• BIST 89.282
  • Altın 145,428
  • Dolar 3,6363
  • Euro 3,8917
  • Trabzon 9 °C

SEMTLERE VİZYON BİÇMEK

Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu

Kent yönetiminde esas olan unsurlardan bir tanesi olan vizyon meselesinin detaylarına girmek gibi bir niyetim yok. Oldukça detaylı bir kapsam gerektiren kent vizyonu konusunda söz etmenin sorumluluk gerektirdiğini, en azından önemli bir birikim gerektirdiğini çok iyi bildiğimizi ifade ederek söz girelim…

Tarihsel birikimi oldukça fazla olan, her alanda yetiştirmiş olduğu değerler ile ülkenin önemli bir kenti olan Trabzon için vizyon geliştirmek görevini yürütmesi gereken Trabzon Büyükşehir Belediyesinin işin neresinde olduğunu tam olarak biliyor muyuz? Trabzon için büyük bir heyecanla ortaya atılan bazı spot “61 Proje”, “6T1S”vb gibi başlıkların gerisinde hangi unsurlar yatmaktadır? İşin içerisinde yüzyılların kenti olan Trabzon olunca insan ister istemez sorgulama yapma ihtiyacını da kendiliğinden hissediyor.

Trabzon’un başka hiçbir yerde örneği olmayan kendine özgü değerlerinden yola çıkarak, çağdaş dünyaya sunabileceğimiz “yerel bir politik” geliştirme konusunda çalışma yapmak, çok iyi bir ekip işidir. Trabzon’un sanat, edebiyat, tarih, doğa, turizm gibi alanlarda önünü açmanın ve etkileyici projeler geliştirmenin yolu bellidir. Trabzon adına uluslararası düzeyde kabul görecek bir vizyon çalışması yapmakla yükümlü olanlar acaba durumun farkındalar mı?

Bırakın Trabzon hinterlandını acaba belli başlı semtlerimizin gerektiği gibi değişimini, dönüşümünü, yeniden planlanmasını dert ediniyor muyuz? Ancak maalesef kulağa hoş gelen “61”, “TS” gibi sembolleri kullanmanın günübirlik bir aldatmacadan ibaret olduğunu görmekteyiz.

Değirmendere… Orası bir çimento fabrikasının taşınmasına kadar indirgenmiş, yüzeysel ve sığ bakış açısı ile toplumun gözünü kör eden, sadece oy devşirme çabası ile verilen demeçlerden ibaret bir semt değildir. Değirmendere vadisi Maçka yaylalarından başlayan bir bütün olarak göz önüne alındığında “vizyon” için ilk adım atılmış olur. Trabzon bir nehir güzelliğini ancak Değirmendere ile yaşayabilir. Küçük sanayi çirkinliğinden arınmış, etrafında rekreasyon alanları oluşturulmuş, gezinti ve dinlenme amaçlı olarak düzenlenmiş iç açıcı bir semt için en elverişli yer Değirmendere’dir. Görebilenler için…

Çömlekçi; çocukluğumun geçtiği kadim semt… Trabzon için bir “mikro kozmos” tabir edilebilecek kadar karakteristik özellikleri olan bu bölgede yürütülen kentsel dönüşüm için oldukça derin endişeler taşıyorum. Bu bölgede yapılacak olan değişim ve dönüşüm mutlaka liman ile birlikte ele alınmalıdır. Yıllardır dile getirmekte olduğum gibi Trabzon limanının oradan bir başka yere taşınarak silonun yıkılması, vinçlerden arındırılması ve o doğal limanın bir yat ve kurvaziyer limanı haline dönüştürülmesi Çömlekçi için “vizyon” olmalıdır. O bölgede halen yürütülen kentsel dönüşümün her yerde örneğini gördüğümüz yüksek yapılaşma ile son bulması, arka planda yer alan tarihi dokuyu maalesef tarihe gömecektir. Anlayabilenler için…

Tam bir Osmanlı semti olan Ortahisar’da “vizyon”; tarih solumak demektir. Orayı bir Osmanlı Mahallesi olarak restore etmek, şark kahvehanesinde şerbet içmek, lokantalarında hünkar beğendi yiyebilmektir vizyon. Önemli olan Ortahisar’ı temiz ve bakımlı dar sokaklarında turist ağırlayabilecek kadar çekici hale getirmek; dünyaya tarihi dokusu ile birlikte tanıtabilmektir. Hayal edebilenler için…

 

AVRASYA GÜZELLEMELERİ…

Vakıf üniversitelerinin kuruluş amacı, adından da anlaşılacağı üzere “vakfetmektir”. Diğer bir deyişle ülkede bazı olumlu örneklerini de gördüğümüz gibi esas olan para kazanmak değil, hayır amaçlı olarak devlet üniversitelerinde eksik olan donanım ve araştırma altyapısı güçlü bir ortamda başarılı öğrencilere öğrenim sağlamaktır.

