• BIST 95.852
  • Altın 189,011
  • Dolar 4,6622
  • Euro 5,4311
  • Trabzon 23 °C

Şekerci Remzi ve Salim Aga

Hasan Kurt

Eğitimci- yazar Mehmet Akif’in hazırladığı, Mustafa Kemal Sayıl’ın Trabzon Anıları (Trabzon’a Işık Tutan Anılar) adlı eserde, merhum Sayıl; 1900-1950 yılları arasında Trabzon’da gördüklerini yaşadıkları anlatmıştı.

Geçen hafta, merhum Mustafa Sayıl’ın anlatımıyla, Tatlıcı Raif’i, bu hafta da Trabzon’un bir başka ünlüsü Şekerci Remzi’yi, Tatlıcı Salim Aga ve Uzunsokak hakkında verdiği bilgileri köşemize aldık.

İşte Şekerci Remzi;

Şekerci Remzi Bey, Trabzon’un olduğu kadar, civar vilayetlerin de en büyük şekercisiydi. Üç özelliği vardı. Birincisi; çikolata yapmazdı. İkincisi; şekere el sürmezdi. Akide, limonlu, tarçınlı vs. şekerleri vardı. Bunlar kavanozun içerisindeydi. Kavanozlardan özel kaşıklarla şekerleri alır, beş kuruş verince bir külah içerisinde bize verirdi…

Başustası, Haydar Çulhaoğlu’nun babası Alican Ağa’ydı. Onun yanında kalfası ve Trabzon’un ünlü futbolcularından Abdurrahman Semerci gelirdi. Remzi bey bizim mahallede otururdu. Hüsamoğlu Sokağı’nda. Evi, kapısının üzerinde kırmızı güller sarkan bir Rum eviydi. Remzi beyin yanağında bir ben vardı. Çocuğu yoktu. Trabzon’da başka şekerciler de vardı ama onlar esnaf şekerciydi. Remzi bey tüccar şekerciydi… Remzi bey mağazada olmadığında, Kadir Saraçoğlu, Ömer Saraçoğlu ve Haluk Çulhaoğlu müşterilere hizmet ederdi. Haydar bey bankada çalışırdı, boş zamanlarında burada çalışırdı.

Remzi bey son derece bonkördü. Düğün zamanlarında gönderdiği hediyeler, çok bilindik yönüydü. Ağabeyimle benim sünnetimde, çeşitli şekerlerle doldurduğu sepeti unutamam. Bunu bizim Necmi (Necmettin Karaduman) de söylerdi. Necmi’nin esas soyadı Saraçoğlu’dur. Bizler öğle arasında eve gidip yemek yiyip okula dönerken, gider 5 kuruş verir birer küllah şeker alırdık. Ben, akide şekeri yerdim.

unnamed-004.jpgRemzi bey, ramazanlarda yaptırdığı helvayı fakir fukaraya dağıtırdı. Fabrikasının bir tarafında Araboğlu sokağına çıkan kapı vardı. Bir mermer üzerine konulmuş tahin helvasını buradan, fakir fukaraya dağıttığını çok duymuştum.

***

İskele Caddesine inerken Helvacı Haydar vardı. Oğlu, 421 Necdet. Bir de Kemeraltı’nda, Ziya Ofluoğlu’nun bir şekerci dükkanı bulunuyordu. Her ikisi de Remzi beyin tezgahında yetişmiş isimlerdi.
Remzi bey, birgün hiç beklenmedik şekilde kalpten vefat etti. Remzi bey öldü dedikleri vakit, büyük bir paniğe kapılmıştım. Çocuğu olmadığı için evi, malı mülkü hanımına ve evlatlığına kalmıştı. Firması kendisiyle birlikte tarihe karıştı. Onun ölümü üzerine az önce saydığım şekerciler aralarına ünlü bir Trabzonlu sermayedarı alarak Bozkurt şekerlemeyi kurdular. Bozkurt şekerleme, halen İstanbul’da sanatını icra etmektedir. Kurucularından Cahit Ofluoğlu, arkadaşımdı.

Bozkurt şekerleme, Suluhan’ın karşısında ve bugünkü meydan hamamına bitişik, oldukça derin bir mağazada kurulmuştu. Şekerci Remzi bey, poker meraklısıydı. Poker, o zamanlar en fazla oynanan oyundu. Bezik ondan sonra gelirdi. Briç daha azdı. Bir gece Soğuksu’da Palas tabir edilen Şehir Kulübü’nün Kostaki’nin evine yakın binasında büyük bir poker partisi düzenlendi. Babam, bizi oraya götürürdü. Oyun oynarlardı. Gündüz buradaki halama gider, akşam yemeğe bizi oraya çağırırdı. O akşam, Remzi bey ve iki arkadaşı, Polita’ya dönerken berbat bir virajı alamamış ve araçlarıyla ağaca takılı kalmışlardı.

Tatlıcı Salim Aga ve Uzunsokak

Tatlıcı Raif’in yetiştirmelerinden Salim Aganın dükkanı, Uzun Sokağın meydan tarafından bitimindeydi. (Tatlıcı Salim, Selim Pastahanesi patronu Selim Akgün’ün dedesidir) Tam parka bakan bir yerde. Dükkan iki katlıydı. Bütün meşrubatını ve dondurmasını, elektrik makinesiyle yapardı. Dondurmanın kapağını açtığında dondurma tüterdi. O kadar soğuktu. Tatlıların içerisinde süt tatlıları çok güzeldi. Yerdik, daha fazla yerdik. Fiyatları tatlıcı Raif’ten bir parça daha ucuzdu. Salim Aga, hakikaten Salim Aga denecek tipteydi. Bitişiğinde Berber Muzaffer’in dükkanı vardı. Dükkanı bir durak gibiydi. Sonra Ziya Karakullukçu’nun Cumhuriyet Bakkaliyesi bulunuyordu.

Trabzon’da çok değişiklikler oldu fakat Uzunsokak çok değişmedi. Uzunsokak hem kolay varılan, hem kolayca ulaşılmayan bir sihirdir! Maraş Caddesi ve Kunduracılar Caddesi gıpta ile Uzunsokak’a bakar. Bir Pazar günü Kunduracılar’da yürüyün ne bulursunuz? Kapanmış dükkanları bulursunuz. Uzun sokak bir duygular manzumesidir.

Dünyanın en büyük meydan ve caddelerini gördüm. Trabzon Uzunsokak’taki samimi insanları, içten selamlaşmalarını hiçbir yerde görmedim. Beni bu kadar etkileyen sokağın özünde de bir şeyler olması lazım. Uzunsokak bir cadde değildi. Ama öyle bir sokaktı ki, Trabzon’a gidip Uzunsokak’ı görmemiş bir insan diyebilirim ki, İstanbul’da boğazı veya Beyoğlu’nu görmemiş insanla eşittir. Trabzon’u şiirsel yönden anlatanlar, çok güzel yerlerini anlatırlar ama Uzunsokak’ı teneffüs ederek anlatanların yeni yansımalar verdiğini hissedersiniz. O Trabzon ki Uzunsokak’ta birbirine yabancı olan insanları kabul etmez. O sokaktan geçerken birbirini tanımayan insanlar olabilir ama Uzunsokak’ta birbirini selamlamayan insana rastlamak nadirdir. Adım adım bilirim Uzunsokak’ın kaldırımlarını, parkelerini… Uzunsokak için ne söylesem mübalağa değildir. Bu yüzden Trabzon’a gidenler, Uzunsokak’tan geçmemişse Trabzon’a gitmiş sayılmazlar, en azından ben saymam.

(Mustafa Kemal Sayıl)

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.