• BIST 94.718
  • Altın 193,378
  • Dolar 4,7612
  • Euro 5,4840
  • Trabzon 26 °C

Sofya'da Bir Cafe

Turhan EYÜBOĞLU

WiIIiam Shakespeare'in: "Yağmuru sevdiğini söylüyorsun, ama yağmur yağınca şemsiyeni açıyorsun. Güneşi sevdiğini söylüyorsun, ama güneş çıkınca gölgeye kaçıyorsun. Rüzgarı sevdiğini söylüyorsun, ama rüzgar çıkınca perdeni örtüyorsun. İşte bundan korkuyorum, çünkü beni de sevdiğini söylüyorsun." sözlerine takılmıştı genç adamın kafası. Bu aralar herkes "Devletimi seviyorum!" diyordu. Artık çalışması bitmiş, kahvesini içmek için her zamanki gibi köşenin başındaki kafeye gitmek için odasından çıkmıştı.

Hafif bir yağmur yağıyordu, ama o şemsiyesini açmadı. "Gökkuşağına ulaşmak istiyorsan yağmura katlanmak zorundasın!" diyordu kendi kendine. O zaman diliminde gökkuşağına çok ihtiyaç vardı. Ülkesinin durumu karışıktı. Bu konuda çok düşünüyor ve planlar yapıyordu gelecekte düşülecek zor durumdan çıkmak için. Giyimi, yürüyüşü, insanlara davranışı, oturuşu, konuşması... Bunlara şahit olan herkes ona hayrandı. O kafeye kahve içmek için yola çıktığında tanıyanlar tanımayanlara gösterip aralarında fısıldaşırlardı. Artık o caddede ve hatta o şehirde onu tanımayan kalmamıştı.

Bir hafta önce yapılan maskeli baloya yeniçeri kıyafetiyle katılmış, bay ve bayan herkesin takdirini toplamış, o gecede tüm danslara katılarak gecenin birincisi seçilmişti. Balonun yapıldığı yer büyük bir salondu. Artık saat dolmuş ve kapı kapanmıştı. Ancak son misafir kapıdan girmek üzere olduğundan o muhteşem büyük kapıyı bir kez daha açmak zorunda kaldılar. Kapı ağır ağır açılır ve kapının çıkardığı sesten dolayı bütün katılımcılar o tarafa bakmak zorunda kalırlar. Kapı açılır ve içeriye sarışın, mavi gözlü bir yeniçerinin girdiğini görenler hayretler içinde, o asil yürüyüşle ve onun gülüşüyle karşı karşıya kalırlar.

Yeniçeri, salonun ortasına kadar yürür ve durur. Solundaki bayana doğru ilerler ve sağ elini ona doğru uzatarak bayanı ilk dansa davet eder. Onu gören orkestra hemen vals çalmaya başlar. Genç adam bir yeniçeri kıvraklığında dansa başlar. O akşam bütün bayanlar onunla dans etmek için sıraya girerler. İşte bu olaydan sonra şehirde daha çok tanınır ve daha çok hayranı olmaya başlar. İşte bu yüzden "O", caddeye çıktığında herkes onu görmek için sağlı sollu caddeye sıralanırlardı. Her zaman bu yürüyüşü ile kafeye doğru giderdi.

Kafe sahibi onu görür görmez kapıyı açar ve masasına gidinceye kadar ona eşlik ederdi. Her zamanki gibi sade Türk kahvesini ona getirir ve Fransız gazetesini masasına koyar, oradan ayrılırdı. Bu genç adam kahvesinden bir yudum alır, daha sonra gazetesini açar ve okumaya başlardı. Aradan yaklaşık on beş dakika geçmiştir ki kafenin kapısında kafe sahibiyle giyimiyle köy kadını olduğu anlaşılan bir bayan tartışmaya başlarlar. Ayağa kalkar ve kapıya doğru ilerler. Kafenin sahibi bayana kafeye giremeyeceğini, burada oturamayacağını, burasının daha üst tabakaya ait olduğunu anlatarak bayanı kafeye sokmak istemez.

Bayan kafe sahibine:

"Burada sen benim ürettiğim ürünleri satarak para kazanıyorsun. Ben buğdayı, sütü, yumurtayı üretmesem sen hiçbir şey satamazsın. Benim en doğal hakkım burada oturmak." diyor. Genç adam artık onlara tam yaklaşmıştır. Kafe sahibi genç adamın onların yanında olduğunu görünce ona doğru bakar. Genç adam kafe sahibine:

"Lütfen bayanın içeri girmesine müsaade et! O benim misafirim!" deyince kafe sahibi kapıdan çekilir.

Genç adam o köylü kadını masasına davet eder ve masaya doğru yürürler. Kadın isteklerini kafe sahibine bildirir ve siparişi beklemeye başlarlar. Kafe sahibi siparişi getirdiğinde genç adam ayağa kalkar, köylü kadınını ayakta selamlar ve kafe sahibine dönerek tarihe malolmuş o sözleri söyler:

"Bunu sakın unutma! Köylü milletin efendisidir."  
Kadının elini öper, siparişlerin parasını vererek oradan ayrılır. İşte bu davranış ve buna benzer çok davranışlarından dolayıdır ki onu sevmeyen düşmanı ve benimsemeyen bir medeni ülke yoktur.

Şimdi soruyorum size bu genç adam kimdir?

(Sofya gezimden bir anı)

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.