Trabzon’da kurulmuş olan ilk vakıf üniversitesi olan Avrasya Üniversitesi ile ilgili süreci de yakından izlemekteyiz. Önemli bir kamuoyu desteği ile yola çıkılan bu kurumun günümüzdeki görüntüsü maalesef pek iç açıcı değildir. Toplumdan gelen yükseköğrenim talebine; fazlaca derinliği olmayan bir temelde karşılık verildiği görülmektedir. Üniversiteleşme adı altında yapılanların sadece arazi ve bina satın almalarından ibaret olduğu, işin akademik ruh taşımaktan çok uzak olduğu anlaşılmaktadır. Birkaç öğretim üyesinden oluşan bölümlerin yanı sıra; tıp, hukuk gibi ciddi sayılabilecek fakültelerin de yola girdiğini öğrenmiş bulunuyoruz.    

Üniversiteler sadece diploma verme kurumları değildir. Üniversitelerde öğrenim görenler, dâhil oldukları öğrenim programında mesleki bilgiler edinmeleri yanında, belirli bir yaşam anlayışı ve birikim kazanırlar. Bunun da yolu deneyimli akademik kadrolara sahip olmaktan ve vizyon sahibi yönetimlerden geçer. Demem odur ki; üniversite denilebilecek kurumların mekân ve arazi sahibi olmaları, ya da 3-5 bin para ödeyen öğrenciye sahip olmaları üniversite olmaya yetmez. İşin özüne bakılmalıdır.

Son dönemde Avrasya Üniversitesi hakkında yerel basında yer alan bazı güzellemeleri gördükçe kendimi tutamaz oldum. Üniversite havasından haberi olmayan, üniversiteyi süt sağım makinası gibi gören, konuya sadece “para” eksenli bakan birkaç kalem sahibini okudukça insanın üzülesi geliyor. Mesele sadece Trabzon’a para girmesi ile sınırlı olamayacak kadar derin ve kapsamlıdır. Topluma yanlış ve aldatıcı mesajlar vererek gençlerimizi ve ailelerini kandırmaya kimsenin hakkı yoktur. En azından vicdan bunu gerektirir. Allah kimseyi para hırsı ile şaşırtmasın.   

 

RUSYA ENAYİ MİDİR?

Komşumuz Suriye’de yeni bir döneme girmiş bulunuyoruz. Avrupa’ya yaşanmış olan göç akını nedeniyle panikleyen Batı, sonunda Suriye’deki iç karışıklığa kendince bir çözüm bularak Rusya’ya yetkiyi vermiştir. Bu bağlamda harekete geçen Rusya gelişmiş askeri varlığı ile Suriye’de operasyonlara başlamış ve Suriye’nin yasal yönetiminin de desteği ile başta “ılımlı muhalif güçler” diye tabir edilen El Nusra ve Özgür Suriye Ordusu olmak üzere bütün gruplara operasyona başlamıştır.

Türkiye’deki iktidar güçleri oldukça saf bir çıkışla Rusya’yı bu konuda uyarmayı denemiş ve operasyonların IŞİD ile sınırlı kalması gerektiğini dile getirmişlerdir. Rusya’nın dünyadan operasyon yetkisini alırken ne yapacağı konusunda bütün Batı’yı bilgilendirmiş olması kuvvetle olası iken, ya da en azından Batı’nın Rusya’nın hangi minvalde iş göreceğini biliyor olmasına rağmen AKP iktidarının bu çıkışı tamamen havada kalmıştır.

Rusya’nın Şam ile olan ilişkilerinin tarihsel temeli vardır. Ortadoğu’daki Batı merkezli emperyalist politikaların dengelenmesi adına Rusya her zaman Şam ve Esad’ın yanında olmuştur. Bu bugün de böyledir ve hep bu şekilde kalacaktır. Dolayısıyla Rusya; Suriye’de sadece Batı’nın çıkarları doğrultusunda aktif rol üstlenecek kadar enayi değildir. Nitekim Batı artık eski Suriye’yi arar duruma gelmiştir ve sadece bu gerekçeyle işi Rusya’ya ihale etmiştir.

Türkiye’nin bölgeye ilişkin yeni konumlanması bu gerçek dâhilinde olmalıdır. Ancak bunun için AKP iktidarının yalın, dar ve öngörüden yoksun dış politikasını yenilemesi gerekmektedir. Tabi eğer takıntılarından arınabilirse…

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    YERİN KULAĞI
    • Güzellik salonu beğenilmedi!
    • MHP büyüyecekmiş!
    • Meral Akşener’in 17 Nisan iddiası!
    • Trabzon futbolu bitmiş!
    • Koray Aydın’ın ekibi!
    • Evetçi 100 MHP’li bulamazlar!
    • Birinci yalnız kaldı!
    • İnternet sitesinin anketi!!
    • K. Ersun Yanal  hayranı medya!
    • Futbol zirvesine Sümer neden gitmedi?
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.