• BIST 98.314
  • Altın 144,066
  • Dolar 3,5732
  • Euro 3,9941
  • Trabzon 15 °C

Soçi'de iki gün!

Hasan Kurt

Rusya’ya Batum Kapısı açılmadan gidenlerden biriyim.  Kapı açıldıktan sonraki iki üç yıl içerisinde kaç kez gittim. Hatırlamıyorum.  Aşağıdaki yazıyı, 15 Ağustos 1994 tarihinde haftalık Trabzon Ekspres’te yazmıştım.  İki günlük Soçhi gezisi sonrası izlenimlerimi aktarmıştım. Soçhi’ye daha sonra ya bir ya da iki kez gittim. Son 10- 15 yıldır, fırsat bulup gidemedim.  Ama gideceğim. Soçhi’nin 25 yılda nereden nereye geldiğini görüp. Yazacağım.

20 yıl önceki Soçhi gezimden izlenimler;

Yaklaşık iki yıldır Rusya’ya gitmemiştim. Rusça gazete vesile oldu ve haftabaşı bir günlüğüne Soçi’ye gittim. Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı ve iki gün kaldım.

Pazartesi akşam saat 19.00 sularında Soçi Adler hava alanına indik. Gümrük işlemleri kısa sürdü. Tam çıkışta genç bir delikanlı yanıma yaklaştı ve çıkış kapısı yanındaki kulübeyi gösterdi. Nedir ne oluyor derken kulübeye gittim. İçerde iki bayan oturmuş. Biri hemşire diğeri elinde makbuz bir bayan!

Rusça bir şeyler söylediler… Bu esnada sivil bayan memur duvarda yazılı bir yazıyı gösterdi. İngilizce AIDS kontrolü için kan verilmesi gerektiği yazılı. Önce itiraz ettim. Sonra önemli değil vereyim dedim.

Ama beni asıl üzen bu kontrolün Türklere yapılması idi... Biz Trabzon'da tehlikenin karşıdan geldiğini söylerken onlarda Türkiye'den gelecek tehlikeye karşı tedbir alıyorlardı! Rusya ya diğer şehirlerden giriş yapanlar ise böyle bir kontrol yapılmıyormuş... Bir de Soçi’ye ailece gelenler kontrol dışı tutuluyormuş...

Hemşire kan aldı. Ardından pasaportumuzdaki künyemiz, bir kağıda yazıldı. Tam kapıdan çıkmaya hazırlanırken elinde makbuz olan bayan 10 dolar vereceksin dedi. Sebebini sorduğumda tahlil parası cevabını aldım. Sonucu nasıl öğreneceğim dediğimde, kağıda bir ad ve telefon numarası yazdı. İki gün sonra ara öğrenirsin dedi...

Türkiye'nin Afrikalılara uygulamadığı bir işlemi maalesef Ruslar Türklere uyguluyorlar... Bana biraz çirkin geldi... Gerçi dönüşte aynı yere uğradım yetkili bir iki kişi ile görüştüm önce güldüler, sonra bir şeyler söylediler pek anlayamadım. Daha sonra olayı biraz daha araştırayım dedim... Bir Rus görevli bana "önemli olan kontrol değil 10 dolar" cevabını verdi.

OFİSLER OTELDE

Havaalanında bir taksiye 10 dolar tosladık ve Kıyıtur’un ofisine geldik. Rusya da ofisler yani firmaların büroları genelde otellerde veya emin yerlerde…Çünkü bu ülkede en güvenilir yerler buralar…

Otellerin 5-10 odası yıllık kiralanıyor ofis ve yatacak-oturacak yer mekan olarak kullanılıyor. Kıyıtur da Karden’in de Zirve’nin de ofisleri oteller de…Bizim Nurettin(Eroglu)ve birkaç kişinin ki ise otellerde değil ama ‘kontrollu’ bölgede!

Otellerdeki ofisler 2. ve 3. Katlarda olduğu için pencereleri hapishanelerdeki demir parmaklıklar gibi iyice örülmüş.

Kıyıtur’a gelmeden Kafkas otelin önünden geçiyordum bir baktım Sami Sarı otelin önünde tur atıyor…Taksiden indim Sami’yle ayaküstü birkaç dakika konuştum. Kafkas Otelin birkaç katının işletmesini bizim Coşkun ve Engin Kamber yapıyormuş. Ortakları da bir Rus imiş.

