• BIST 110.477
  • Altın 275,921
  • Dolar 5,8011
  • Euro 6,4759
  • Trabzon 18 °C

Seni Ben Ellerin Olsun Diye mi Sevdim

Turhan EYÜBOĞLU

   Bu şarkıyı dinlediğimde yaşadıklarının geride kalmış bir aşığın çaresizliğinin ve ıstırabının doruk noktasında yaptığı sitem gibi gelmişti bana. Aslında sadece ona ait değildir bu sözler. Çaresiz ve aşklarına kayıtsızca tutulanlara da aittir. Anlayacağınız hüzünlü ve sitem dolu bir eserdir.

  Genelde fasılların majör şarkısıdır. Sazende ve hanende ekibi gecenin sonuna doğru herkes iyice içmişken söylerler bu şarkıyı. Bazen bir defa söylemek de yetmez, tekrarlanır durur. İçimden "Gecenin sonuna doğru dinlenmesinin sebebini ayık kafayla dinlenemeyecek kadar acı verici oluşu mu?" diye de geçiririm.

  Annem bu şarkıyı dinledikten sonra "Bu sözleri yazan kişiyle tanışmak isterdim!" derdi. 

"Neden anne?"

"Ona 'sana ne yaptılar da bu sözleri yazdın' demek için."

  Annem çok haklıydı. Bu şarkıyı dinleyip de etkilenmeyen bir insan tanımadım ben. Bu şarkıda her şey var. Hasret, nefret, kıskançlık, ellerin olan sevgili teması... Zaten insanın içini çok ama çok acıtan bir temadır. Bir de böyle bir müzik eşliğinde bunu duymak çok etkiliyor insanları. 

  Ha unutmadan bu şarkı acıyı, insan bedenine neşe içinde zerk etmesinden dolayı da enteresan bir şarkıdır. Şimdi gelelim şarkının hikayesine.

Yer İstanbul... Yıl 1959... Hava kararmış, sokak lambaları yanmıştı. Arnavut kaldırımlarının dizildiği gazinonun sokağında ayakkabının topuk sesi sokak başından duyulmaya başlanmıştı aynı saatte. Gazinonun kapısında bulunan iri yarı adam yanındakine seslendi:

"Oğlum, Gonca Hanım geliyor! Yan kapının önünde bulunan kasaları kaldır ve yolu aç!"

"Abi nereden anlıyorsun Gonca Hanımın geldiğini; bir türlü anlamadım!"

"Ben anlarım. Sen dediğimi yap!"

  Gonca Hanım, sevgilisinin koluna girmiş, gazinoya doğru yaklaşıyordu. Gelişlerinden ve çok samimi davranışlarından birbirlerini çok sevdikleri anlaşılıyordu.

"Hayatım bugün çok güzel bir sahne olur inşallah ve gecenin bitiminde Boğaz'daki her zamanki yerimize gideriz."

"Hadi inşallah! Müşteri de çok olur da patron da mutlu olur."

"Senin patronun doymaz!"

"Yok öyle deme! Benim patronum iyidir."

Artık gazinonun kapısına gelmişlerdi. Gonca, iri yarı adama:

"Koruma meleğim bugün nasılsın?"

"Teşekkür ederim Gonca Hanım iyiyim. Siz nasılsınız?"

"Bomba gibiyim. Bugün güzel bir gece olacak."

"İnşallah efendim."

  O gece harika olmuş, gelen müşteriler çok memnun kalmıştı. Gece çıkışı Gonca sevgilisiyle Boğaz'da her zamanki yere gitmek için taksiyle yola çıktılar. Gonca, müşterisinin çok olmasından dolayı iyi para kazanıyordu. Ancak para işi ile sevgilisi ilgileniyor, bu hayatı bıraktıklarında rahat ve huzurlu yaşamak için sevgilisi yatırımlar yapıyordu.

  Artık Boğaz'ın serin sularının vurduğu dalgaların tam yanındaydılar. Gonca topuklu ayakkabılarını çıkardı, iki sandalyeyi yan yana koydu.

"Canım oturur musun?" deyip sevgilisini sandalyeye oturttu. O da diğer sandalyeye uzanarak başını sevgilisinin kucağına koydu. 

"Bugün çok yoruldum; biraz böyle yatmak istiyorum."

"Tabii hayatım, yat dinlen!" deyip Gonca'nın saçlarını eliyle okşamaya başladı. Hafif bir rüzgar esiyordu. Gonca:

"Canım biz kaç yıldır birlikteyiz?"

"Üç yıldır."

 "Bu yılın sonunda bu işi bırakıp evlenelim istiyorum. Bir de çocuk istiyorum. Artık yeterince paramız oldu. Küçük bir sahil şehrine gider, güzel bir ev alırız. Bir de sana bir iş açarız ve yeni hayatımıza başlarız. Ne dersin?" 

Sevgilisi bu sözleri ondan beklemiyordu ki saçını okşayan eli birden durdu.

"Hayatım daha erken; birkaç yıl daha geçseydi!"

"Canım ne erkeni! Ben otuz altı yaşında oldum ve çocuk istiyorum. Hem yeterince paramız oldu, öyle değil mi?"

"Tamam bunları yarın daha rahat konuşuruz; şimdi sen dinlen!"

"Canım birkaç haftadır bu konuyu açıyorum. Sen hep kaçamak cevap veriyorsun. Benim kararım kesin, bunu bilmeni istiyorum!"

