• BIST 92.709
  • Altın 212,169
  • Dolar 5,4835
  • Euro 6,1905
  • Trabzon 11 °C

SİZ HİÇ AKILLANMAYACAK MISINIZ?

Dr. Hasan AKYÜZ

      Geçen hafta bir televizyon kanalında deneyimli ve saygın bir gazeteci olarak bildiğim Uğur Dündar’ın moderatörlüğünü yaptığı bir program izledim. Konuşmak için davet edilen konuklardan biri Cumhuriyet gazetesi yazarlarından Mine Kırıkkanattı. Kendisini hayretler içinde dinledim.  Mantığa aykırı, mütecaviz, tehditkar sözlerini ve üçüncü sınıf rol yeteneğiyle süslediği yarı tiyatral yarı kabare performansını izledim.  İktidar partisine oy veren insanlara seslenerek, “Şimdi siz bizi mağdur ediyorsunuz, yarın iktidara gelince biz sizi mağdur edeceğiz” mealinde şeyler söyledi, taklitler yaptı. Şimdiye kadar iktidar partisini uyaranı, ihtar edeni ve hatta iktidar değişince hesap soracağını söyleyen birçok yazarçizer duydum, okudum fakat iktidar partisinin veya başka bir partinin seçmenini tehdit eden hiç kimseyi görmedim. Siyaset alanında iktidarı veya muhalefeti eleştirmek en doğal demokratik haktır, fakat insanları tehdit etmek, biz siz diye kutuplara ayırmak çok yanlış ve tehlikeli bir tutumdur. İnsanlarımızın en son ihtiyaç duyacağı şey kutuplaşma ve kamplaşmadır. Mevcut siyasi ortamda zaten yeterince ayrışmış olan Milleti birbirinden korkacak derecede husumet kamplarına ayırmaya çalışmak hangi akla hizmettir anlayamadım. 
       Hangi siyasi görüşten olursa olsun eleştiri yapma ve yargılama hakkını kendinde gören insanların ilk yapması gereken şey empatidir. Gerçekten Demokratik ve adil düşüncelerle hareket ettiğinizi söylüyorsanız her ne kadar düşünce ve görüşlerine katılmasanız da doğru karar vermek adına öncelikle eleştirdiğiniz kesimin duygularını anlamaya ve kendinizi onun yerine koyup objektif davranmaya çalışacaksınız. Mevcut siyasi ortamda mağdur edildiğini söyleyenler geçmişte mağduriyet yaşayanların yanında ne kadar durmuşlardır sorgulamak lazım? Geçmişte bir yemin töreninde oğlunu izlemeye gelen bir asker annesinin başörtülü olduğu için izleyicilerin arasından çıkartıldığı görüntüleri hep beraber izledik. Üniversite girişlerinde kız öğrencilere uygulanan ikna odaları saçmalığını hepimiz gördük. Bu mağduriyetler yaşanırken ne kadar objektif davrandınız ve hakkaniyet gözettiniz? O zamanlar ideolojik körlükle bu yaşanan insan hakkı ihlallerine alkış tuttunuz şimdi kalkmış bu insanlara parmak sallayıp tehdit ediyorsunuz. Şu anda şikayet ettiğiniz siyasi ortamın oluşumundaki en önemli faktör sizin geçmişte şimdi parmak sallayıp tehdit ettiğiniz bu insanları ötekileştirmeniz değimlidir? Zamanında bu insanların değerlerini hakir görüp zararlı unsurlar muamelesi yapmadınız mı? Yaptınız ve karşınızda zorla bir kitle oluşturdunuz, şimdi şikayet ediyorsunuz. Peki nasıl yapacaksınız? Mevcut siyasi konjonktüre baktığımızda sizin hesap sorup mağdur edecek bir güce kavuşmanız için tehdit ettiğiniz kesimden oy almanız şart, matematik ortada. Tehdit ettiğiniz kesimden oy alamayacağınıza göre bu güce nasıl ulaşacaksınız? Bırakın oy almayı siz tehdit ettikçe bu insanların saflarını daha sıklaştırarak konsolide olacaklarını tahmin edemiyor musunuz? O halde siz kime ve neye hizmet ediyorsunuz?
       Geçenlerde medyada kendini bilmez bir yazar müsveddesi “29 Ekim 1923 15 Temmuzun başarılı olmuş halinden başka bir şey değildir” diye yazmış. En hafif şekliyle çok saygısızca ve ülkemizin temel değerlerine açıkça saldırarak terbiyesizlik yapmış. Peki bu insanlar bu kadar açıkça saldırma cüretini nereden alıyor? Bence bu insanlar en büyük cesaretlerini hesapsız ve tehditkar konuşan Mine Kırıkkanat gibi rövanşist kesimden alıyorlar. Bu kendini bilmez Cumhuriyet düşmanları en ufak bir sorgulanma veya beka sorunu ile karşılaştıklarında kendi kitlelerine parmaklarını kaldırıp Mine Kırıkkanat gibilerini gösterip korkutmaları mevcudiyetlerinin güvencesi oluyor. 
      Bu tehditkar ve sürekli parmak sallayıp ayar veren kesimin en büyük alışkanlıklarından biride Atatürk’ü ve Atatürkçülüğü neredeyse esir almış olmalarıdır. Onlardan izinsiz Atatürkçü olamazsınız, onlar ne söylüyorsa Atatürkçülük odur. Hatta utanmasalar TBMM ni Cuma Namazı sonrası dualarla tekbirlerle açan Atatürk’ü Din ile Devlet işini birbirine karıştırdığı için yobaz ilan edip Atatürkçülükten çıkarırlar. Onlara göre Atatürkçülüğün en önemli kriteri 19 Mayıs gösterilerinde kız öğrencilerin etek boyunun dizden ne kadar yukarıda olduğudur.  Milletin bir kısmını rövanşist duygularla tehdit eden ve kendi yaşam şekillerini Atatürkçülük olarak dayatmaya çalışan bu insanlar Atatürk düşmanları için en büyük sermayedir.
      Bu kadar kindar söylemleriniz ve mantıksız hareketlerinizle değerinizi bilen siyasi rakipleriniz için çok kullanışlı 28 Şubatlar gibisiniz ve sanıyorum siz hiç akıllanmayacaksınız. 
        
       
       

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.