Kıyıtur’da personelden başkası yoktu…Patronlarının nerde olduğunu sordum ünlü Lazurnaya otelde olduklarını söylediler.

Lazurnaya Otel Adler tarafında…Otele geldim…Görünüşü heybetli içi muhteşem…Çok lüks döşenmiş…Belinde telsizler olan korumalar 10 metrede bir giren çıkanı kontrol ediyor…Giriş katındaki lobiye doğru yürüdüm, lobinin biraz yüksek olan dip tarafında Haluk Sarı yabancı bir grupla sohbet ediyor…Ortalarda bir yerde Mecit Sarı, tercüman Gürcü Dato ve iki Ankaralı oturmuşlar…Hoş beşten sonra Nevzat Şakar odasından indi…O esnada Haluk Sarı’nın eşi ve çocukları göründü…Sonradan öğrendim ki Suat Gürkök’ün eşi ve çocukları da otelde kalıyor.

Mecit’ten otel hakkında kısa bilgi aldım… Müthiş pahalı… Pahalı olmasına rağmen otel cıvıl cıvıl… Mafya otele pek giremezmiş…Moskova ve Rusya’nın diğer tarafından gelen zengin Ruslar çoğunlukta…Derken Ahmet Suat Özyazıcı’yı resepsiyonda eşofmanlı bir şekilde gördüm. Suat hocaya verilen oda arızalıymış… Önce farkına varılamamış… Hoca da eşyalarını odasına yerleşmiş. Tam yatsı namazını kılacakken kapı çalınmış ve kendisini resepsiyona davet etmişler. İşte bu esnada tercüman Dato imdata yerleşmiş. Hocaya yeni bir oda verilecekmiş.

Otelde gece hayatı da mükemmel… Tabii parası olana…

Gerçi parası olmayan zaten bu otele de pek giremez ya…

Ertesi gün Kıyıtur’un ofisine gidip Haluk Sarı’nın ekibinden bir tercüman aldım. Randevulu görüşmemizi yaptık. İkinci kişi ile yapacağım görüşme için ertesi güne kaldım…

TÜRKLERİN KARARGAHI

Doğru Coşkun Kanber’in çalıştırdığı otele gittim… Otelde 50 ye yakın Türk kalıyor... Hemen hepsi ticaret yapmaya çalışıyor... Yapamayan da gayret ediyor... Türkiye'nin hemen her bölgesinden gelmişler... Orta ve küçük ölçekli esnaf. Bir kısmı otelin bir katında bürolar tutmuş... Mallarını orada teşhir ediyorlar ve satmaya çalışıyorlar... Orada iş yapmaya çalışanların bazıları ile konuştum... Hiçbiri net olarak kazanıyoruz demedi... Hemen herkes çok alacağımız var diyordu...

Burada ki vatandaşlarımızın işlerinin nasıl olduğunu iyice öğrenmek için tecrübeli bir vatandaşımızla konuştum... 4 yıldır Rusya'nın dörtte üçünü dolaştığını söyleyen bu vatandaşımız şöyle diyordu: "Bu otel de kalanların hiçbiri para kazanamıyor... Belki bir ikisi bir şey yapıyor... O kadar... Ruslar ticaretin T sini bilmiyor... Bizim Türkiye'den gelenlerin ise ne büyük sermayeleri var ne imalatları... Bizden gelenlerin çoğu da her şeyi berbat etti... Burada rüşvetsiz iş yapmak imkansız... Türkiye’den buraya gelenlerin çoğu Türkiye'de dikiş tutturamayanlar... Bir kısmı da başka iş için geliyor ticaret yapıyorum diyor..." Bu arada Hakkı Aslantürk'ü  görüyorum. 20 gündür Soçi'deymiş.

Daha sonra Suat Gürkök'ün ofisine gidiyorum... kamelya otelinin ikinci katında... Bir odaya giriyorum... Suat'ın yeğeni Deniz, eşi ve çocukları oturuyorlar... Deniz "abi hoş geldin" diyor ve sohbete başlıyoruz...

Suat'ın eşi, "15 gündür buradayım... Her şey pahalı... Çalışanların aldıkları ücret çok düşük... Ama çok iyi giyiniyorlar... Bu nasıl oluyor anlamıyorum" diyor...

