• BIST 108.434
  • Altın 151,237
  • Dolar 3,6580
  • Euro 4,3278
  • Trabzon 17 °C

Seçmek ya da seçememek

Ali Rıza Keskinalemdar

Yerel seçimler yapıldı ancak bir türlü sonuçlanamadı.

İtirazlara da itiraz edildiği görüldü.

Kesin sonuçlar açıklansa da, bu, seçimlerin üstündeki şaibe gölgesini kaldırmaya yetmeyecek elbette.

“Şaibe olması AKP’nin birinci parti olduğu gerçeğini örtmeye yeter mi” diye sorabilirsiniz hemen. Yetmez tabii ki… Ancak, yapılanın da yapanın yanına kâr kalmasını sağlamamalı!

Amaçlı ve bilinçli yapılan her türlü oy hırsızlığı, oy kaydırması, evrakta sahtecilik elbette sorgulanmalı ve sorumluları cezalandırılmalı; mağdur olanların da mağduriyetleri giderilerek, adil sonuçların açıklanması gerekir.

Ne var ki, “Burası Türkiye, a’bicim” ve her şey mümkün!

Hep bir tarafa doğru topallayan demokrasimizin aksaklığından seçimlerin de nasibini aldığı görülüyor.

İKİYÜZSEKSENİKİ OY KAÇ SAATTE SAYILIR

İlk kez, oy kullandığım sandıkta oyların sayımından tutanakların tutulmasına kadar olanı biteni izledim. Zaman zaman diğer sınıflardaki sandıkların da havasını gözlemlemeye çalıştım.

Komşu sınıftaki bir AKP’li müşahidin, yuvarlak yerine ampulün üzerine “evet” mührü basılan oy pusulasının sandık kurulunca iptal etmesi üzerine biraz vaveyla çıkartmaya çalışması dışında, ortalık genelde sakindi.

Oy kullandığım sandıkta 313 seçmen vardı ve bunların 282’si oy kullanmıştı. Geçersiz oy sayısı 6’ydı.

282 oy zarfının açılması, sınıflandırılması ve sayılması  5,5 saat sürdü. Muhtarlık oylarının sayılması ve tutanak tutulması işi bittiğinde ise gece yarısı olmuştu. Sonuçların YSK’nca sisteme girilmesi ise ancak ertesi günün gece yarısını bulmuştu.

Yaptığım gözlemler sonucu, oy kullanma ve sayımı konusunda da, tıpkı siyasi partiler yasası ve seçim yasası gibi kökten değişiklikler yapılması gereğine inanıyorum. Seçim sonrası yaşanan şaibeler de bu görüşümü destekler niteliktedir. Birilerinin “oy hırsızlığı”nda ustalaştığı anlaşılırken bazılarının saf saf oylarının peşinden gidiyor olması belki ülkenin genel haline bakıldığında normal görünebilir ama hukuk ve demokrasi açısından tam anlamıyla sınıfta üst üste iki kere çakıp “belge” almayla eşdeğerde bir olaydır yaşanan.

Seçimdeki “hırsızlık ve sahtekarlıkları” da kanıksamışsak, artık “sözün bittiği yerdeyiz” bile diyemez durumdayız demektir.

SÜRPRİZİN SÜRPRİZ OLMAYACAĞI SEÇİM

Rüşvet ve yolsuzluklar ortaya saçıldığında muhalif gruptaki herkes AKP’nin “biteceği”ni ya da “çok büyük oy kaybına uğrayacağını” düşündü. Özellikle “Şike Operasyonu” nedeniyle “AKP’ye oy yok” şiarıyla formalarını giyerek sandık başına giden Fenerbahçeliler…

Tek yanılmayanlar Trabzon’daki Trabzonsporlular oldu. Onların bir “eli yağda, bir eli balda” ki hayatlarının tek eksiği 2010-2011 sezonu şampiyonluk kupasının da gelmemesiydi. “Ama olsun” du; “kupasızlığa da alışılıyordu zamanla”. Zaten kupayı Trabzonspor’a vermeyen de Gülen Cemaati”ydi; tıpkı “Cumhuriyetin kalan tek kalesinin zaptının peşinde olanın da onlar olduğu” gibi…

Bilinen bir atasözüydü; “Elin atına binen tez iniyordu”!

Şimdiye kadar birbirlerini beslemiş ve birbirlerinden beslenmişlerdi. İş daha çok pay alma aşamasındayken “zurnanın zırt dediği yere gelinmişti”! İktidarın görünen sahibinin, görünmeyen sahibinden “atlıyı indirip yayayı bindirme” konusunda daha mahir olduğu anlaşılıyordu. Böyle olunca da görünmeyen ortak attan indirilip yaya bırakıldığında bir güzel “havasını” alıyordu!

Bütün gelişmelere bakıldığında bu seçimin “galibini” tahmin etmek zor değildi. Birilerinin “güvendiği dağlara kar yağdığını gördüğünde eşekten düşen karpuza” döneceğini yazdığımda, bir kez daha yanılan olmayı çok umuyordum. Yanılmamanın erişilmez özgürlüğü içindeyim.

Seçimden bir gün önce sosyal medyada yaptığım “sürprizin sürpriz olmayacağı seçim” şeklindeki değerlendirmemin, taraftarı olduğu takımına çok güvenemeyen ama eli oynadığı kuponda başka takıma da bir türlü gitmeyen “iddaa”cı fanatiklerce tam anlaşılamadığını düşünüyorum. Üstelik seçimden önceki hafta ülkeye giren 2,5 milyar USD ile “piyasalarda bahar ve bayram havası” esiyorken, kimin kazanacağını tahmin edememek, aptallıktan da öteydi!

“BAHAR VE BAYRAM HAVANIZ” KUTLU OLSUN

Uğur Mumcu, yaşadığı döneme ışık tutarken “Katilin sağcısı solcusu olmaz; katil, katildir” demişti.

Şimdilerde, hırsızlığın ve yolsuzluğun her ne şekilde ortaya çıkarsa çıksın, niteliğinin değişmeyeceğini; hırsızın AKP’lisi, CHP’lisi, MHP’lisi, BDP’lisinin olmayacağını, hırsızın hırsız olduğunu kabul etmemiz gerekiyor artık.

Hazır döviz kurları düşerken ve Başbakan Merkez Bankası’na “faiz oranlarını olağanüstü düşürün” emri ile birlikte piyasalarınızda yükselecek “bahar ve bayram havanız” daim olsun, kutlu olsun!

Yalnız, unutmayın, piyasa kuralıdır; birileri kazanırken, birileri kaybetmek zorundadır. Yani, piyasalarda sanıldığı gibi, herkese cennet yok!

Her seçim sonunda adettendir;  kazanan ve kaybeden bulunmaya çalışılır. Ancak, seçim süreci, sandık düzeni ve oy sayımındaki zavallılık dikkate alındığında, bu seçimden sonra, “demokrasi ve hukuk adına ülke olarak kaybettik” değerlendirmesini yapmak, galiba en doğrusu.

“Demokrasi ve hukuk da ne ola ki” diye sorabilirsiniz… Siz de haklısınız!

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.