• BIST 106.843
  • Altın 142,630
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Trabzon 23 °C

SEN BEKLE TRABZON ANNELER HEP MELEKTİR

Ali Rıza Keskinalemdar

Can Yücel “Hayatta ben en çok babamı sevdim”, Cemal Süreya “Sizin hiç babanız öldü mü? / Benim bir kere öldü kör oldum”, Ahmet Erhan  “Senin ölümün baba, bende / Bir anafora kapılarak / Yeniden doğuma dönüşüyor / Köklerini toprak altında saklama / Baba, oğlun daha yaşıyor...” dizeleriyle babalarına yakınlaşmaya çalışsalar da, asıl sığınakları hep anneleri olmuştur çocukların…

Tıpkı Nevzat Çelik’in dizelerinde olduğu gibi: “annem yıldız kayıyor içinden dilek tut / koşuyor sana kısa pantolonlu çocuk / gözünde gözümde gözlerinde bin umut.”

Tıpkı Ahmet Erhan’ın hala hayatta kaldığıyla annesini teselli etmeyi denediği dizelerinde olduğu gibi: “Kapalıydı kapılar, perdeler örtük / Silah sesleri uzakta boğuk boğuk / Bir yüzüm ayrılığa, bir yüzüm hayata dönük / Bu gün de ölmedim anne.”   

Tıpkı Ahmet Özer’in fedakârlığı anlattığı dizelerinde olduğu gibi: “Ayakkabıları büyüktü annemin / Onlarda yorgun ayakları uyurdu / Gündüzün / Uykuyu unuttuğunda gözleri”.

Tıpkı Nazım Hikmet’in hakkını teslim ettiği, belki de birilerinin ilkokul yıllarından bir şeyler bulduğunu düşündüğüm dizelerinde olduğu gibi: “Sen şimdi giderken okula / Sefertasını kim hazırlar? / Kim bakar arkandan yola? / Sende en çok kimin hakkı var? / Kimdir seni en çok seven? / Annen!”

En dinmeyen acıdır anne acısı… 

Gencecik yaşta annesini yitiren Tolga Zengin’in acısı acımızdır, kederi kederimiz…

Bütün anneler birer melektir çünkü… Anneler hep Melek…

 
LİNÇ

Tolga Zengin’in annesinin cenaze töreni için Trabzon’a gelen tam takım Beşiktaşlıların ve onları karşılayarak ağırlayan Trabzonsporlu yöneticilerin davranışları dostluk adına içimizi ısıtırken, aklıma yıllar önce Ogün Temizkanoğlu’nun kazada ölen Trabzonsporlu taraftarların cenazesinde linç edilmekten kurtuluşu geldi.

Trabzonspor’un 1995-1996 sezonunda şampiyonluğu kendi sahasında yenildiği Fenerbahçe’ye kaptırması, 1996-1997 sezonunun da kötü geçirmesi, üstüne üstlük Türkiye Kupası final maçında da Kocaelispor'a kaybetmesi, hayatını futbola bağlamış bazı Trabzonsporlu taraftarların sinirlerini germişti. Buna bir de maçı İzlemek üzere İzmit’e giden bir grup taraftarın içinde olduğu aracın karıştığı ölümlü kaza eklenmişti.

Kocaelispor maçı dönüşü Kızılcahamam’da geçirdikleri trafik kazası sonucu hayatını kaybeden Trabzonsporlu taraftarların cenaze törenine giden takım kaptanı Ogün Temizkanoğlu cami avlusunda gözü dönmüş bir grup taraftarca linç edilmek istenmiş; yediği yumruklar yanına kâr kalmıştı. 

Sözüm ona başarısızlığın hesabı, ölen taraftarların nezdinde Ogün Temizkanoğlu’ndan soruluyordu! 

Daha sonra bazı semtlerde bu olayın protesto edilmesi,  yapılanların ancak tarihe ders alınması gereken bir kayıt olarak geçmesini pekiştirecekti. 

***
 

Toplum olarak, sevinçler kadar acıları da yaşamasını öğrenecektik elbette!    

