• BIST 107.244
  • Altın 143,419
  • Dolar 3,5588
  • Euro 4,1591
  • Trabzon 26 °C

SEN KİMİN ADAMISIN?

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

İyi Müslüman ve iyi gazetecinin çok parası olmaz.

Mevlana bir sözünde der ki; “Okumayı öğrendim. Kendime yazıyı öğrettim sonra… Ve bir süre sonra yazı kendimi öğretti bana.”

Bu hayatta en önemli önceliğimiz kim olduğumuzdur. Çemberin içinde mi, yoksa dışında mı olduğunuzu bilmektir.

Yapmak istediğiniz şeyleri yapmadan ölmek istemezsiniz sanırım.

Benim yapmak ya da kazanmak istediklerimin arasında sahip olmak içgüdüsü hiç olmadı. Param olsun, çok param olsun, hatta daha da çok olsun diye hiç düşünmedim. Çünkü bu his insanı yer bitirir. Ve insan kendisi olmaktan çıkar. Sonuçta paralının da parasızın da gideceği yer aynı. Toprak…

Para şekil vermediğimiz şeylerin şeklini almak ve ona sahip olmaktır.

Emek ile kazanılan paranın tadına diyecek yok. Harcaması da, kazanması da ayrı bir histir; Ama ya haybeden gelen para. Hani hiç emek vermeden kazanılan paradan bahsediyorum. İşte o insanı adaletten bile yoksun bırakandır. Zaten kazanırken adil olmamışsın ki. Adalet duygun da yok olduğu zaman, her şeyi yapar ve yaptırabilirsin.

Ben sıradan bir köşe yazarıyım.

Ben kimsenin adamı değilim.

Ben kimse için bu güne kadar yazı yazıp para da kazanmadım.

Kendi düşüncelerimi araştırıp, harmanlayıp yazı haline getiren sıradan bir köşe yazarıyım.

Bizler tarihe tanıklık yaparız. Yazdıklarımız tarihe not düşer.

Bizler kalemimizi satmamalıyız. Bizlerin eline klavye, kalem, kağıt yakışır. Bizler bireysel ve tek olmalıyız. Belirli mevkilerde olan insanları tanırız ama diyaloglarımız olmamalı. Tanımak sadece gazeteci olmamızdan dolayıdır. Onun, bunun adamı olmak bize yakışmaz. O zaman satın alınan oluruz.

Yazılarımız okuyucuya tarafsız yansımalıdır.

Tabii ki bizlerin de bir tarafı vardır ama söylemek istediklerimizi yazarken, destekçi yani yanlı olmadan dengeli olmaktır bizlerin ana felsefesi; Endazeyi kaçırmamak lazım.

Haksızlıkları, yanlışları görüp yazarız. Takdir edilmesi gerekeni, ülkesi için vatanı için iyi şeyleri yapanı da yazarız. Okuyucu da kendi yorumunu yapar.

Fakat bu günlerde haberler ve çoğu köşe yazıları sanki bir tornadan çıkmış gibi…

Bizler isimler belirleyip onları desteklemeyiz. Bu o zaman tarafsızlık ilkesine ters olur. Gazeteci kalemiyle para kazanır. Bir şeyler imzalayarak para kazanmaz.

Gazetecilerin sürekli kullandığı bir kelimedir empati. Ben şimdi kendimi birilerinin adamı olarak düşündüğümde sadece daktilo olduğumu görüyorum. Benden hiçbir kelime çıkmaz. Karşı taraf söyler ben yazarım. Peki o zaman ben kim olurum?

Gazetecilerin özgürlüğünü bu şekilde sonlandıranlar şimdi hiç çekinmeden evet ben bunun adamıyım diyerek kendi iç huzurlarını bulmaya çalışıyorlar. Para insana her şeyi yaptırır.

Gazetecinin yazdığı yazılar birilerinin hoşuna gitmiyorsa köşesinden yayınlanan yıllık izin savsatası, ne acıdır ki yine kendi gibi kalemşor olan arkadaşı tarafından yazılır. Birileri çıkar gazetedeki genel yayın yönetmenine söyler o da işine son verir. Bu hep böyle oldu. Üstelik de hiç içi acımadan yapar bunu. Çünkü kalan sahalar benimdir mantığı vardır bu işte. Hani siz emektardınız. Arkadaştınız; Ne oldu?

Politikacıların en iyi malzemesi gazetecilerdir. Onlarla merdivenler çıkılır. Onlar sayesinde de merdivenleri iniverirsin.

Ama yarın bu gazeteciler ideolojilerini aniden değiştiriverir. Çünkü yarın başka bir siyaset doğar. İşte böyledir içimizdeki bazıları…

Ben yazıyorum aynanın karşısına geçip bakın. Hanginizin yansıması bu yazdıklarımla eşdeğerse o sizsiniz. Ben isim vermem. Kimseyi rencide etmem. İşaret hiç etmem. Bu bana has bir teknik değildir. Ben düşüncelerimi özgür bırakmaktan yana tavır alanlardanım. Ama bunu yaparken de isimlerle işim olmaz. Çünkü isimler karşılık bekleyenlerdir.  

Herkesin ekmeğini kazanırken bir tarzı vardır. Tarz insanın kültürünü ve eğitimini de yansıtır.  İyi bir şeyler yapan takdire şayan ismi onurlandırır ve yazarım. Ama sizlerin ifadesi ile ötekileri yazmam. Ben sadece gördüklerimi ve doğru olan şeyleri yazarım.

Bizde insan malzemesi, politika malzemesi ile yer değiştirdi. Her şey politika ile atıyor. Politikanın bir yerinde yer almışsan ne mutlu sana. Ama bir gazetecinin böyle bir çarkta olması hiç ama hiç etik değildir. Yürü ya kulum değil de doğruları yazan kul olsan daha iyi olmaz mı?

Havva Lakutoğlu ya da başka gazeteciler birden bire oluşmadı. Yaşadıklarım, içinde bulunduğumuz süreç, analizlerim, yazılarım, notlarım ve kendi hesaplaşmalarım sonucunda kendimi buldum. Bugün yazdıklarımdan ya da yaptıklarımdan memnun muyum? En azından içim rahat. Memnuniyet sevinç duymaktır. Fakat ben son dönemde yaşadıklarımızdan memnun değilim. Ben insanlara merhem olmak adına bir şeyler yazarken başka birilerinin yaraya tuz bastığını görüyorum. Benim teveccühüm doğrudan yana, paradan yana değil.

***

8 Mart

Pazar günü dünya kadınlar günü.

Ben böyle bir sistemin içinde, şiddet gören, yakılan, dövülen ve hakaret dolu sözlere maruz kalmış kadınların bu gününü bir kadın olarak kabul etmiyorum. Ve tüm siyasetçiler, ülkeye yön veren tüm isimlerin, sağcısı, solcusu, dincisi, liberali, kadını ya da erkeği tarafından kutlanmasını da kadınlara yapılan bir hakaret olarak kabul ediyorum… Kadının adını siz sildiniz. Çoğumuzu isimsiz bıraktınız.

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.