmasıdır.

Deniz Baykal gibi seksenine merdiven dayamış yaştaki sicili kırmızı noktalı birisinin; Aksaray’ın çağrısına büyük bir heyecanla koşmasını ve Türkiye’de gündem olmaktan giderayak mutluluk duyuyor olmasını anlayışla karşılarız, ama bunu da kendisine oy vermiş olan masum milyonlar bir yere yazar kardeşim…

***

Velhasıl AKP ile kurulması beklenen bir koalisyon, iki yıl sonraki erken genel seçimde CHP’yi bugünkü DSP’nin durumuna düşürecektir. İşin insana dokunan yönü, bu gerçeği partinin bütün yönetim kadrolarının çok iyi biliyor olmasına rağmen, partinin geleceğini düşünemeyecek kadar yaşlanmış olmalarıdır. Kırmızı plaka hayali ile yaşayan birkaç CHP’li için artık yolun sonu görünmüştür. Bu nedenle toplumun umutlarına i…mek kesinlikle onların umurunda değildir artık.

Şu aşamada bir erken seçim kararı almak; partilerin yönetim kadrolarını terbiye etmek ve onları istifaya zorlayıp yeni ve güvenilir kadrolara yer açmak bakımından çok yerinde olur. Ancak işin bu boyutunun ötesinde çok daha değerli ve hassas bir konu vardır. O da seçimler boyunca canla başla çalışmış parti teşkilatları ve varını yoğunu harcamış adayların emeğine yapılacak olan haksızlıktır. Olayın böylesine bir insani boyutu da vardır. Dolayısıyla bir erken seçim talebinde bulunmanın hiçbir etik değer ile bağdaşır yanı da yoktur. Olması gereken şey, AKP’siz bir hükümet modelinin tesis edilmesi yönünde bütün muhalefet partilerinin fedakârlık yapması ve ülkeyi normalleştirmesidir. AKP ile yola çıkacak olan her partinin önümüzdeki 2 yıl içerisinde siyasi mevta olma olasılığı yüksektir. Hem de muhalefette kalan partiler eliyle defin töreni yapılacaktır. Bu böyle biline.

 

TRABZON’A GELECEK OLURSAK…

Seçim sürecinde AKP’den aday adayı olmuş olan ve maç kadrosuna alınmayan bir arkadaşımın Trabzon’daki AKP milletvekilliği listesi hakkında samimiyetle dile getirdiklerini burada paylaşmaktan imtina ediyorum. Ancak şurası kesindir ki; AKP Trabzon’da olabilecek en kötü adayları ile seçime girmiş ve buna rağmen yine de Trabzon’un klasik refleksleri ile başarılı çıkmıştır. Bunda muhalefet partilerinin de büyük katkısı olduğu açıktır.

Trabzon’da AKP teşkilatının başında yer alan isim olan Sayın Haydar Revi; bulunduğu siyasi zemin dışında pozitif bir kişiliktir. İnsani ilişkileri iyi tutabilen, yardımsever, uzlaşmacı, projeci bir mühendistir. Meslektaşım ve arkadaşım olması hasebi ile karakter özelliklerini bildiğim için söylemeliyim ki; Trabzon siyaseti için Haydar Revi önemli bir şanstır. Bunun AKP Genel Merkezi tarafından da iyi anlaşılmasında ve önümüzdeki süreçte iyi değerlendirilmesinde yarar vardır.

Trabzon’da AKP adına eğer bir başarısızlık varsa, bundan sorumlu tutulabilecek en son kişi il başkanıdır. Umarım Trabzon siyasetinin düzeyi ve Trabzon’un gelecekteki kazanımları adına Haydar Revi’nin değeri bilinir ve gereken desteği görür. Bunu AKP’nin bu ülkeye verdiği tahribatı çok iyi bilen bir gözlemci olarak söylemek zorunda kaldım.

