• BIST 106.846
  • Altın 271,144
  • Dolar 5,7268
  • Euro 6,3392
  • Trabzon 12 °C

SON DEĞİL BAŞLANGIÇ

Ö. Faruk Altuntaş

           Büyük Adalet Yürüyüşünün sonunda İstanbul Maltepe’de iki milyon civarında yurttaşa seslenen Kılıçdaroğlu, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Bu çağrı adalet mücadelesi. Bu çağrıdaki tüm taleplerimiz karşılanıncaya kadar durmayacağız. Bu yürüyüş artık başladı. Korku duvarlarını yıkacağız. Adalet yürüyüşümüzün bu son günü, yeni bir başlangıçtır. Yeni bir ilk adımdır.”

            Görülüyor ki, 9 Temmuz mitingi yeni bir adım, yeni bir başlangıç olacak. 15 Temmuz FETÖ’cu darbe girişiminden sonra, bu darbe girişimini fırsat olarak değerlendiren 20 Temmuz Saray darbesinden sonra, 9 Temmuz, adalet arayan tüm vicdanlarda yeni bir başlangıcı ifade ediyor.

            Ankara’dan İstanbul’a kadar 24 günde tamamlanan tarihin tanıdığı bu en büyük yürüyüş, sağcısıyla solcusuyla, Sünni’siyle Alevi’siyle, Türk’üyle Kürt’üyle bütün yurttaşların hissiyatına tercüman oldu.

Halkın haber alma ve düşünce ifade özgürlüğünü ifade eden tutuklu gazetecilerin, hapisteki milletvekilleri ile belediye başkanlarının ve bunlara oy veren milyonlarca seçmenin, KHK’lar ile haksız yere işlerinden atılan ve işlerini geri isteyen memurlar ve akademisyenlerin, işlerini geri istedikleri ve hak aradıkları için açlık grevinde 123 günü geride bırakan Nuriye ve Semih’in şahsında zulme uğrayan tüm vicdan sahiplerinin adalet arayışı bu Büyük Yürüyüş ile umuda dönüştü.

                                                  ***

Büyük Adalet Yürüyüşünün sonunda Maltepe alanında yaptığı konuşmada Kılıçdaroğlu önemli tespitler yaptı. 10 maddelik adalet çağrısı olarak özetlenen şu tespit ve taleplerin altını çizebiliriz:

-15 Temmuz darbe girişimini bir kez daha lanetliyoruz. 15 Temmuz gecesi TBMM’nin kararlı duruşu ve halkın sokağa çıkarak direnmesi, ülkemizin anayasal ve demokratik kazanımı olmuştur.

-İktidar tarafından 15 Temmuz darbe girişimi fırsat bilinerek 20 Temmuz darbesi yapılmıştır. İlan edilen OHAL ile TBMM’nin yetkileri gasp edilmiştir. Sivil darbeye dönüşen OHAL uygulamaları ile yasama, yargı ve yürütme gücü bir kişide toplanmıştır. OHAL derhal kaldırılmalıdır.

-Yargıyı siyasetin emrine vermek demokrasiye ihanettir.

-OHAL uygulamaları ile mağdurların yargıya erişim hakkı ve sosyal güvenlik hakları ellerinden alınmıştır. Hukuk devletinin gereği olarak bu uygulamalara derhal son verilmelidir.

-20 Temmuz sivil darbesinden sonra, 15 Temmuz darbe girişimiyle ve onun ardındaki örgütle hiçbir ilişiği olmayan, ancak muhalif görülen akademisyenler ve diğer kamu görevlileri işten atılmış ve mağdur edilmiştir. Bunlar görevlerine iade edilmelidir. Tutuklu milletvekilleri derhal serbest bırakılmalıdır.

-150’nin üzerinde gazetecinin hapiste olduğu bir ülkede demokrasiden söz edilemez. Gazeteciler serbest bırakılmalı, medya üzerindeki baskılara son verilmelidir.

-OHAL koşullarında, serbest tartışmanın yapılamadığı bir ortamda, “devletin bütün imkânları seferber edilerek” yapılan Anayasa değişikliği gayrimeşrudur. Bu bir “mühürsüz seçimdir”… Türkiye gayrimeşru bir anayasa ile yönetilemez.

-Demokratik parlamenter sistem üzerindeki her türlü vesayet kaldırılmalıdır. Liyakat esası kamuda göreve başlama ve yükselmede esas alınmalıdır. Eğitimde laiklik ilkesinin aşındırılmasına son verilmelidir.

-Başta hukuk olmak üzere toplumsal yaşamın bütün alanlarında yaygın bir adaletsizlik devam etmektedir. Toplumsal adaletsizliğin giderilmesi için ortak irade geliştirilmelidir. Tüm antidemokratik uygulamalara eşit yurttaşlık temelinde son verilmelidir.

                                                 ***

Victor Hugo, “Zamanı gelmiş fikirler kadar güçlü bir şey yoktur” der.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun açıkladığı Adalet Manifestosu, bütün toplumsal kesimler için zamanı gelmiş ve geçmekte olan fikirler olarak bütün toplumu sarmaladı, halkın vicdanından onay aldı.

Herkes için adalet, ertelenemez, yakıcı bir talep olarak siyasetin seyrini değiştirdi. Salı günleri Meclis grup toplantılarında iktidara laf yetiştirmekle sınırlı muhalefet, sokağa taştı, meydanları doldurdu.

Alanlara inmek, sokaklarda yürümek ve herkes için adalet istemek ne kadar önemli ise, bu Büyük Adalet Yürüyüşünün demokratik meşruiyet içinde tamamlanması da o denli önemli olmuştur. Yürüyüşçüleri protesto edenlerin dahi alkışlanması ve “hak, hukuk, adalet” terimlerinden başka karşılık verilmemesi, demokratik direnişe istikamet kazandırmıştır, Büyük Adalet Yürüyüşünü taçlandırmıştır.

 

 

  • Yorumlar 2
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.