• BIST 103.838
  • Altın 269,687
  • Dolar 5,7766
  • Euro 6,3707
  • Trabzon 19 °C

SEÇİM KAPIYI ÇALARKEN

Ö. Faruk Altuntaş

              Baskın seçim Türkiye’nin gündemini değiştirdi.
“Erken seçim” değil, “baskın seçim” diyoruz. Çünkü, bizzat yakın zamanda Cumhurbaşkanı – AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın ağzından “seçimler zamanında yapılacak” yönünde birkaç kez açıklama yapılmış iken, 24 Haziran için seçim kararı alınması AKP dahil herkes için şok etkisi yarattı.
Seçim çalışmalarını yapacak kurumlara sağlıklı çalışma için zaman bırakılmadı. Aday olacaklara konuyu düşünme ve değerlendirme fırsatı dahi verilmedi. Aday olabilecek memurlara neredeyse istifa etmek ve başvurmak için zaman kalmadı. Herkesin iki ayağı bir pabuca sokuldu.
                    ***
MHP Genel Başkanı Bahçeli’ye ısmarlanan erken seçim kararının, sözde teklifte yer alan Ağustos ayından da iki ay önceye çekilmesi, baskın basanındır sözünü doğrulayacak gibi gözükmüyor.
Herkes şu sorunun yanıtını soruyor ve sormalı: Tek başına iktidarda olan bir parti, seçimlere bir buçuk yıl daha varken ve bir buçuk yıl daha tek başına iktidarda kalıp programını uygulama olanağına sahipken, neden baskın seçime gidiyor? Neleri kaçırıyor, neleri gizliyor?
Bu durum açıkça, AKP hükümetinin uygulayacak bir programının kalmadığına, var olan programın iflas ettiğine işaret etmiyor mu?
Bu durum açıkça, Türkiye ekonomisinin sokulduğu darboğazın, normal seçim tarihine kadar geçecek bir buçuk yılda yaşayacağı çalkantı ve çöküşün sonuçlarının AKP tarafından göze alınamadığını göstermiyor mu?
Baskın seçimle, tek başına iktidarda olunan 16 yılın sonunda, ekonomik ve siyasi olarak ülkenin sürüklendiği iflasın hesabını vermekten kaçınabilmek mümkün olabilecek mi?
                    ***
Bu baskın seçimin başat özelliklerinden birisi olarak, AKP iktidarından kaynaklanan seçim hilelerine karşı memleketin yarısının seferber olması dikkat çekiyor.
Seçim Yasasında mühürsüz oyların geçersiz sayılacağı açıkça yazmasına karşın, seçimlerin emanet edildiği YSK kararıyla mühürsüz oyların geçerli sayıldığı son anayasa referandumundan sonra, seçim güvenliği temel sorun haline geldi. Yüzde 51-52 olan “hayır” oyuna rağmen “Evet” oylarının yüzde 51.5 olarak açıklandığı iddiası tarihe yüzkarası olarak geçtikten sonra, şuyuu vukuundan beter olarak seçim yolsuzluklarına karşı memleketin yarısının sandığa sahip çıkmak için organize olma gayreti dikkat çekiyor.
Gerçekten de mühürsüz oyların geçerli sayılması, kimin hangi haneye yazıldığının anlaşılmaması için aynı apartmandaki seçmenlerin farklı sandıklara dağıtılması, sandıkların yerlerinin değiştirilebilmesi, taşınabilmesi… vb. değişiklikler için yasa çıkartılması, memleketin yarısının iktidar kaynaklı seçim hilelerine karşı seferber olmasının haklılığını ortaya koyuyor.
                    ***
Bu seçim döneminin başat özelliklerinden bir diğerinin, seçimlere OHAL koşullarında giriliyor olmasıdır. Hukukun evrensel ilkelerinin ve demokratik hak ve özgürlüklerin, siyasal hakların askıya alındığı OHAL koşulları, AKP iktidarı ve partili Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından çok sevildi ve olağan hal olarak benimsendi.
 Başlangıçta bir sefer için ilan edildiği açıklanan OHAL, iktidar tarafından normalleştirildi. Demokratik-siyasal hak ve özgürlüklerin özüne aykırı olarak tek adam yönetimini esas alan anayasa referandumunun OHAL altında yapılmasından sonra, bu kez Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine de OHAL koşullarında gidiliyor olması, iktidarın otoriter ve baskıcı karakterinin açıkça anlaşılmasını sağladı.
                                                      ***
Önümüzdeki seçimlerin bir diğer temel özelliği de 2 D’nin, yani diktatörlük ile demokrasinin oylanacağı seçimler olmasıdır.
AKP ile MHP’nin temsil edildiği Cumhur İttifakı, demokratik rejimlerin iki versiyonu olarak Parlamenter Sistemin ve Başkanlık Sisteminin esas aldığı kuvvetler ayrılığını kaldırarak, Yasama ve Yargıyı, bir kişi olarak seçilen Cumhurbaşkanına bağlamayı esas alıyor. Yani vatandaşlara tek adam olarak Kral seçmesini öneriyor.  
CHP, HDP, İyi Parti ve Saadet Partisinden oluşan halk ittifakı ise, Krallığa ve Tek Adam Yönetimine karşı, bütün dünyada demokrasinin temeli olan kuvvetler ayrılığına dönüşü, hukuk devletini, adaleti ve parlamenter sistemi vaat ediyor.
Önümüzdeki seçimler; Şerre karşı Hayrın, Diktatörlüğe karşı Demokrasinin oylanacağı seçimler olarak tarihe geçecek.
                                                                      

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.