• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Trabzon 7 °C

Son Çağrı...

Şener Eyüboğlu

2014 Yerel, 2015 Genel seçimleri ülkenin geleceği olacaktır.

Ne yapılacağı, ne yapılması gerektiği, öyle mi yoksa böyle mi olacağı önem taşımamaktadır.

Bu siyasal iktidar bir seçim dönemi daha bu biçimde yerinde kalırsa ne olacağını herkes görmektedir.

Dinsel yaşam biçimi yasal düzenlemelerle ve polis gücüyle topluma dayatılacaktır ki dayatılmaya başlandı..

İtaat kültürünün edilginleştirdiği kesimlerin uyum sağlaması kesindir

ve iktidarın dayandığı temeldir.

Karşı çıkanların her yolla hakarete uğrayacağı, “ayyaş, seks düşkünü sapıklar, dinsiz imansızlar, bozguncular, darbeciler,çapulcular vb.” Etiketleriyle damgalanıp hadlerinin bildirileceği de gezi olaylarında olduğu gibi açıkça görülmektedir.

Öyle, “kişinin özgür iradesi”ymiş, “demokrasi hakları”ymış gibi karşı çıkışlar “çoğunluğun iradesi”, “toplumun seçimle kanıtlanmış kararları” söylemleriyle ezilecektir.

Bu görüşlere katılmayanlara daha sonra bunları anımsatmanın da hiçbir yararı yoktur.

Çözüm, hiçbir koşula bağlı olmayan “güçbirliği”dir.

AKP’nin asıl umudu da bu güçbirliğinin olamayacağıdır.

Bu güçbirliği olamaz mı?

                                               ***

 

Eğer “benim ilkelerim”, “benim tarihim”, “benim kadrolarım”, “benim programım”, “benim söylemlerim” gibi farkların arkasına geçilirse, elbette “güçbirliği olamaz!”

Güçbirliği olmayınca da ‘benim’ denilen herşey AKP’nin hesabına geçer.

Eğer, “Seçim güçbirliği” “temel ilkelerinde anlaşan”, siyasal partilerin seçimle sınırlı bir ortak tutumu olursa o zaman böyle bir ortak enerji doğar.

Sonuç da, parçaların toplamından daha fazla bir başarı çizgisine ulaşır.

Daha önce de çok söylenen ama bir türlü gerçekleşmeyen bu ortak hareket konusunun bu kez başarılı olması için nedenler var mı ki?

Bu kez çok güçlü nedenler var.

Öncelikle 2014 Yerel, daha sonra 2015 Genel seçimlerinin çok büyük

“siyasal sorumluluğu” var.

Türkiye, geri dönemeyeceği bir dönemece girmiştir.

Dış ekseni de iç ekseni de kaydırılmaktadır.

Arap ülkeleriyle İslam ülkelerinin iş ve güç birliğine kaydırılmaktadır.

İç ekseni de din ağırlıklı yaşam biçimi, eğitim, yönetim kadrolarına kaydırılmakta, yargıya açıkça müdahale edilmektedir.

Artık Türkiye, geri dönülmeyecek kavşağa gelmiştir.

Bu gerçeği görmemek, görüp de önemsememek bedeli çok ağır olan bir körleşmedir.

Öyleyse önümüzdeki seçimlerdeki güçbirliği kesin bir yurt görevidir.

Bu görev kimlere düşüyor?

En başta CHP’ye düşüyor.

”Nasıl olsa bana oy verecekler elleri mahkum” anlayışı kadar büyük yanlış olamaz.

Geçmişte bu yanlış yapıldı ve çok şey kaybedildi.

Güçbirliği gerçekleşmezse ne olur?

                                               ***

Olacak şudur:

AKP, gene belediyelerin çoğunu alır, gene tek başına iktidar olur.

Bu kez de dördüncü defa tek başına seçilmenin gücünü “ben ne yapsam olur, halkın iradesi benim arkamdadır” diyerek her alanda bildiği gibi gösterir.

Güçbirliği yapmayanlar, siyasal iktidarı altın tepsi içinde AKP’ye bir kez daha ikram ederler.

Sorumluluğun bedeli budur.

Faturası da bu memlekete çıkacaktır.

2014 ilk olarak Yerel seçimlere giriyoruz..

Son çağrı...

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
YERİN KULAĞI
  • Kemeraltı’nda çöpe gidecek para!
  • AKP’li vekillerin dal-çık bayramı!
  • Balta'nın pantolonu yırtıldı mı?
  • Usta’nın en iyi transferi Yanal’ı göndermektir!
  • Utku ve Hasan Bozoğlu!
  • Soylu’ya BJK forması!
  • Altuntaş’ın torpili!
  • ASKF’de kutlama!
  • Konsey toplantısı!
  • Sizi bu hale nasıl getirdiler?
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.