• BIST 101.930
  • Altın 272,653
  • Dolar 5,6655
  • Euro 6,2669
  • Trabzon 26 °C

Şimdi böyle insanlar nerede?

Yer KULAK

  Dün bu köşede TTSO ve Trabzonspor eski başkanlarından merhum Mazhar Afacan ile ilgili iki satır yazdık.  
Trabzon Bakkalım A.Ş. genel müdürü Mehmet Ataman, Mazhar Afacan’ın, mümtaz bir isim olduğunu belirterek yıllar önce aralarında geçen bir ticari olayı anlattı. Ataman şöyle dedi;

simdi-boyle-insanlar.jpeg

‘Yıl 1995. Trabzon Bakkallar Odası yönetim kuruluna seçildim. Başvekili oldum. Kolları sıvadım çalışmaya başladım. Bakkalların kooperatifini aktif hale getirdik. O yıllarda tozşeker sıkıntısı var. Mazhar Afacan Bey, ithal toz şeker getirmiş. Erdoğdu Çatak’ta depoda. Tanışmıyoruz, bir yolunu buldum ulaştım. Kendisine, Bakkallar Odası olarak tozşeker alacağız, satmaları için üyelerimize dağıtacağız. Ancak bir kamyon tozşekeri alacak paramız, yok dedim. 
Millet şeker almak için neredeyse kuyrukta. Şeker, peşin fiyatına havada satılıyor.
Mazhar bey, babacan tavrıyla olsun evlat, satar parasını getirirsin, dedi.
O sırada şekere de zam gelmişti. Ayıp olmasın diye şekerin parasını toparlayıp getirdim. 
vvvv-021.jpgHepsini sattın mı dedi. Satmadım ama zam geldi, dedim.
O zaman sana eski fiyattan bir kamyon daha şeker, dedi. Hem de nakliye kendi aracıyla, kendi işçisiyle. Bir de o dönem aynı karakterde Servet Atalar vardı. Esnaftılar, adamdılar. Şimdi böyle insanlar nerede. Allah mekanlarını cennet eylesin, nurlar içinde yatsınlar.’

 

 

Makam odasını kumrulara terk etmişti!

  Van’da önceki gün trafik kazasında hayatını kaybeden, Kürtünlü Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Prof.Dr. Ahmet Haluk Dursun, Topkapı Sarayı Müdürlüğü yaptığı dönemde makam odasını, avizeye yuva yapan kumrulara terk etmişti. Bu olayı gazeteci Savaş Ay, haber yapmıştı.
Haluk Dursun Hoca o günlerde yaşadıklarını, şöyle anlatmıştı;
‘Aslında bu olayı emekli olup, köşeme çekildikten sonra yazmayı düşünüyordum. Çünkü biliyordum ki, ben yine çenemi (kalemimi) tutamayarak zülf-ü yâre dokunacağım...
Ama o dönemde yaşananları anlattığım bir dostum çok ısrar etti, “Bunu mutlaka yazman lazım” dedi. Ben de hikâyenin içinde hem bürokratik bir zihniyet hem de gerçek bir aşk hikâyesi bulunduğu için saray tarihine bir kayıt düşürmeye karar verdim...
***
  Topkapı Sarayı'nda müdürlük yaptığım dönemde, makam odamda otururken bir kumrunun açık pencereden girerek avizenin etrafında uçtuğunu gördüm. Hiç kımıldamadan seyretmeye başladım.
Kumru sanki tavaf eder gibi odanın her tarafında dolaştı, avizenin üzerine kondu, bir süre oturdu. Sonra geldiği gibi uçup gitti. Biraz sonra yanında başka bir kumru ile tekrar geldi.
  Bu sefer sanki bir ev (saray) sahibi edasıyla onu gezdirdi. Yeni geleni elinden, (kanadından) tutar gibi aldı ve avizenin içine oturttu. Bir süre koklaştılar. Sonra uçup gittiler.
 makam-odasinda-001.jpg Ertesi gün ikisi birlikte ağızlarında dal parçacıkları ile geri geldi ve avizenin içine bir yuva kurmaya başladılar. Yuva bir kaç gün içinde kuruldu.
Ben olup biteni hiç ses çıkarmadan izliyordum. Dişi kuş yumurtlama hazırlığı yapıyordu.
  Galiba onlar da beni izliyordu ki, hiç tedirgin olmuş gibi görünmüyorlardı. Buna karşılık dışarıdan odaya başka birisi girince, hemen ürküp pencereden kaçıyorlardı. Baktım olmayacak, makam odamı onlara bırakıp hemen karşıda bulunan küçük bir odaya geçtim.
***

