• BIST 106.919
  • Altın 140,862
  • Dolar 3,5378
  • Euro 4,0661
  • Trabzon 24 °C

Sıkıntı çok tepki yok!

Hasan Kurt

Dün öğle saatlerinde Ahmet Köroğlu’nu aradım. Şimdi diyeceksiniz ki, Ahmet Köroğlu da kim?  Ahmet, yalnız Trabzon’un değil Karadeniz bölgesinin en deneyimli 10 balıkçısından, kaptanlarından biri. Akçaabat Mersinli.
Bir teknesi Ereğli diğeri Sinop açıklarında!

‘Abi Sinop açıklarındayız. Balık yok. O tarafa doğru geliyoruz’.

Balıkçıların büyük bölümü sıkıntılı, borçlu, masrafları çok! Bir teknede 40’a yakın tayfa var. Tekneler, üç motor çalıştırıyor, su gibi mazot yakıyor.

Türkiye’nin dört bir yanında, karadaki balık komisyoncuları, satıcıları denizdeki teknelerden balık bekliyor. Balık olmayınca, az olunca fiyatı da yükseliyor. Bir de tekne sahibi borçlu ise, tuttuğu balığa fiyat bile biçemiyor.

Balığı tutanlar, satanlar ve de yiyenler, yemek isteyenler sıkıntıda!

***

Türkiye’nin tek sıkıntılı kesimi elbette balıkçılar değil. Toplumun birkaç istisna dışında büyük bölümü sallantıda! Önceki gün Trabzon Ticaret Borsası Meclis Başkanı Mehmet Cirav’ın işyerine uğradım. Mağazanın içinde üç beş çuval fındık! Geçen yıl aynı mağaza ağzına kadar dolu idi. Bu yıl özellikle Doğu Karadeniz’de sahilden biraz yüksek bölgelerde fındık yok. Köylerde bazı fındıklıklara girilmemiş. Diyeceksiniz ki, fındık ile artık kim geçiniyor ki! 15-20 yıl öncesine kadar fındık geçim kaynağı idi. Nişan, düğün fındık parası ile yapılırdı. Şimdiler de fındık parası okul ihtiyacını karşılamıyor. Köylerde bir de tütün vardı, patates, fasulye vardı. Fındık odunu vardı. Köylere şimdilerde şehirlerden sebze, meyve gitmeye başladı. Meraklısı ve ihtiyacı olan dışında ne tarla işleyen var, ne meyve diken! Bereket, köylerde yaşayanların büyük bölümünün emekli maaşı var, fondan mondan kömür, yiyecek temin ediyor…  Ki, köylerde devlet dairelerinde çalışanlar, emekliler, maaşlarını daha önceki iktidarlara borçlu! O dönemler işe mişe girmeseydiler, bugün muhtarların, partinin veya mahallenin parti temsilcisinin kapısında nöbet tutacaklardı! Ama ne ilginçtir ki, bugünkü iktidara destek verenlerin, bir grubu da bu vatandaşlar!

Köylü, köyde yaşayanlar da denizden geçimini sağlayanlar gibi sıkıntılı!

***

Ya kenttekiler! Bir grubun geliri ve sosyal yaşamı yükseliyor, büyük bölümün ki azalıyor. Devlet ve özel hastaneler her gün tıka basa dolu. Hastaneye gidenlerin yüzde 80’i belki de 90’ı kadın. Evinde ekonomik ve sosyal nedenlerle huzuru bulamayanlar soluğu hastanede alıyor! Bu hükümet bugünleri tahmin ettiği için hastaneye gitme işini ilk yıllarında halletmiş! Hastaneye muayene, kontrol ve tedavi için gidenler, hastaneye neden gittiklerini veya çalışan kadınların hastaneye neden gelmediklerini sorgulamıyorlar. Ama hastanenin ücretsiz veya çok az ücretli olmasına seviniyorlar.  Ve hükümetin kendilerine sağladığı bu avantaj nedeniyle de desteklerini sürdürüyorlar!

İktidar, özelleştirme ile çok önemli kurumları sattı… Ki, bu kurumlar büyük istihdam sağlıyordu. Bu istihdam aynı zamanda piyasaya yansıyordu. Eskiden, Trabzon’da yaşayan kadın erkek gençlerin çalışacağı kurumlar vardı. Tekelinden, Çimentosuna, Et Balık Kurumuna, limanına kadar, hepsi gitti.

Şimdi vasıflı, vasıfsız gençler nerede çalışacak? 

Bir iki devlet dairesi birkaç özel sektöre ait fabrika, işyeri, o kadar!

Ki, devlet dairesine de, belediyelere de herkes giremez. Ya partiden torpilin olacak ya da İmam Hatipli olacaksın! Gireceğin iş de belli. Ağırlıklı olarak hastanelerde, pastanelerde asgari ücretle taşeron firmanın kadrosunda güvenlik görevlisi veya belediye şirketlerinde işçi!

***

Trabzon’un kalkınması, gelişmesi; ticaret, turizm, eğitim ve sağlık sektörü ile gerçekleşir, denir. Yıllardır eline mikrofonu alan bunları söyler.  Bu 4 sektör, bir bölgenin kalkınması ve gelişmesine önemli ölçüde katkı yapar. Ama en büyük katkının üretimden geçtiği unutulur. Veya öylesine söylenir.

Demek ki önce üreteceksin. Trabzon’da üretim var mı? Yok. Kentte yok, sanayi de yok, köy de yok!

Ticaret de büyük sermaye küçükleri, yerliyi ezmiş.  Sağlık Sektöründe, hasta da çalışan da çok! Kanuni Araştırma Hastanesi’nde 2200 kişi, Tıp fakültesi Farabi Hastanesinde de bir o kadar. Diğer hastaneleri de sayarsak, sayı onbinleri aşar. Sağlık sektörü istihdam sağlıyor. Ama kaynak devletin kasasından, vatandaşın vergisinden ve bu sektörde kaymağı yiyen de küçük bir kesim.

Geri ne kalıyor… Turizm ve Eğitim!

Trabzon ve çevresinde çok sayıda otel motel yapıldı ve yapılıyor. Yıllık ortalama yüzde elli kapasite ile de çalışsa bu kente katkı yapıyor. Ancak, turistlerin bölgede daha uzun süre kalmaları için hiçbir şey yapılmıyor. Ve bu olayda yarın daha farklı sonuçlar doğurabilir. Eğitim iyi gidiyor ama geliştirilmesi gerekir. Trabzon eğitim kenti ise bu kentte, iki değil en az 4 üniversite olmalı.
Sonuç olarak;  yalnız Trabzon’un değil Türkiye’nin her bölgesinde yaşayan insanlar çok yönlü sıkıntı içerisinde. Bu hükümet bu sıkıntıları giderme bir yana hafifletebilir mi? Hiç sanmıyorum. Zaten, hükümetin öyle bir derdi de yok! Çünkü toplumdan hükümete yönelik tepki gelmiyor!

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.