Bu konuda kendi görüşümü anlatıyorum ve aslında bizim ülkeden farkı yok diyorum… Bizde asgari ücret ile ne yaparsın diyorum…

OTELLERDE ÇİFT FİYAT

Rusya’da oteller çift fiyat uygulamaya başladı… Rus vatandaşlarına yarım geri kalan Ukrayna, Gürcü, Azeri, İngiliz, Türk’e tam fiyat…Hatta daha değişik…En ucuz otel 20 dolardan başlıyor…250 dolara kadar çıkıyor…Ucuz otellerin kalitesi bizim Çömlekçi’de ki otellerin kalitesine ulaşamıyor.

Taksi ücretleri artmış… Her şey neredeyse dolara endeksleniyor…Bir dolar 2100 ruble…

Salı günü sabah ve akşam saatlerinde birkaç saat boş zamanım oluyor… Önce sanat galerisine gidiyorum…Çok güzel resimler var…Birkaç yıl önce sudan ucuz olan bu eserler şimdi dolar üzerinden satılıyor…Gerçi sanatın değeri para değildir ve ölçüde para olmamalıdır. Ben tablolar üzerindeki fiyatları belirtmek için söylüyorum… Akşam saatlerinde de Kafkas Otel karşısındaki sirke gittim…Kosova’dan gelen sirkteki gösteriler mükemmeldi…

O gece Kafkas Otel’de kaldım… Otelin birinci katında Zirvetur 10 oda kiralamış…Bir kaçını ofis diğerlerini de kalmak için kullanıyor…Zirve’nin patronlarında Hasan İstanbul’da…O esnada Soçi’de Ekrem ve bizim Korkut var…Şirketin müdürlüğünü de Azeri bir denizci yapıyor…Otel de yer yokmuş…Azeri müdür devreye girip kendilerine tahsis edilen odalardan birini bana verdiriyor ve ardından resepsiyondan odamın anahtarını alıyorum ve o esnada ilgili bayan hesap makinesiyle ücreti hesap ediyor bir iki dakikalık hesaplamadan sonra 50 dolarlık bir ücret çıkarıyor. Veriyorum ve anahtarı alıp odaya giriyorum…

Oda odadan çok her şeye benziyor…Gerçi yatak temiz ama ne tv çalışıyor ne doğru dürüst banyo var ne de telefonu. Ekrem’e Korkut’a ve Sefer beye bir iki sitem edip odama çekiliyorum.

Ertesi gün Suat Gürkök’ün tercümanlarından birini alıyorum ve doğru randevuya…Ve oradan da havaalanına ve Trabzon’a…

Soçi’de görünürde değişen fazla bir şey yok…Eskiden olduğu gibi şehrin kapladığı alanın yine yüzde biri yapılaşmış…Yani mevcut şehire yeni bir çivi çakılmamış…Yapılaşma şehir dışında o da planlı….

POLİSLER GÖREVDE

Asayiş iyiye gidiyor gibi…Ancak bir tır şoförünün anlattıkları ise dehşet verici..15 gün kadar kadar önce Soçi Tuapsi arasında polisler tırı durduruyor…Evrak kontrol derken şoförden para istiyorlar…Şoför yok mok derken cebinden 10 dolar çıkarıyor…Bu esnada diğer polisler şoförün çantasını yürütüyor…Ve aradan bir hafta geçiyor. Başka polisler çantayı geri getiriyor. Ve tabi içindeki paralar ve bazı evraklar uçuyor…Konyalı şoförde Soçi’de mahsur kalıyor….

Zamanım olmadığı için Soçi’de fazla gezemedim… Ancak, gördüğüm ve yaşadığım olay… Soçi’de 2 yıl içerisinde her şeyin pahalandığı… Bu pahalılığı gören bazı Rus vatandaşları tatillerini geçirmek için  Soçi’yi değil Antalya’yı tercih ediyorlarmış…Antalya’da bir haftalık tatil bedeli uçak ücreti dahil 500 dolarmış…

Ve son olarak da şunu belirteyim artık eskisi gibi Türkler Soçi’ye gelmiyormuş… Özellikle kaçamak yapmak isteyenler… Bunun sebebi de pahalılık olsa gerek.

Not: Önümüzdeki günlerde, 1990 Rusya’sındaki izlenimlerimi, maceralarımı, hatırladığım kadarıyla aktarmaya çalışacağım. Bu arada katkıda bulunmak isteyenlere köşemiz açıktır.

 

 

 

 

 

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.