• BIST 97.717
  • Altın 143,837
  • Dolar 3,5683
  • Euro 3,9936
  • Trabzon 14 °C

ŞEHİTLER CENNETE GİTMEZ!

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

40’lı yaşlarda olan bir insan iyilikleri ve kötülükleri birbirinden ayırabilendir.

Türkiye’de bu yaş topluluğu ne kadardır, kaç kişidir bilmem ama bilinçli olmaya başladığınız yaşlardır bu yaşlar. Bu yaşın üstü ise yaşın kemale erdiği ve hata yapma payı az olan insan olmalıdır.

Tabii ki hatasız kul olmaz ama bu yaşlarda görmüş geçirmiş sıfatını alırsın.

20’li yaşlarda oy kullanacak bir genç, partilerle ilgili ya çok seven ya da nefret eden olur. O yüzden de çok bilinçli olamaz. Etki altında kalır. Kimi çok seviyorsa onun dediği partiye oy verir.

30’lu yaşlarda ihanetle tanışan fert dolayısıyla herkesin kendisini sırtından vuracağını düşünür. Güvensiz olur.

Oy kullanırken yine bilinçli olmadan etki altında kullanır oyunu, kendine daha yakın hissettiği insanın etkisinde kalarak.

Bizler bugün 20, 30, 40, 50, 60, 70, 80’li yaşlarda ileri geri söz söyleyen insanların söyledikleri sözlere göre hareket ederek gidip oy kullanıyoruz.

Bu insanlar tarihi değiştirmekle ilgili sözler söylüyor bizler de sevdiğimiz bu adamlara “ne söylerse doğrudur” diyerek alkış tutuyoruz.

Dün söylenen söylemler değişiyor, yerini bugün daha da kötü hatta insanları rencide eden sözler alıyor.

Ama biz seviyoruz ya ne derse doğrudur diyoruz…

Ülkenin gidişatından memnun olmayan dertlenen insan sayısı yüzde de az olunca, aşık olanlar sazı eline alıyor, hem çalıyor hem de söylüyor…

Biri diyor ki, hem de İstanbul müftüsü olan şahsiyet:

“Ölenlerin aileleri bağırıp çağırmasın. Yoksa cennete girme şansı olmaz.” İnsanlar bu şahsiyetin arkasında namaz kılıyor. Sen misin cennet cehennem ayırımını yapan? Ülkesi için çarpışan ve ölenin mertebesinin ne olduğunu aklı başında herkes bilir. Peki birilerine yaranmak için söylemlerini saptıran din adamlarının yeri neresidir?

Senin görevin dini her alana taşımak mıdır?

Zorluk ve felaketle karşılaşan insanlara vereceğin psikoloji bu mudur?

Senin görevin inancı olumlu şekilde yönlendirmek değil miydi? Nedir zihinleri bulandırman ve olumsuz sonuçlara yol açmak isteğin?

Sürekli dini her şeye alet eden bir insan doğru insan mıdır?

Ya geçen yıl 13 Mayısta Soma’da evlerinden çıkıp bir daha evlerine dönemeyen 301 işçi için söylenen söylem.

“Bunlar olağan şeyler. Bu işin fıtratında kaza var.”

Faciada yakınlarını kaybedenlere karşı verilecek teselli bu mudur?

Ya yeni aileden sorumlu bakanımızın dedikleri;

“Eğer bir Müslüman kadın börek yapmasını bilmiyorsa, o aile dağılmaya mahkumdur.”

Siz ne kadar vahim konuşuyorsunuz böyle. Ne kadar ağır sözler bunlar. Çok tehlikeli! Daha etkili sözler ve kelimeler sarf etseniz diyorum… Aile yapısının değerlerini korumak, sağlıklı nesiller yetiştirmek, sosyal ve kültürel değerleri korumak iyi börek yapmakla eş değer midir Sayın Bakan?

Ya canı yanan kardeşi, oğlu şehit düşen aileye karşı “Abin de bu mesleği seçmeseydi” sözü.

Bu günlerde yapılan söylemler amacına ulaşmak isteyenlerin yaptıkları gaftan başka bir şey değildir.

Sürekli yerli yersiz söz söylemek ve patavatsızlık yapmak ise, sanırım yaklaşan seçimlerde eli ayağına bulaşanların hatalarından başka bir şey değildir.

Esas konu tüm bu sözleri görmeyen ve anlamayan halktır.

Çözüm nedir bilir misiniz? Sorunları toplumun anlayacağı şekilde yine topluma ulaştırmaktır; İşte bu üslupta sanırım toplumun çoğunluğunun anlayacağı üslup olsa gerek.

Sayın halk bu tarz söylemler size geleceğinizi anlatan söylemlerdir.

Ben bu yazdıklarımla milyonlara ulaşamam.  Kendi arkadaşlarım, akrabalarım benim yazılarımı okumaktan aciz iken başkalarından beklemek sanırım abesle iştigal olur. Çünkü ben güçlüden yana değilim, ya da tirajı çok yüksek bir gazete de yazmıyorum, ünlü de değilim, gerçekleri de yazıyorum, kimsenin de lehine para karşılığı yazmıyorum e o zaman hiçbir kriterim yok demektir.

Yazdıklarım sansasyonel de değil. O zaman niye okunayım ki. Popüler de değilim. Herkesçe tanınan olmak için seni birileri işaret etmesi lazım sonrasında ise, kim olduğun kimlerden olduğun ne yazdığın hiç önemli değil…

Toplumun bütünleşmesi için yazılar yazmak bizim işimiz. Söylem bizi aşar; Söylem başkalarının işi. Bütünleşmek ile ilgili yazılar konusunda ise sanırım halkın sanırım böyle bir arzusu yok.

Halkı harekete geçiren söylemler aydınlanmak, medeniyet, ilim, bilim gibi söylemler değil dini ritüel içeren tüm sözlerdir.

Ya hizmet. Kaç aydır “ortak” bir hükümet kurulamamış?

Üstelik de paramız pulumuz yok derken yine erken seçim kararı alınmış. Hatta başına buyruk bir sistemde rüzgâr nereye savurursa o yöne doğru gidiyoruz ama kimsenin “bu durum nedir” diye bir tasası yok.

Biz sadece bir İrlandalının yaptığı şovu günlerce konuşup, yorumlama kapasitesine sahip bir milletiz. Üstüne üstlük meydan dayağı yiyip tüm dünyaya da rezil olan bir milletiz. Hepsi bu.

 

 

 

 

 

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.