  "Haydi geç oldu, eve gidelim!" deyip oradan kalktılar. Neredeyse sabah olmak üzereydi. O akşam Gonca çok yorgundu ve yatağa girer girmez uyudu. Kapının çalınmasıyla irkilerek kalktı ve komidinin üstündeki saate baktı. Saat öğleden sonra üç olmuştu. Yanında sevgilisi yoktu. "Kapıyı açmak için kalkmıştır!" diye bekledi. Kapı çalınmaya devam ediyordu. Sabahlığını giydi ve kapıya doğru yürüdü. Kapı hafif aralıktı; kapıyı tamamen açtı. Kapı komşusu Hava Hanım:

"Gonca hanım erkenden kalktığımda kapınız aralıktı. Sabah erken diye bir şey söylemedim. Şimdi de aralık olunca merak ettim."

"Akşam çok geç geldik; herhalde açık unuttuk."

"Sabah erkenden Haldun beyi sokakta iki valizle gördüm. Bir yere mi gidiyorsunuz?"

"Hayır!" dediğinde yüzü bembeyaz olmuştu. Daha fazla konuşmamak için: 

"Teşekkür ederim Hava Hanım! Çok yorgunum, sonra konuşuruz!" deyip kapıyı kapattı. Yatak odasına gitti. Gardıropun kapısının açık olduğunu fark etti. İçine baktığında sevgilisinin bütün kıyafetleri gitmişti. Gözü makyaj yaptığı masaya takıldı. Takılarının olduğu küçük sandık açıktı ve içi boştu. İçinden "Eyvah soyulduk!" diye geçirdi.

  Hemen duvarın içinde olan gizli kasaya doğru yürüdü. Kasa açıktı ve içinde para yoktu. Olduğu yere yığıldı, ne yapacağını şaşırmıştı. Polise gitmek için ayağa kalktı; fakat birden komşusu Hava'nın sözleri aklına geldi. Sabah Haldun beyi evden çıkarken iki bavulla görmüştü. İşte o anda başından aşağıya kaynar sular dökülmüşçesine yüzü kıpkırmızı olmuş, tansiyonu çıkmıştı. Başına saplanan şiddetli bir ağrı ihanetin hançeri gibiydi. Önündeki koltuğa oturdu, arkasına yaslandı ve gözlerini kapattı, öylece kaldı.

  Gözlerini açtığında hava kararmıştı. Evin telefonu çalıyordu. Oturduğu koltuktan kalktı ve telefonu eline aldı. Telefondaki gazinonun sahibiydi.

"Gonca Hanım gelmediniz, merak ettim!"

"Efendim çok üzgünüm, haber veremedim. Yine başımın ağrısı tuttu. Beni bu hafta bağışlayın!" deyip telefonu kapattı. Patronu telefon açtığında telefona hep Haldun çıkardı. Bu kez Gonca Hanım çıktığı için bir aksilik olduğunu anlamıştı. Patronu Haldun'u hiç sevmezdi. Gonca'ya onun için bazı uyarılarda bulunmuştu. Aradan üç gün geçtikten sonra Gonca'nın 'Benim koruma meleğim!' dediği kapıya bakan görevliyi evine gönderdi. Gonca Hanım onu evin kapısında görünce şaşırdı, hemen onu içeriye aldı.

"Gonca Hanım patron seni merak etti ve 'Bir sorun var, öyle hissediyorum!' deyip beni gönderdi. İnşallah bir sorun yoktur!"

"Bak Hikmet Bey, sana anlatacaklarımı patrona anlatırsın." deyip olan biteni ona anlattı. Adamın yüz mimikleri Haldun'u bulsa parçalayacak gibiydi. Konuşma bittikten sonra küçük, katlanmış bir kağıdı ona uzatarak: 

"Bunu patrona ver!" dedi. Adam:

"Efendim şimdi ne yapacaksınız?" Gonca elini onun elinin üzerine koyarak: 

"İstanbul’u iki gün sonra terk edeceğim. Burada duramam ve onu da aramam! Bu benim kaderim; hoşçakal!" Ha unutmadan, boncuk gerdanlığını kızına ver. Değeri yok; ama o çok sevmişti!" deyip ona uzattı. 

O dev gibi adamın gözünden yaşlar bir çocuğun yaşları gibi sınır tanımadan dökülüyordu. Adam cebinden çıkardığı beyaz mendille gözyaşlarını silerek evden ayrıldı. Gazinoda patrona olanı biteni anlattıktan sonra cebinden çıkardığı küçük, katlanmış kağıdı ona uzattı.

"Bu ne?"

"Gonca Hanım size vermemi istedi. Ne olduğunu bilmiyorum!"

Dörde katlanmış kağıdı açtı ve okumaya başladı.

Seni ben ellerin olsun diye mi sevdim
Her şeyimi uğruna ben boş yere mi verdim
Yalan sözlerle aldatıp seninim derdin 
Her şeyimi uğruna ben boş yere mi verdim

  Gonca Gül, onu çok büyük bir aşkla sevmişti. Her şeyini ona vermişti. Servetini, kadınlığını, aşkını... Aklınıza ne gelirse her şeyini bu adama vermişti. Gonca Gül gururluydu. Bir defa bile olsun ağlamadı, sızlanmadı; adamı görmeye bile gitmedi. 

  İstanbul’u terk etti. Gidiş o gidiş. Bir daha İstanbul’da onu gören olmadı. Anadolu pavyonlarında uzun yıllar şarkı söyledi; en son Gaziantep pavyonlarında görüldü. Çok uzun yıllardır ne gören var ne de yerini bilen. 

  Daha sonra gazino patronu bu dörtlüğü Baki Duyarlar'a verdi. O da bu mısraları Kürdilihicazkâr makamında besteledi ve bu muhteşem eser ortaya çıktı. Ha unutmadan Gonca Gül’ün gerçek adının ne olduğunu bilen yok.

"Adama ne oldu?" diyebilirsiniz şimdi! Kısaca adam olmadığı ortaya 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.