• BIST 95.181
  • Altın 255,040
  • Dolar 5,7370
  • Euro 6,4809
  • Trabzon 27 °C

Siyasetin dayanılmaz hafifliği!

Siyasetin dayanılmaz hafifliği!
Ülkemizde ve dünyamızda siyasetin ana malzemesi vaat ve umut dağıtmaktır.

Vaat söylemi o kadar geniştir ki, içine her şey ama her şey yerleştirilir. Sistem ve Cumhuriyet karşıtlığından dine kadar her şey! Cumhuriyet ve sistem karşıtlığının temelinden ise din ve ümmetçilik vardır.

Vaat ve umut, Türkiye’de ‘yalan rüzgarı’na dönüştü. İktidara gelebilmek veya iktidarda kalabilmek uğruna yalanın yanısıra nabza göre şerbet verme, şekilden şekile girme, riya, aldatma ve kandırma teşebbüsü de tavan yaptı.

Laik ülkelerin hiçbirinde ‘din’ üzerine siyaset yapılmaz. Herkes dini inancında serbesttir. Devlet ne dine karışır ne de mesela bizde olduğu gibi kilise veya camilerde ayin yaptırana veya namaz kıldırana maaş verir. Bu işleri, kilise ve cami dernekleri, vakıfları yapar.

Gelişmiş ülkelerde, mesela Fransa’da Almanya’da yaşayan herkes devletine vatandaşlık bağı ile bağlıdır. Cezayirli, İranlı, İspanyol’da olsa üst kimlik olarak Alman’dır, Fransız’dır. Bu ülke vatandaşlarını bir arada tutan Hristiyanlık değil üst kimliktir.

Türkiye’deki siyaset söylemlerinde, özellikle 1950’li yıllardan sonra din ilk sırayı almıştır. 2000’lerden sonra ise buna bir de ümmetçilik eklenmiştir. 12 Eylül sonrasında ise bölücülük yani Kürtçülük filizlendi ve her geçen gün de gelişti. Dünyada ve Ortadoğu’daki gelişmeler, ülkenin ekonomik durumu ideolojik yapılanmalara da katkı sağladı.

Asıl katkıyı sağlayan ise insan unsurudur.

İnsanın yetişmesinde eğitim sistemi, çevre ve aile ilk sıradadır. Özellikle de eğitim sistemi. İyi donanımlı, ülkesine bağlı, helali haramı ayırt eden, hak ve hukuka saygılı, üretmeyi ilke edinen, düşünen, okuyan vs. nesil yetiştirirsen pek sorun yaşamazsın. Yetiştiremezsen, bugün yaşanan sorunlarla karşı karşıya kalırsın.

Tabi burada başta anayasa ve yasalara bağlılığı, hukukun üstünlüğünü de unutmayalım. Adil bir yönetim için bu öğeler olmazsa olmazımız.

Sonuç olarak; Türkiye’nin özellikle son 70 yılındaki tüm olayların sorumlusu bizleriz. Bizim yol verdiğimiz siyasetçilerdir. Siyasi örgütler yani partiler konumlarını korumak, iktidardan düşmemek için her yolu kullanıyorlar, deniyorlar. Bu bir yerde siyasetin dayanılmaz hafifliği oluyor. Aslında bu olay gerçekte siyasetin hafifliği değil gücüdür. İşte Türkiye bu gücün altında inim inim inliyor!

Hasan Kurt

 

***

 

ISKAT!

Dün eski adı Argalya olan Uğurlu Mahallesi’nden bir büyüğümüz aradı. Yıllar önce yaşadığı bir olayı kalem almış. ‘Göndersem yayınlar mısınız?’ dedi. Biz de ‘gönderin’ dedik. İşte ‘Iskat’ gerçeğini anlatan yaşanmış olay:

“Bu kelimeyi ilk kez mahalle bakkalımızdan duydum. Kendisi Kur’an kurslarından yetişmiş uzun yıllar köy köy gezerek ücret karşılığı imamlık yapan birisiydi. Bu uzun yıllar içinde biriktirdiği para ile mahallemizde bir dükkanı kiralamış, bakkallık yapıyordu. Benim 5 vakit namazın hepsini cemaatle kıldığım dönemler idi. Kendisi ile camide de karşılaşır zaman zaman bakkalın önündeki bir gölgelikte dini sohbetler ederdik. Daha doğrusu o dini konularda sorular sorar ben de bildiğim kadar anlatmaya çalışırdım.

