• BIST 107.206
  • Altın 142,629
  • Dolar 3,5525
  • Euro 4,1323
  • Trabzon 27 °C

SIMSIKI SARIL!

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

Geçen hafta oğlumla Ankara’ya gittik.

Merak etmeyin size Ankara’nın siyasetinden bahsetmeyeceğim. Zaten her gün duyuyor, kızıyor, üzülüyor, sinirleniyorsunuz.

Trende Tuna’yla şakalaşıyor, sohbet ediyor, arada sırada birbirimize sarılıyorduk.

Yan koltukta iyi giyimli, yaşı 65-70 yaş arası olan hoş bir bayan oturuyordu.

Bizi izliyor o da arada gülümsüyordu.

Bir ara “Şimdi oğluna sımsıkı sarıl! Sonra nasılsa izin vermeyecekler” dedi.

Anlayamadım.

Kadın kendisinin savcı olduğunu ve oğlunun bir iki yıl önce de evlendiğini söyledi. Oğlunu görememek ve ona sarılamamaktan şikâyet etti.

Konuda zaten burada başladı…

Bizim gelenek ve göreneklerimizde “anne” denince gönülden sevilecek, saygı duyulacak, fedakârlık yapılacak kutsal bir varlıktan söz edilir hep.

Bu durum evlendiğinde evden ayrılmış olsan dahi devam edecek “mukaddes” bir görevdir.

Evlat olmak sanki anneye ve babaya ait olan bir varlıkmış gibi algılanır bizim kültürümüzde.

Doktor, savcı, hâkim, ressam, gazeteci, ev hanımı olsan da bu asla değişmez.

Oysa batıda yetişkin birinin annesi olmak, görevini tamamlamış, çocuklarının hayatından çıkması gereken ve evlatlarıyla ilişkisi sınırlı bir biçimde devam edecek olandır.

Batıda evlat bağımsız bir bireydir.

Bizde ise evlat, hiç adam yerine koyulmayandır.

Birde ben doğurdum mantalitesi vardır bizde.

Hatta ve hatta birde kayınvalide psikolojisi vardır ki sorma gitsin.

Sanki sadece dünyaya evlat getirme lüksü o kayınvalideye verilmiştir.

Kayınvalide olunca bir kurallar silsilesi gelir ki sonu gelmez.

Hey! Senin oğlun evleniyor sadece.

Nedir bu korkun?

Yaptırımların mı sona erecek?

Yasakların artık olmayacak mı?

Ya da sana itaat edecek tek varlığın artık yok diye mi korkuyorsun?

Oğluna karşı tek yetkiliyken yetkilerin elinden alınacak diye mi endişelisin?

Evlatlarımızı dünyaya bize baksınlar diye mi getiriyoruz?

Nedir bu anlamsız, saçma sapan tavırlarının altında yatan sebep.

Nedir bu ağıtlar yakarak ağlamaların.

Nedir haksız olma korkun?

Hiç kimseyi kaybettiğin yok.

Sadece oğlun evden ayrılıyor. Yani evleniyor.

Mutlu ol.

Kayınvalide, gelin ve evlat tıpkı “Mazhar, Fuat, Özkan” gibi ayrılmaz bir üçlüdür.

Evlenince insanların sıfatları değişir.

Kızlar gelin.

Oğullar damat.

Anneler kayınvalide.

Babalar ise kayınpeder olur.

Sanırım bu durumdur insanları gerip rahatsız eden olay.

Özünde anne, baba, evlat aynıdır aslında.

Evlendikten sonra aldığın soyadına göre aldığın sorumluluklar yani kendi davranışlarının dışına çıkıp kendi yetkilerini kullanamamaktır esas problem. Bilmem kimin damadı ya da gelinidir aldığın mesuliyet. Bu da insanları çileden çıkaran durumdur.

Savcı Hanımın oğlu da sanırım birilerinin damadı olduğu için mesuliyetler noktasında sıkışıp kalmıştır.

Belki de Savcı Hanımın korkusu da oğlunun değişimidir.

Biz hep kalıplarla yaşamadık mı geçmişten günümüze…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.