• BIST 108.489
  • Altın 151,185
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Trabzon 14 °C

SORUN DEMOKRASİ KALİTESİ

SORUN DEMOKRASİ KALİTESİ
Ali Rıza KESKİNALEMDAR

Ülkemizdeki son darbenin tarihi 12 Eylül 1980… Şili’deki son darbenin tarihi ise 11 Eylül 1973…

Adettendir. Bu tip olayların yıldönümlerinde yazılı ve görsel medyada tartışılan başlık pek değişmez, işin özü ve arka planı pek kurcalanmaz. Kurcalansa da, “doğrular” hep başkalarının etki alanında at koşturduğu için, değiştirmek pek mümkün olmaz; çeneler yorulur, o kadar!  

Bu yıl da yine bilindik görüşler gazete sayfalarına ve televizyon ekranlarına yansıdı. Arada mutlaka farklı değerlendirmeler yapıldığı olmuştur.

Ancak, belki de aradığımız, beklediğimiz yanıt bize çok uzak bir coğrafyadan geldi. Şili’den…

Bilindiği üzere 11 Eylül 1973’de General Augusto Pinochet, iktidardaki sosyalist lider Salvador Allende’yi bir darbe ile devirerek Şili tarihinde büyük acılara yol açacak 17 yıllık iktidarını başlatmıştı. 

Şili’deki Pinochet diktatörlüğünde işkence, zulüm, baskı ve korku ortamında siyasal görüşleri nedeniyle 40 binden fazla insan hapishanelerde korkunç işkencelere maruz bırakılırken, bunlardan üç bini hayatını kaybetmişti. Aradan 40 yıl geçmesine rağmen, bu dönemde öldürülen bin kişinin cesedine ise hâlâ ulaşılmış değil…

İşte ülkesindeki bu dönemi “Pinochet Rejimi” adıyla kitaplaştıran, Şili Üniversitesi Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü’nde profesör olarak görevli Carlos Huneeus Madge’ye göre “Asıl tehlike ordu değil, orta kalite demokrasi”… (*)

Gelelim Madge’nin Pinochet’in yaptığı darbenin toplumdaki yapışkan ve illet izlerini anlattığı sözlerine: “Darbe toplumu ikiye böldü; askeri yönetimin uyguladığı şiddet ve baskı kapanmayan yaralar açtı. Sadece baskının şiddetinden değil, sivillerin bunu haklı göstermesi yüzünden de… Pinochet’in rejimi otoriterdi ancak sadece askeri değildi, siviller de destek verdi”.

Bu sözler size bir yerlerden tanıdık geliyor mu? Bir benzerlik bulabildiniz mi?

12 Eylül darbesini anımsayan yaştakiler… Eğer hafızalarını kuvvetli tutabildiyseler ve nesnel bakış açılarını her türlü baskıya rağmen hâlâ değiştirmediyseler, yukarıdaki sözlerin ülkemizdeki darbenin sonucunu da yansıttığını bir kez daha anlayacaklardır. Belki de bütün ülkelerdeki darbenin insan psikolojisini ve karakterini nasıl değiştirebildiğini, biçimlendirebildiğini de…

12 Eylül darbesinde ilk etapta kapatılan “sivri dilli solcu gazeteler” dışındaki gazetelerde yazmaya devam edenlerin çoğunluğunun da darbecilerin peşinden “paşam, paşam” diye gittiklerini, onlara “ne kadar güzel bir iş yaptıklarını” anlatırken nasıl övgüler yağdırdıklarını, bilmem anlatmama gerek var mı?

O zamanın yağcılarının ve balcılarının, kendilerini şimdilerde televizyonlardaki koltuklarında bacak bacak üstüne atıp en büyük “darbe düşmanı” ve en büyük “özgürlük savaşçısı olarak” sunmaları karşısında sonucun acı mı yoksa komik mi olduğu konusunda, gerçekten karar vermekte zorlanıyorum.   

“Mavilim mavişelim / tenhada buluşalım mavilim” türküsünün bile yasaklandığı dönemdi.

1982 Anayasası oylaması sırasındaki darbe günleriydi… Mevcut anayasadaki özgürlük ve hakların elden gitmesi yönünde büyük bir temizliğin yapıldığı “yeni anayasanın hazırlanması” dönemi… Darbecilerin şehir şehir gezip anayasa lehinde konuştuğu ama elbette karşıt görüşlülerin “mavi” sözcüğünü kullanmalarına, “mavilim” türküsünü seslendirmelerine bile izin verilmediği baskı, işkence, zulüm, yasaklar ve dayatma zamanı…

Bu mavi düşmanlığı niyeydi diye soranlar olabilir. Bilmeyenler ve anımsayamayanlar için yeniden yazalım.

***

Halaannem (çok sevdiğimiz, annemin halasına ailede verdiğimiz ad) Kasım 1982’de oy kullanma kabininden çıkıp, yüzündeki gülücüklerle sandık kurulunun önüne doğru yürürken, bana dönerek salladığı saydam zarfın içindeki mavi pusula “kabak” gibi görünmekteydi. 82 yaşın kendisine verdiği korkusuzlukla, çoğu insanın o zamanlar cesaret edemediği bir şeyi çekinmeden yapabilmiş; 1982 Anayasası’na “hayır” demişti.

1982 Anayasası için yapılan oylamadaki pusulalarda “evet”i temsilen beyaz, “hayır”ı temsilen de mavi renkler seçilmişti. Bu oylamada kullanılan zarfların saydam denilecek kadar içini gösterebilen incelikte seçilmesinin amacının, anayasaya hayır demek isteyenleri korkutup sindirerek, zarftan mavi rengin çok açık bir biçimde görünmesinden “tırsanları” artırarak, zihinlere kuşku salmak ve bu sayede beyaz oyların sayısını çoğaltmak olduğu belliydi.