 
YANINDA YA DA ARKASINDA

7 ay önce göreve geldiklerinde Başkan İbrahim Hacıosmanoğlu, “Teknik Direktörlük için Mustafa Reşit Akçay ile iki ay önceden görüşmeler yapıp anlaşmıştık” demişti. Bu sözleri sarf ettiği yer ise henüz daha seçilmeden önce, kongrenin yapıldığı salondu.

Başkan Hacıosmanoğlu alınan yenilgiler sonrası sürekli olarak Mustafa Reşit Akçay’ın “arkasında değil yanındayız” şeklinde açıklamalar yapıyordu. Oldum olası yöneticilerin teknik direktör arkasında ya da yanında olduklarına dair açıklamaları sevmemiş, gereksiz bulmuşumdur. Çünkü bu tip açıklamalar arttıkça; hem teknik direktörün ve futbolcuların motivasyonu düşmekte hem de bir süre sonra ayrılık kaçınılmaz hale gelmekteydi.

Kongrede anlattıklarından mart ya da nisan aylarında “hazır ol, hazırlığını yap” dediğine göre, Başkan Hacıosmanoğlu’nun bu kadar kısa sürede Akçay’ı gözden çıkarttığını düşünmek mümkün müdür? 

Peki o zaman kim, alınan iki yenilgi sonrası Halilhodzic adını ortalığa atıp, Mustafa Reşit Akçay’ı Lazio maçı öncesi “gardı düşmüş bir boksör”e döndürmüştür dersiniz?

Ah simsarlar, siz nelere kâdirsiniz, diyesim geliyor.
     
***

Bir kişiyi eleştirmek, mutlaka o kişinin gitmesi ve alternatifinin bulunması anlamına mı gelmektedir? Zaten  “diken üstünde oturuyor” izlenimi veren Mustafa Reşit Akçay’ın bu gibi söylentiler karşısında “yelkenleri suya indirmesi” kaçınılmaz oluyor hiç kuşkusuz.

Başkan ve Yönetim “diken üstünde oturuyor”sa, göreve getirdikleri teknik direktör nasıl dik durabilsin ki?

Öyle ya da böyle, beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz, şans talih, ne derseniz deyin, içeride inişli çıkışlı olsa da dışarıda belli bir başarı düzeyi yakalanmışken, Akçay’ın moralinin bu şekilde bozulmasının hiç gereği yok.

Ha bire teknik direktör değiştiren sıra takımlarıyla Trabzonspor’un adının anılıyor olması çok mu hoş oluyor acaba?

 
O OKUL KAPANACAK

Trabzonspor’un alt yapıdan “yetiştirdiği” oyuncularının “çöp” niteliği taşıması, “Trabzon bir futbolcu fabrikasıdır” tanımını da sakatlamakta esasında. “Fabrika”nın üretim teknolojisinde bir sorun olduğu açık. Karşı görüş olarak, “hangi büyük takım alt yapıdan oyuncu çıkartabiliyor ki” denebilir. Doğru. Ancak diğerlerinin olanaklarını ve mekanlarını düşündüğünüzde, buna gereksinmeleri olmadığını rahatlıkla söylerken, Trabzonspor için aynı ifadeleri kullanabilmek, ne yazık ki olası değil.

Trabzon’da bile Trabzonsporluluk oranı % 78’e düşmüşken ve 30 yıldır “ciddi bir başarı” söz konusu değilken, birilerinin Trabzon’da Galatasaray Futbol Okulu açmaya “cüret etmesi” elbette anlamlıdır.

Bir yönetici kalkmış “O okul kapanacak” demiş, tehdit de içeren söylemler kullanarak. “O okul” kapanır kapanmasına da, bu Trabzonspor’un alt yapısında bir kafa değişikliği yaratır mı dersiniz?

Yıllardır çalışan “fabrika”nın ürünlerini üst düzeydeki takımlardan kullanan olmadığına ve “üretimin” başındakilerin de bundan rahatsızlık duymadığına göre, en azından şimdilik adları ve sanları değişse de kafanın aynı yönde hareket edeceğini söyleyebiliriz.       

Sen bekle Trabzon! Ne kaldı şunun şurasında yaz bahar aylarına?

 

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.