• BIST 101.892
  • Altın 190,254
  • Dolar 4,6043
  • Euro 5,3842
  • Trabzon 20 °C

SEN SANATÇI OLSAN NE OLUR?

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

Girdi miftâh-ı der-i günc-i ma’ânî elime. Âleme bezz-i gevher eylesem itlâf değil

Yani “geçti ya elime bir kez güzel nutuk atma hazinesinin hayırlı anahtarı. Ayaktakımına değerli taşlar dikili dokumalar dağıtsam ziyan olmaz”… Anlatılır.

Bu sözler Nefi’nin Tuti Mucize Guyem gazeline aittir. Bu şarkıyı yıllarca rahmetli Zeki Müren ve Türk Sanat Musikisini icra eden birçok sanatçıdan dinledik.

Sanki bu şarkılarda var olan o derin anlam ve manalar, onu söyleyen sanatçılarında o düşüncelere sahip olmasını gerektirir gibi gelir bizlere…

Ama derin düşünceler içten gelendir. Ayrıntıdır. Yoğun duygulardır. Ayrıştırmak, ayrımcılık ve ayrıcalıklı olmak hiç değildir.

Tavizsiz dilediği her şeyi yapma hakkına sahip olmak da değildir.

Büyük bir cesaretle gece yarısından sonra alışveriş merkezi açtırmak, nadide bir hayvanın kürkünü giyip “benim giydiğim kürke laf eden varsa gelip karşımda konuşsun” fütursuzluğunu göstermek, hatta sekiz padişahın devrine idrak etmiş gönül sultanı Aziz Hüda-i Hazretlerinin türbesini dilediği saatte açtırmak değildir derin olmak.

İnsanları kirleten maalesef yine insanlardır.

Dibe vurmuş günümüz toplumunun tek suçlusu insandır. Hele de sanatçı sıfatı taşıyanın ve yanlışlar yapan bir insanın sanatçılığını harcaması çok vahim bir durumdur.

Kraldan da rica edip Kabe’yi kendi hizmetine serin bir ayda ne zaman açtıracaksın merakla bekliyorum.

Toplum içinde uyulması gereken kurallar insana gelmiştir. Çünkü saygı, incelik ve terbiye her zaman insanoğlunun yanında olmuyor maalesef.

“Bazıları yaşar, yaşayamayanlarda yazar” demiş ya Faulkner işte bu tarz sanatçılara en iyi söz olsa gerek. 

Ve bu insanlar yeri zamanı geldiğinde tevekkülden bahseden insanlardır.

Tevekkül eğer Allah’a bağlanmak ve teslim olmak anlamını taşıyorsa. Bu ve benzeri diğer insanlar tevekküllerini mala, mülke neden yaparlar ki?

Son dönemde çok düşündüm. Yeni ve farklı bir din anlayışı doğdu.

Bu ibadette kişinin kendi anlayışına göre yaşam var.

Ahlaki terimler, güç, sevgi, saygı hep kişinin kendi, tanımlamasına göre şekilleniyor.

Allah her yerde diyorlar ama Allah’ın her şeyi görüp, duyduğunu unutuyorlar.

Sen aslında Ne bilirsin ki. Sadece Allah’ın yarattığı bir hikâyesin.

Çabalıyorsun, umutsuzsun ya da umudun var. Ama hep var olan bir gerçek var ki oda sondur.

Kimse dünyanın merkezi değil. Bu cesaretin sarayda iftarın baş konuğu olmandan mı geliyor acaba?

Dilediğin yere dilediğin şekilde elini kolunu sallayarak girme hakkı ve anahtarını kimden aldın… Sen bir şarkıcısın. Kendini ne zannediyorsun?

Bu kadar mekanik, bu kadar tarif edilmiş ilişkiler, kurallar, hatta teknolojik bir dünyada insanın duygu denilen odağının çok açık olması gerekir.

Dünyanın tarifi bize ait değil. Dağlar, tepeler, ovalar, ağaçlar, akarsular, denizlerin bir yaratıcısı var. E zaman sen kimsin?

Yaratılanları katletmekten başka ne bilirsin ki?

Yaptığı bir röportajda Erol Evgin “okuma yazma bilmeyen ve üç üniversite bitirmiş kişinin aynı oy hakkına sahip olması adaletli midir?” sözlerine Cumhurbaşkanımızın “sen sanatçı olsan ne olur. Doçent olsan ne olur. Profesör olsan ne olur. Önce halka saygı duyacaksın”  sözlerini daha yeni, bir hafta önce okuduk, dinledik. Hemen akabinde halka saygı duymayıp, halktan ayrı türbe açtırma saygısızlığını gösteren sanatçıya karşı cumhurbaşkanımızın ne tür tepki vereceğini dikkatle ve önemle bekler olduk.

 

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.