• BIST 96.455
  • Altın 222,078
  • Dolar 5,6626
  • Euro 6,5275
  • Trabzon 22 °C

Seçmen dalkavukluğu Demokrasimizin kanseridir!

Prof. Dr. Yahya Sezai TEZEL


Türkiye'de siyasi kültür değişmezse önümüzdeki kuşaklara toprağı kayıp sellerle denize dökülmüş ve çırıl çıplak kalmış kayalıkların miras kalacağından eminim.
Doğu Karadeniz'de üst üste yaşanılan doğa felaketleri vesilesi ile...
Seçimlerle iktidarın değiştirilebildiği çok partili hayata geçtikten sonra önce Menderes ve Demokrat Parti, sonra Demirel ve Adalet Partisi köylülüğe kurumsal olarak "bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler" mantığı ile yaklaştı. Türkiye'de Orman Bakanlığının sorumluluğundaki alanlarda bir yağmalama olmadı. Bunun için bütün ormanları kamulaştıran Atatürk'e teşekkür borçluyuz. 
Türkiye'deki araziler Osmanlı İmparatorluğunda 1) Tapulu kişi malı olan mülk arazi, 2) Mera arazisi, 3) Orman arazisi, 4) Mevat yani ölü yani kime ait olduğu belli olmayan devletin de sahiplenmediği arazi 5) miri arazi yani geliri devlete ait arazi olarak 5 ayrı hukuki statüde idi. Cumhuriyet'le birlikte 1926'da İsviçre Medeni Kanununun esas olarak tercümesi ile getirilen yeni mülkiyet hukuku arazide de esas olarak özel mülkiyet kurumuna dayanıyordu. Ama Türkiye'nin kadastrosu yapılmamıştı. Nüfus azdı. 1915-1923 arasında iyice azalmış yaklaşık 17 milyondan 13 milyona düşmüştü. Ermenilerin ve Rumların köylerdeki arazileri yağmalandı. Nüfus artışı oldukça ailenin yeni ocak açan oğlu ya da oğulları köy çevresinde yeni tarlalar açtılar, ya da yeni fındıklıklar yaptılar. Türkiye'deki hızlı nüfus artışı 1950'den sonra patlak verdi. Köylüler mera arazilerine el uzattılar. Yaylalar ki özel mülkiyet konusu olamayacak mera arazileriydi sahiplenildi. Daha sonra Doğu Karadeniz bölgesinde Orman Bakanlığının Orman arazisi olarak kontrolüne geçmemiş ama tarla ya da fındıklık olmayıp ağaçlarla kaplı alanlarda ağaçlar söküldü. Çay bahçeleri yapıldı. İlave fındıklıklar yetiştirildi.
Bir ülkenin seçimlerle gelen hükümetleri ile onları seçen seçmenler arasında al gülüm ver gülüm ilişkisi varsa, siyasetçinin eli seçmenin cebinde seçmenin de eli devletin-kamunun cebinde ise ortaya çıkan felaket sonuçlardan hem siyasetçiler hem de seçmenler sorumludur.
Doğu Karadeniz'li Türk komünistleri, özellikle Doğu Karadeniz kökenli komünistler veya sosyalist "devrimci"ler dağlar bizimdir, dereler bizimdir, Hes'lere hayır kampanyası ile ajitasyon ve mastürbatif tatmin yaptılar.
Ben Doğu Karadeniz'in Orman Bakanlığının sorumluluğundaki alanlar dışında kurtarılması için önce Türkiye'de siyasi kültürün a'dan z'ye değişmesi gerektiğini biliyorum. Bu olmayacağına göre, önümüzdeki kuşaklara Doğu Karadeniz'de toprağı kayıp sellerle denize dökülmüş ve çırıl çıplak kalmış kayalıkların miras kalacağından eminim.

Seçmen dalkavukluğu halkçılık değil seçmen dalkavukluğudur. Seçmen dalkavukluğu siyasi kültürümüzün hem sağcıları hem de solcuları ve Kürtçüleri ve Alevicileri ile birlikte hepimizin siyasi kültürümüzün kanseridir. Bakalım daha neler göreceğiz.

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.