***

CHP’nin Trabzon’da “başarı” kazandığını söylememiz için hangi gerekçeyi ortaya koyabiliriz, ben de bilmiyorum. Belki Trabzon teşkilatlarının bir bildiği ya da dayanağı olabilecek bir mantık vardır. Geçmiş seçimlere göre sayısal değerlerde bir iyileşmenin olmadığı açıkça ortadadır. Dolayısıyla gerçeği görmek ve buna göre davranmaktan başka yol yoktur. Seçim yorgunu olan yerel teşkilatı bireysel hatalar üzerinden eleştirmenin yeri ve zamanı olmadığına inanıyorum. Ancak bazı temel noktaları vurgulamakta yarar vardır.

Trabzon CHP’nin yaş ortalamasının ivedilikle düşürülmesi elzemdir. Biliyorum ki bunun kabul edilmesi ve benimsenmesi mümkün değil, ama maalesef bu çok önemli bir noktadır. Öte yandan aday listesinde yer alanların çoğu seçim öncesine kadar birbirleri ile kavgalı, çatışmalı şahsiyetler olup, adaylık hevesinin verdiği bu yapay birlikteliği halk samimi bulmamıştır maalesef. Medya bu sataşmalara ve çekişmelere ait kayıtlar ile doludur. Bildiğim çelebi insan, yüksek şahsiyet ve hak eden bir kişilik olarak Murat Özçilingir dışında topluma güven veren bir adayı Trabzon orada görememiştir. O da maalesef parti içi hesaplara kurban edilmektedir. Bütün ümidim Trabzon insanı tarafından çok iyi bilinen Murat Özçilingir’in gelecekte partisi tarafından da anlaşılır olmasıdır.

Seçilen vekil Sayın Haluk Pekşen için hiç kimsenin haksızlık yapmaya hakkı yoktur. Bazı hataları olmasına karşın Trabzon’da iyi bir mücadele vermiş ve parlamentodaki temsilcimiz olmuştur. Ancak Trabzon’da sadece dört yıldızlı otel lobilerinde insan ağırlamakla seçimde parti adına başarı kazanmanın mümkün olmadığı da bu dönemde test edilmiştir. Seçim kazanmada esas olan “içerik” hiçbir zaman göz ardı edilmemelidir. Kuşkusuz CHP genel merkezinin içerisine çekildiği girdabın olumsuz etkileri de söz konusudur. Ama Trabzon yerel teşkilatı önseçim hengâmesinden toplumda karşılık bulabilecek, umut verebilecek bir kadroyu çıkarmayı başaramamıştır. Neo-liberal zehirlenme parti yerel teşkilatlarına kadar inmiş durumdadır maalesef.

Bundan sonrası için söylenebilecek en yapıcı söz; Trabzon’un yeni bir “Abi” travması yaşamamak konusunda titiz davranmasıdır. Bundan böyle bütün ümidimiz CHP’de kişilerin kendilerini artık parti üstü görme sendromuna tutulmamasıdır.  

***

MHP için söylenmesi gerekeni daha önceki bir yazımda da dile getirmiştim. Orada sevgili arkadaşım Doç.Dr. Hüseyin Örs için: “…Taşıdığı bu özellikleri fark eden politikacılar onu politik zemine çekmekte büyük yarar görmüşlerdir. Bence içerisinde bulunduğu siyasi yapıya bizim Hüseyin’in birçok değer katma potansiyeli vardır, bulunduğu yer için önemli bir şanstır. Umarım küçük hesaplarla “gafula” atılmaz…” ifadelerini kullanmıştım. Ama maalesef politikanın vicdansızlığı Hüseyin Örs gibi değerli bir insana da uğramış ve onun üzerinden prim yapma hesabı yapılmıştır. MHP’nin Trabzon’daki en önemli hatası Hüseyin Örs’ün yapacağı olumlu etkiyi ciddiye almamış olmasıdır. Trabzonlu seçmen, Hüseyin’i değil listedeki yerini beğenmemiştir.

Bu yaz çok sıcak geçecek gibi görünüyor. Dağlarda buluşmak dileği ile…

 

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.