• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Trabzon 10 °C

SEMTİMDE İNSANLARIN…

Gürsel ÖZGÜR

Emek harcayarak oluşturduğumuz yazıların ne kadar okunduğunu bilemiyoruz tabii. ‘’Canım Öğretmenim’’ yazımdan sonra beni Trabzon’dan amcamın oğlu öğretmen Ömer Özgür abi aradı, çok duygulandığını ve gururlandığını ifade etti; bu geri dönüşümler mutlu ve motive ediyor, ben de ona ve bana bu fırsatı veren Kuzey Ekspres Gazetesi imtiyaz sahibi Sn. Hasan Kurt’a ve tüm çalışanlarına çok teşekkür ediyorum. Bu sefer siyasetten uzak bir konuya değinmek istiyorum.

Hak ve hürriyet konusu çok tartışılan bir konudur, kimin hakkı nereye kadar konusunda çok tartışmalar olmaktadır. Ben tarafsız olarak konuyu ortaya koyup değerli okurlarımın takdirlerine bırakacağım. Anayasa; ülke üzerindeki egemenlik haklarının kullanım yetkisinin içeriğinde belirtildiği şekliyle devlete verildiğini belirleyen toplumsal sözleşmedir. Türkiye dâhil pek çok ülkede anayasa yazılıdır, İngiltere’de ise yazılı anayasa yoktur, burada yüzlerce yıllık gelenek, yasalar ve belgeler geçerlidir. Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder. Yani kısaca, temel hak ve hürriyetler, ödev ve sorumluluklarla at başı gider. Sınırsız özgürlük olmayacağı gibi hak ve hürriyetler özlerine dokunmadan yine kanunlarla sınırlanabilir. Özgürlüksüz bir kültürde düşünce yapısında gelişme olmayacağı bir gerçektir. Ödev ve sorumluluklar ilişki kurmada çok önemli bir faktördür. Bu görev ve sorumluluklar çok iyi analiz edilerek gereği yapılmalıdır. Öncelikli olarak sevgi, saygı ve empatiye dayanan bir uygulama esas alınmalıdır. Yani sınırlama mutlaka olmalıdır. “Başkasının özgürlüğünün başladığı yerde benim özgürlüğüm biter” anlayışı ahlaki bir duruştur. Özgürlük başkalarına zarar verme sınırına kadar vardır. Sınırı aşması halinde otorite müdahil olmalıdır. Bu müdahil olma hali asla bir baskı olarak kabul edilmemeli, düzen kurulma olarak algılanmalıdır.  Herkesin istediğini yaptığı bir toplumu bir an gözünüzün önüne getiriniz. Tam bir kargaşa olur.  Anayasada yazılı olmayan durumlarda görgü kuralları devreye girmelidir. Otorite, muallakta kalan, çözülemeyen sorun bırakmamalıdır. Sorunlar çözümlenmek içindir, ortada kalmamalıdır. En kötü karar kararsızlıktan iyidir sözünden hareketle, otorite, sorunu çözme azmini göstermelidir. Herkesin birbirine saygı duyduğu yerlerde zaten otoritenin de işi kolaylaşır ve refah seviyesi de artar O halde semtimizde insanlar nasıl olmalı diye düşündüm ve semtimde insanların…

Birbirlerine günaydın demesini, gülümsemesini, selam vermesini, hal hatır sormasını, gürültü yapmamasını, korna çalmamasını, bağıra çağıra konuşmamasını, yol vermesini, yer vermesini,

Uyanık olduğunu sanarak kırmızı ışıkta geçmemesini, yerlere tükürmemesini, yerlere bir şey atmamasını, arabanın küllüğünü yola boşaltmamasını, sırada beklemeyi bilmesini, ne kadar akıllı olursan ol önlere kaynamaya çalışmamasını, hayvanlara kötü davranmamasını, eziyet etmemesini,

Sokak hayvanlarını besliyorum diye akşamdan kalma yemeğini kaldırıma boşaltmamasını, ayakkabıları daire girişinde çıkarıp, karman çorman kapıda bırakmamasını,

Bisiklet yolundan yürümemesini, bisiklet geçebilir düşüncesi ile mangal yakmamasını, mangal kültürünü bir nizama sokmasını, şehrin göbeğinde yakmamasını, dükkânının önünde ‘’biraz su’ ’diye adeta ağlayan bitkilere su vermesini, evinin/dükkânının önünü ‘’aman bana ne, belediyenin işi ne’’ demeyerek evinin içi gibi temiz tutmasını,

Duvarlara yazı, slogan yazmamasını, karşılıklı konuşmalarda muhatabın fikrine katılmadığında ‘’hayır, öyle değil, yanlış söylüyorsun’ ’yerine ‘’ben aynı kanaatte değilim, ben katılamıyorum’ ’şeklinde nazik ifadeler kullanmasını ve her şeyi ben bilirim havasında olmamasını, konuşmak kadar dinlemesini de bilmesini,

Dedikodu yapmamasını, gazete ve kitap okumasını, saygı ve sevginin hâkim olmasını, büyüklere saygılı davranmasını, küçüklere örnek olmasını,

Toplu taşıma aracına bindiğinde mümkünse telefonla konuşmamasını çok gerekli ise hayat hikâyesini anlatmamasını, birbirleriyle veya başkaları ile küfürlü konuşmamasını, konuşanları uyarmasını,

Canım, hayatım, aşkım gibi duygu yüklü sözcükleri gündelik konuşmalarda diline pelesenk ederek(yerli yersiz tekrarlamak) değersizleştirmemesini, samimiyet göstergesi olan güzel lakaplarının olmasını,  Pele Erdoğan, Yavru Ahmet, Sarı Çetin, Cosmos Engin, Deli Ömer, Topuk Turan, Rakrak Zekeriya vb…

Semti ile övünmesini, başkalarına semtin güzelliklerini anlatmasını, Yerel Gazeteleri de okumasını, Geleneklerini yaşatmasını;(sizde lütfen yazının altına beklentilerinizi yazın…) gönülden temenni ediyorum.

Sağlıcakla kalın, saygılarımla…

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
YERİN KULAĞI
  • Evetçi 100 MHP’li bulamazlar!
  • Birinci yalnız kaldı!
  • İnternet sitesinin anketi!!
  • K. Ersun Yanal  hayranı medya!
  • Futbol zirvesine Sümer neden gitmedi?
  • Evde yatıp para kazanacaklar!
  • Atatürk karşıtı tarihçiye ödül!
  • MHP’de iki çift bir tek!
  • TFF Trabzonspor’u haraca bağladı!
  • Fevzi Hoca’nın misafirleri!
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.