İşte darbecilerin mavi düşmanlığının kaynağı, hayır oylarının kendileri tarafından seçilen renginden dolayıydı.

1982 Anayasası % 92,5 gibi büyük bir çoğunlukla “kabul” edilmişti. Şimdi televizyon kanallarında bülbül gibi şakıyıp anti-darbeci geçinenler, o zamanlar bu % 92,5 içinde yer aldıklarını, anayasaya evet dedirtmek için nasıl açık ya da örtülü bir destek içinde oldukları yüzlerine vurulduğunda ar damarları çatladığından olsa gerek pişkin pişkin sırıtarak zeytinyağı gibi su yüzüne çıkmayı da marifet saymaktadır.

Profesör Madge’nin Şili üzerine yaptığı saptamanın ülkemiz için de geçerli olması, hiç kuşku yok ki insan karakterinin sınır tanımaksızın benzeştiğinin de bir göstergesi durumunda: Güçlünün yanında, haklının karşısında olmak!

“Sağı gösterip sola vuran” ya da ilk başta mesela MSP’nin (Erbakan’ın liderliğindeki Milli Selamet Partisi) 12 Eylülden birkaç gün önce Konya’da yaptığı “şeriat çağrısına yönelik büyük miting” örnek verilerek zemini güçlendirilen 1980 darbesinin en büyük mağduru tartışmasız Şili’deki gibi sol düşünce olmuştur. Ancak Salvador Allende’nin düşüncelerini hayata geçirmek için harekete geçen Şili’li gençler şimdilerde sokaklarda hak ve adalet arayışında...  

“Akan kardeş kanını bir günde durdurup, müsebbiplerini de beslemeyip şıp diye asan” darbecilere 1982 Anayasası oylaması sırasında verilen desteği “dereyi geçene kadar ayıya dayı deme”  şeklinde açıklayanlar, geçen 31 yıllık sürede, -faili meçhul 17 bin kişi de dahil- yaşanan acıların en büyük ortaklarından olduklarını bir nebze olsun anladıklarını umduğum, 1982 Anayasası’nın Geçici 4. Maddesindeki 10 ve 5 yıllık yasakların kalkıp kalkmamasını belirlemek için yapılan 1987’deki “Siyasi Yasaklar Referandumu”nda, yasakların kalkması yönünde verdikleri % 50,2 evet oyuna rağmen, vicdanlarının temizlendiğini, bilmem düşünebilmektedirler mi?  

***

Şimdi “bıyık altından gülümseyenler” olduğunu hissediyorum. Onlar, “33 yılda çok şey değişti; köprülerin altından çok sular aktı” demeye getiriyor… Doğru, 1980’den sonra “çok şey değişti”! Değişmemesi mümkün müydü? Herhangi bir şey, olduğu gibi, olduğu yerde kalabilir miydi? Kalamazdı! Ancak, aynı şeyi köprülerin altından akan suyun kalitesi, paylaşımı ve debisi için söyleyebilmek, değişimin çok olumlu olduğunu ifade etmek, ne kadar doğru olur?

Ülkemizde Cumhuriyet’in “askerler” tarafından kurulduğu için kuruluş felsefesi ile temellerinin reddedilerek yıkılmasını ve yeniden inşa edilmesi gerektiğini savunagelen “aydınlar”, Marx’ın belirttiği Tarihte ne olmuşsa başka türlü olamayacağı için öyle olmuştur” sözüne karşı bilmem bir diyecekleri olabilir mi? Onlar zamanı koşullarından soyutlayarak, sırça köşklerinde 90-100 yıl öncesine bugünden bakarak ahkâm kesmenin rahatlığında sallamaya bakalım daha ne kadar devam edecekler?

Sanırım ulaştıklarını sandıkları ve tapındıkları “ileri demokrasi” zurnasının “zırt” dediği yere kadar!

Profesör Madge, Şili‘de sorunların kaynağını “demokrasi kalitesi”ne bağlıyor ve “Şili kendi sorunları olan bir demokrasi. Tehlike ordunun geri gelmesinde değil; zayıf siyasi partiler ve organizasyonlarla orta kalitede bir demokrasi olması” diyor.  Bizde ise “ileri demokrasiye geçildiği” için olsa gerek, bütün kurum ve kurallarıyla demokrasi kalitesini pek dikkate alan çıkmıyor. Sonuçta “eylemsizliklerine yenilmiş” halkımız da “Godot’yu bekler” gibi, “zorunlu olarak” yeni kahramanını bekliyor, kurtuluşu için! 

 _________________________

(*) Özge Özdemir’in röportajı, Milliyet, 12.09.2013

  

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • İşte 'Şah Fırat' operasyonunun detayları!22 Şubat 2015 Pazar 10:42
  • GENELKURMAY'DAN İLK AÇIKLAMA!22 Şubat 2015 Pazar 10:40
  • TSK'dan 'Şah Fırat' operasyonu!22 Şubat 2015 Pazar 10:08
  • İstanbul'da kaç Trabzonlu var?13 Şubat 2015 Cuma 14:14
  • O para öğrencilere iade edilecek!12 Şubat 2015 Perşembe 05:49
  • '10 bin lira ver, cevap anahtarını al'03 Şubat 2015 Salı 01:06
  • 2010 öncesi tüm sınavlara inceleme!16 Ocak 2015 Cuma 12:55
  • Canlı bomba Çeçen çıktı!08 Ocak 2015 Perşembe 09:32
  • Dondurucu soğuklar geliyor!04 Ocak 2015 Pazar 14:20
  • Yan bakma cinayeti!02 Ocak 2015 Cuma 09:57
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.