  Bir gün televizyon çekimi için Topkapı Sarayı'na gelen gazeteci dostum rahmetli Savaş Ay, “Hocam niye bu küçücük odada oturuyorsun” diye sordu.
“Ben hâlden anlarım, bir kumru arkadaşım sevgilisine, “ben seni saraylarda yaşatacağım” diye söz vermiş, insan yuva kurana yardımcı olmaz mı” dedim.
“Hocam ne olur göster şu yuvayı bana” dedi ve kapıdan odadaki yuvanın fotoğrafını çekti.
Ertesi gün beni Ankara'dan arayan arayana... “Derhal makam odası açılsın, kumruların yuvası dağıtılsın, saray bakımsızlıktan perişan olmuş görüntüsü verilmesin”
dediler.
Meğer Savaş Ay haber yapmış bizim kumru hikâyesini...
Hemen aradım, “Üstad sen ne yaptın” dedim.
“Hocam bu kadar güzel malzeme (haber) buldum, yazılmaz mı Allah aşkına” dedi.
“Gazetede sabah toplantısında anlattım, herkes ayağa kalktı ve seni alkışladı” diye ilave etti.
“Sadece gazete değil, Ankara da ayağa kalktı sayende” diye cevap verdim.
***

 Şimdi ne yapacaktım? Çifte kumrulara kol kanat gerip onların saadetlerini korumaya mı çalışacaktım, yoksa odayı kullanıma açarak bir yuvanın dağıtılmasına mı neden olacaktım?
Bir şekilde, ya ben makamı, ya da o kumrular makam odamdaki yuvalarını kaybedeceklerdi.
Akşama kadar Bakanlıktan beni aramayan kalmadı...
“En azından yumurtadan yavru kuşlar çıksın, uçup gidene kadar bekleyelim” diye düşündüm.
“Ben yuvayı almam, siz beni görevden alın isterseniz” dedim.
Ertesi gün yuvaya bakmaya gittim ki ne göreyim, yuva yerinde duruyordu ama kumrular yoktu.
Yuva yerinde durmasa, “birisi kuşları ürküttü, kovaladı” diyecektim. Halbuki yuva yerli yerinde duruyordu. Kumrular sanki durumu hissetmiş ve sessizce çekip gitmişlerdi. Bir daha da hiç gelmediler.
Ben daha sonra Topkapı Sarayı'ndan Müsteşar ve Bakan Yardımcısı olarak Ankara'ya gittim.
“Kuşların yuvası dağıtılsın, makama sahip çıkılsın” diyenlerin ise hiçbirisi Bakanlıkta makamlarında kalamamıştı.
Muhakkak ki, biz de bir gün bu makamlardan uçup gideceğiz. Kuşlar ise hep sevmeye, uçmaya ve yuva kurmaya devam edecek.
Hocamıza Allahtan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyoruz. 

********************

  Yazma denileni yazmam!
Diyarbakır, Van ve Mardin'de belediyeleri 15 gün olmadan PKK ile yönetmeye başlayan HDP'li başkanlara operasyon yapılacağını biliyordum!
Ahmet Türk'e çok şaşırdığımı söylediğimde Metin'ciğim senin bu saflığın beni öldürecek demişti muhatabım. 
Bazı belgeleri görünce dehşete düştüm.
Halkın tercihine saygı duyulmuyor tam tamları başlar da halk onları PKK'yı yönetime ortak et, paraları PKK'ya akıt diye mi seçti? 
Ölü taklidi yapan ama sık sık geri dönüp gereğini yapan devletim var olsun.
PKK denilen alçak şerefsiz örgütün liderlerinin kardeşini terörist olduğunu bilmediğini söyleyen de şokta bu arada, yalnız rol kapmak ve devlette hakim olduğunu göstermek için "PKK'ya karşı tutmayın beni" rolüne hazırlanıyor, çıkar sahneye artık.
Bir büyük tartışmada, tarikatlara Recer Tayyib Erdoğan baştayken operasyon için devletin içinde müthiş bir baskı var, zira ona yaptırmak istemelerinin nedeni "Müslümanlara, İslam'a saldırıyorlar" yaygarasının önüne geçerek TC'yi gelecek için rahatlatmak.  
(Metin Yılmaz)

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.