Bir gün bana ilginç bir soru sordu. “Iskat günah mıdır?” dedi. Bunu ilk kez duyuyordum. “Iskat nedir?” dedim.

“İmamlık yaptığım köylerde bir kişi öldüğünde evine gider Kur’an ve mevlit okurdum. Aradan 1-2 gün geçince de ölenin çocukları ile konuşurduk. ‘Baban namaz kılar mıydı, oruç tutar mıydı’ derdik. Mesela bazısı 40 yaşına kadar namaz kılmamış ama oruç tutmuş. Ya da hiç oruç ve namaz kılmamış derlerdi. O zaman oturur ölenin çocukları ile önce bir hesaplama yapardık. Akil baliğ olduğu yaştan öldüğü güne kadar kaç rekat namaz, kaç gün oruç borcu var yaklaşık bir hesap yapardık. Sonra ben ölenin oğluna ‘babanın yerine eksik namazları ben kılar, eksik oruçlarını da ben tutarım’ derdim. Her rekat namaz ve her gün oruç için bir rakamda anlaşır ve çocuklarından o parayı alırdım. Her namazımda ölenin yerine o namazın farzlarını kılardım. Bazı yasak günler hariç ölenin yerine de oruçlarını tutardım” dedi.

‘Ya köyde yakın aralıklar ile 3 kişi öldüyse’ soruma ‘Hepsi için aynı şeyi yapardım. Hatta senenin nerdeyse her günü bu sebeple oruçlu olurdum. Kendi namazım dışında başkalarının yerine kıldığım farz namazları da kıldığım namazdan fazla olurdu’ dedi.

Bunu ilk kez duymuş ve şok olmuştum. Kendisine dilim döndüğü kadar bu şekildeki ibadetlerin ölüye ulaşmayacağını, aldığı paraların da haram olduğunu söyledim.

Benzer bir uygulama da Hac olayında var. O da bir nevi Hac Iskatı gibi. Adam sağlık sebepleri veya yaşlılık sebebi ile Hacca gidemiyor, yerine bir başkasını gönderiyor. Bu hizmeti için de ona hem masrafların hem de fazladan bir para veriyor. Kendisi gitmese de kendisi yerine gönderdiği ile Hac borcu üzerinden kalkıyor.

Ben şimdilik kaydı ile bir yorum yapmayacağım. Sizin bu konudaki düşünceniz nedir?”

 

***

 

İnsan kelimelere tutsak, kelimeler kavramlara, kavramlar insanlığa. Var olmak kelime ile mümkün kelime beyinle canlanıyor, beyin ne ile?

Şehadet, iman, aşk, kutsal, bayrak, istiklal... Kelimeler ki her biri uğruna akmış kan, giden can var yığınla her taraftan.

Ve kelimeler kelimeler!

İnsan mı değerli kelimeler mi?

Anlayamıyor şaşırıp kalıyorum.

Evrende bir bezelye tanesi üzerinde kelimelerin kulu toz zerrecikleri üstelik birbirleri ile kelimeler yüzünden kavgalı!

Anlayamıyorum, şaşırıp kalıyorum.

Buna rağmen Tagore’un dediği gibi “Dünyaya gelen her bebek Tanrı’nın insandan umut kesmediğinin işaretidir.”

Tüm bu hengamede bebekleri kokluyor, cenneti hissederek şaşırıp kalıyorum.

Hoş geldiniz bebekler belki siz insanın kelimelere değil Tanrıya kul olduğunu görebilirsiniz!

(M. Haydar Ustaoğlu)

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Pazar Poşeti Bile Teslim Edilmezmiş!14 Haziran 2019 Cuma 10:33
  • Ayasofya Neden Işıklandırılmaz?13 Haziran 2019 Perşembe 10:23
  • Ezan Otomatiğe Bağlanmış!12 Haziran 2019 Çarşamba 10:38
  • Kapısı açık giriş yasak!11 Haziran 2019 Salı 10:41
  • Gerçekleri saptırmayın!10 Haziran 2019 Pazartesi 10:20
  • Ezber bozan Başkan!09 Haziran 2019 Pazar 13:09
  • Göksu zemini hazırladı Erman gazı verdi Sivaz ateşledi!08 Haziran 2019 Cumartesi 11:07
  • Albayrak kardeşler!07 Haziran 2019 Cuma 12:12
  • İmamoğlu’nun başkanlığa yürüyüşü!05 Haziran 2019 Çarşamba 10:14
  • İslâmla Araplaşarak kaybolan uygarlıklar!04 Haziran 2019 Salı 10:52
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.