• BIST 98.829
  • Altın 220,747
  • Dolar 5,3504
  • Euro 6,0702
  • Trabzon 8 °C

SN. İLAHİYATÇI HOCALARIM

Osman Necip SEVİNÇ

   Mutlaka düşünmüşsünüzdür. Yüz bini aşkın, bir kısmı muhteşem mimaride camilerimiz var. Bu mabetlerimizde genellikle 5 vakit namazımızı kıldırıyorsunuz. Cuma namazında, kandil gecelerinde, mevlit okunurken de toplanıyoruz. Ortalama günde en fazla 3 saat civarında namaz kıldırma görevinizi yerine getiriyorsunuz. Hadi Ramazan’da teravih namazlarını da katalım. Maximum 4 saat… Sonra!
Bence imamlarımız bu 4 saatin dışında cami de irşat üzerinde olmalıdırlar. İrşat, doğru yolu gösterme, aydınlatma, uyarma anlamına gelir. İrşat eden kimseye de mürşit denir. Hocalarımızın mürşit olmalarında kendileri ve özellikle biz cemaat için çok büyük fayda vardır. Camide hocamızın namazlar arasındaki boş zamanlarda bir veya iki defada olsa irşat üzerinde olmaları, namaz kıldırma memurluklarının yanında, soru cevap ile de zenginleştirilmiş sohbetleri çok yararlı olacaktır. Bu sayede biz cemaati aydınlatmak için kendileri de araştıracak, bilgilerini tazeleyecek, öğretmeleri 2 defa öğrenmelerine sebep olacaktır. Cemaatin imamın bilgilerini aşması, din adamı için zaaftır. Artık bilgi, okumak isteyenin cebine kadar geldi diye bir mazeret asla kabul edilemez… Sizler bu konuların temelinden geliyorsunuz. Size ihtiyacımız var… Tabii kendini yenileyip bilgisine bilgi katanlara. Hiç olmazsa vakit namazlarından 15-20 dk. önce camiye geliniz ve Kur’an okuyunuz, dini sohbet yapınız lütfen.
 Hiçbir din görevlisinin mesaisine benim bir sözüm yok. Olamaz da! Onu idareciler düşünsün. Ben İslam’ın doğru anlaşılması peşinde ve Müslümanın dostuyum. Bir de alın terinin!

MAKAM SAHİPLERİ!
“Allah size, mutlaka emanetleri ehli olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne kadar güzel öğütler veriyor! Şüphesiz Allah her şeyi işitici, her şeyi görücüdür.” (Nisa,58)
Üstümüze belalar gelince, “Biz Müslüman değil miyiz, niye böyle oluyor” diye haşa serzenişte bulunan gafiller çıkıyor. Hangimiz bir makamda veya işimizde Hz. Allah’ın kitabında işaret edilen bu ayetinde ki emrine uyuyoruz.
İltimas çok, adalet yok, yalan sonsuz, para putunu ön plana almışız, kumar, faiz, hainlik, dedikodu, gıybet, fesatlık, fitne bizden kaçmaz, vatandaşın işinde benden senden ayırımı uçmuş, işi hakkedene kabiliyetli olana tevdi etmek bize uymaz, adalet haklı olanın değil, güçlü olanın yanında durur… ve sonra da biz Müslümanlardan değil mi idik diye feryat eder, nedir başımıza gelenler diye inleriz. 
Allah münafıkların, müşriklerin, din ve devrim yobazlarının, vatan hainlerinin cezalarını, kullarından aklını işletenler vasıtası ile verecek. Zira kendi sözü, “yoldan çıkanların bu Dünya’da da, Ahiret de de cezalandırılacağı” şeklindedir. Allah dinini bilmeden, anlamını bilmeden ibadet eden tüm dindaşlarımızın aydınlanmasına yardım eylesin… O tertemiz Müslüman kardeşlerimi aldatan, onların aydınlanmasını önleyen kim varsa onun önünü kessin… Hepimize akıl versin.
Son olarak şunu da eklemeden geçemeyeceğim. Bu tutucu, solcu, sağcı, yobaz kesimin bir kısmı müthiş ukaladır. Neden mi? Şundan!
“Akıl fukara olunca, dil ukala olurmuş…”

ADALET ÖLDÜ!
Çok eski yıllarda, İngiltere de bir gelenek varmış. Sıradan bir vatandaş öldüğünde kilisenin çanı bir kez çalınıp herkese duyurulurmuş.
Bir asil öldüğünde 2 kez, kralın bir yakını öldüğünde 3 kez, kral öldüğü takdirde ise 4 kez çalınırmış.
Günün birinde herkesin hak aramak için sığındığı mahkeme, bir vatandaşı haksız yere mahkum etmiş.
Ve kilisenin çanı tam 5 kez çalmış. Ahali merak içinde kalıp papaza koşmuş. Ey papaz efendi, kraldan daha önemli biri var mı ki, o ölünce çan beş kez çalınsın.
Papaz yanıt vermiş.
“Kraldan daha önemli bir şey var… Adalet… O öldü.”

FIKRA GİBİ!
12 Eylül döneminde Sn. Ali Baransel TRT’den ve tüm basın yayından sorumlu olarak atanır.
Bir gün gazetelerden birinde yayınlanan bir fıkrayı gören Kenan Evren çılgına döner. Fıkra şöyledir.
Güney Amerika’da bir uzmana sormuşlar. “Darbe yapmak mı daha kolaydır, yoksa hıyar turşusu yapmak mı?”
Uzman soruyu “darbe yapmak daha kolaydır” diye cevaplamış. Çünkü hıyar turşusu yapmak, hıyarları seçmek, tuz, limon, sirkeli suyu ölçü içinde kullanıp bekletmek gibi uzun iştir. Ama darbe yapmak için 3 hıyarı yan yana getirmek yeterlidir.
Kenan Evren bu fıkrayı okuyunca derhal Ali Baransel’i çağırır. Bu ne rezalet der, bu saçmalığın yayınlanmasına nasıl izin verirsin diye fırçalar.
Ali Baransel fıkraya bir göz atar. Ve Sn. Paşam der. “Bakın burada 3 hıyar diyor, 5 hıyar demiyor ki”
Bunun üzerine Kenan Evren fıkraya tekrar bakınca hak verir, “Evet ya doğru diyorsun, bir an fark edememişim” der.

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.